Behzat Deresi

Şehirlerin hayatında nice güzel semtler, mahalleler, sokaklara, caddeler vardır. Dereler vardır, ırmaklar vardır. Tokat var olduğu günden beri Yeşilırmak (İris) ile adını Behzat-ı Veli Hazretlerinden alan bir dereyle anılır.

Yeşilırmak için pek çok hikâyeler masallara menkıbeler anlatılmıştır da; Behzat dersi için çok şey yazılmamıştır. Hâlbuki bir zamanlar şehrin kalbi Behzat Deresini kanarında atardır. Bakmayın şimdi öyle serpilip ovaya doğru yayıldığına…

Aslına bakarsanız bana göre şehir hâlâ bu derenin kenarında, çağıl çağıl akan derenin yanaklarında zamanı ve mekânı kolluyor. 

Şehri dinliyor, dinlendiriyor, serin sularının koynunda...

 

Ah, bin bir acının ezel bekçisi, Behzat deresi,

Kaç bin yıldır ağladın durdun,  bu ağıt neyin nesi?

Dün hatıralar seninle yıkanır, seninle sevinirdi,

En büyülü geceler, seninle anılır, seninle bilinirdi…

 

Artık bitsin, bitmez ağıtların, gülsün sana âşıkların,

Coşsun çeşmelerin, aleve dönsün nurdan yanakların,

 

            Firuze tahtlara kondun, gümüşî elbiseler giydin,

Çılgınsın, çıldırmışsın, yeni bir âleme koşar gibisin,

Yeter çağlama artık, ak akabildiğin kadar…

Uzan zamanın üstüne, vücudun serince dinlensin…

           

 

 

Emin Ulu- Tokat

23.10.2003