Çözenler ve Çözülenler

Acının, ıstırabın, kanın, gözyaşının otuz küsur yıldır ülkemizin insanlarını harab ettiği bir dönemden sonra dört aydır; kan ve gözyaşının olmaması, kimsenin burnun bile kanamaması ne kadar güzel. Erken gelen sıcak bahar havalarının insanın yüreğini ısıttığı gibi; ülkenin dört bir yanında barış, mutluluk ve dostluk havasının hakim olması; inşallah, içimizdeki güllerin demet demet sokaklara taşmasıyla sonuçlanacak. Bir daha hayatının baharında kimse boyunu bükük yere düşemeyecek diye dua ediyoruz.

1980 öncesinin acılarını yüreğinde hissetmeyenler, o yılların zehirli yılanlarını koynundan atamayanların; bugün hâlâ kan emen vampircesine dişlerini göstermelerini kimse anlamak istemiyor. Kimse aldırmak da istemiyor. Ülkede barış ve huzur güllerinin devşirilmesi için yüreğini, aklını, fikrini, inancını hatta canını ortaya koyarak yola çıkan insanlara, olmadık hakaret yapanların, karşı çıkanların aslında en büyük korkuları; şehit cenazelerinde: “Ya Allah, Bismillah Allahüekber” diye bağırarak şehitleri istismar ederek; onların kanları üzerinde huzursuzluk çıkaran; hatta onları siyasi emellerine alet eden acayip ve garaip toplulukların elleri boşa çıkmak üzere… Dört aydır bu tür gösterileri yapıp boy göstermez oldular. İnşallah bundan sonra da göstermezler.

Bu ülkenin, namusuna, bayrağına, milletine, milli birliğine, vatanına göz dikenleri kimsenin affetmesi; kimsenin göz yumması asla düşünülemez. Ancak barış rüzgârlarının estiği bir ortamda; asla ve asla “Kan, kanla temizlenmez, kan suyla temizlenir.”

Böylesine kritik bir ortamda ülkenin içinden geçtiği cendereyi kazasız belasız geçirmek için çözüme katkıda bulunanlar ve bu katkıyı bozup çözmek, isteyenleri, bu milletin nasıl takdir ettiğini zaman çok iyi gösterecektir. Karşı olmak için karşı olmak değil; kanın durması, barış rüzgârlarının ülkenin hür ufuklarını doldurması için, herkesin elinden gelenin yapması gerekirken; işi istismar boyutuna getirerek olay çıkararak, protesto etmek neyin nesidir? Konuşmak yerine kavga ve küfürden başka bir şey bilmeyen bu zihniyeti, bu millet çok iyi tanıyor.

İnsanlar, ağzından çıkanları karşısındakilere söylerken önce kendi geçmişine bakmaları gerekir. Aynadaki siluetlerinde; kandan, kinden ve nefretten başka bir şey göremeyenlerin; elbette çözüm sürecinde barıştan dostluktan yana bir takınmasını kimse düşünmüyor.

Barış ve çözüme destek olmayanlar; kendi geleceklerinin çözülmesine ve çürüyüp gitmesinde destek olduklarının iş işten geçtikten sonra anlayacaklardır.