Balkanlardaki bozgun gibi!

PKK Avrupa Parlamentosunda terörist listesinden çıkartıldı ve bundan sonra ‘Aktivist’ (mücadeleci) olarak yer alacakmış. Türkiye’de de çoktandır PKK terör örgütü değil gerilla olarak yazılıp çiziliyordu.

Bundan böyle de “Türk Milleti”,Türk Ulusu”, “Ne mutlu Türküm diyene”,Türklük”, “Türk” gibi tanımlar resmi tabelalarda, yazışmalarda ve anayasada yer alabilecek midir? Bence almayacaktır. Durum onu göstermektedir. Amaç Türkiye’nin Kerkük ve Musul’u da içine alan “1925 öncesi Misak-ı Mili sınırları hayali”ne kapılıp; sözde Türkiye’nin himayesinde Kuzey Irak’tan Suriye ve Akdeniz’e açılacak bir “Kürt-Türk ittifakı” kurup eyaletlere ayrılmış ABD ve İsrail güdümlü bir Ilımlı İslâm tipi Osmanlı Türkiye’si yaratmaktır. Türkiye böyle bir kandırmaca ile kolayca bölünecektir. APO’nun önerip Hükümetin de onaylayıp Anadolu’ya gönderdikleri Akil uyduların da görevi halka bunları anlatmak değil midir?

Sadi Somuncuoğlu, Yeni Çağ’daki köşesinde Doç. Dr. Mümtaz Sarıçiçek’in “Heyet-i Nasiha”dan “Akil insanlar Heyeti’ne Algı Yönetimi” başlıklı makalesinin bir bölümünü almış.

Sarıçiçek diyor ki:

“Bu gün vatan topraklarının belli bir bölgesi son elli yıllık süreçte stratejik bir biçimde ve adım adım siyaseten işgal edilmiş, bu durum son on bir yıldır da fiili işgale evrilmiştir. Bunun göstergeleri şunlardı

1.Bölgedeki Türkmen aşiretleri büyük ölçüde göçe ve asimilasyona zorlanmış; dilleri ve kökenleri unutturulmuş, kalanlar yok sayılmış, bin yıllık Türk yurtları “Türkçenin bilinmediği Kürdistan toprakları” ilân edilmiş, milli ruhun şah damarı olan yüzlerce yıllık Diyarbakır, Urfa, Mardin, Van, Bitlis türküleri, “orjinali Kürtçe” denilerek Kürtçeye çevrilmiştir. Bunlar ancak bir işgal yönetimince gerçekleştirilebilecek düzeydeki etnik arındırma faaliyetlerinden bir kaçıdır.

2.Bölgedeki milli siyaset yanlısı şahsiyetler baskı altına alınmış, baskıya direnenlerden çok sayıda isim kalabilmiştir. Bingöl ve Malatya Belediye Başkanları gibi sembol isimler yok edilirken geride kalanlara da gözdağı verilmiş; Cizre’de olduğu gibi son birkaç yerel yönetici de “JİTEM”ci ve “Faili meçhul” cinayetlerden sorumlu ilân edilerek yargının önüne atılmıştır. Bu günlerde, Başbakan tarafından, milli siyaset yapan partilere yapılan ‘Yüreğiniz yetiyorsa Sivas’tan öteye geçin’ ihtarı ve tehdidinin sık sık tekrar edilmesi, bölgede serbest bir siyaset yapılamayacağının, fiili işgalin bilindiğinin ve onaylandığının dillendirilmesidir.

3.Bölge ekonomik bakımdan işgal altındadır. Ülke genelinde olduğu gibi bölgede de sağlık ve eğitim dışında kamu yatırımları durdurulmuş, var olanlar da elden çıkarılmıştır. Bölge dışından gelecek yatırımcılara da örgüt izin vermemiş, buna rağmen şansını deneyen yatırımcıların şantiyeleri basılıp ekipmanları yakılmış, çalışanları kaçırılmış veya öldürülmüştür. Bölgeye, bugün bölge firmaları dışında (birkaç firma hariç) hiçbir firma yolcu taşımacılığı yapamamaktadır. Bunların sonucunda bölgede örgütün kontrol ettiği yerel sermaye ve kaçakçılık ekonomisi hakim olmuştur. Bunların yanında Devletin bölgede verdiği hizmetlerin bedelini bölgeden tahsil edemeyip “kaçak bedeli” adı altında ülkenin namuslu vatandaşlarından toplaması, problemin düzeyini gösterecek çarpıcı uygulamalardandır.

4.Bölgedeki yerel yönetimlerde örgüt, işgal yönetimi gibi “üst irade” konumundadır ve bu iradenin onaylamadığı hiçbir icraat gerçekleşmemektedir. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in örgüt yanlısı olmasına rağmen bu iradeyi zedeleyecek bir davranışından dolayı bir belediye hizmetlisinin ‘yargıç’lık yaptığı ‘örgüt mahkemesinde yargılandığı (bilindiği halde hiçbir işlem yapılamayışı)’nın geçen yıl yazılı ve görsel basına yansıması, bu fiili işgalin göstergelerinden bir diğeridir.

5.Mülki ve idari birimlere son yıllarda yapılan birçok atamada, atananların örgüte taviz verici beyanlarla işe başlamaları da bu durumun en yüksek düzeyde kabul ve tasdikinin bir başka göstergesidir.

6.Bölgenin ruh ikliminden Türkçe, Türk Bayrağı, İstiklâl Marşı, T.C. kimliği ve Vatan sevgisi gibi ortak duygular ve semboller yok edilmiş, onların yerine de örgütün bölgesel mahiyetli ‘kutsalları’ ikame edilmiştir.”

Evet, acı manzaramız böyledir. Bizi bir millet yapan, köklü kültür ve medeniyetimiz bölgeden kazınıyor. Kanun hâkimiyeti ve kamu düzeni işlemez hale getiriliyor. Egemenliğimizin sembolü olan ‘Türk Bayrağı’ ortadan kaldırılıyor.’Köy korucuları’ ve yurttaşlarımız adeta rehin alınmış TBMM’de Türk adının ve kimliğinin anayasadan çıkarılıp iki ortaklı bir devlet için, iktidar partisi ve PKK işbirliği halinde… Sanki bölgedeki gelişmelere ayak uyduruluyor.

Görünen köy kılavuz istemezmiş” Bu gidiş size, vatanımız Balkanlardan nasıl çekildiğimizi bayraklar dürülüp ordular çekilince milyonların nasıl katledildiğini hatırlatmıyor mu?

Çözüm: Türk milletinin uyanması ve gerekli cevabı gereken yerde vermesidir…