İsraf

İsraf yaşam kaynağımızda ön safhalarda yer alması gereken kelimelerin başında gelmelidir. İsraf: Her hangi bir maddenin, cismin, zamanın gereğinden fazla (aşırı) gereksiz kullanımı diyebiliriz. Dünyaya gözlerimizi açtığımız anda, yarışa başlamış oluyoruz. Yaşamımızın değişik evrelerini tamamladığımız, gözlerimizi bu dünyaya yumduğumuz anda yarışın bittiği andır. İnançlarımıza göre sevap ve günahlarımızı vereceğimiz yerler vardır. (Cennet-Cehennem) ödül ve ceza gibi. İnsan onurunu şerefini en üst seviyede tutan kişilik, arkada bırakılan eserler (izler) daha sonra senden bahsettirecek sözler gibidir. Gençken çocukluğumuzu düşünürüz, orta yaşlıyken gençliği, yaşlıyken  orta yaştaki anı ve günleri aklımızdan geçiririz. Ama bir daha yaşayamayız. Geçirdiğimiz zamanları iyi değerlendiremezsek zorluklar çekeriz. Geçen günlerin israfına yanar dururuz.

Havanın kıymetini bilemediğimizde, havayı kirletiriz. Suyun, toprağın kıymetini bilmediğimizde kirletiriz. Bizimle yaşayan yaşamayan canlıların değerini bilmediğimizde kıymetini bilmeyiz. İnsanların değerini bilmeyiz incitir, kırar değerini bilmeyiz. Baktığımızda bu büyük tabloya büyük bir israfı görürüz.

İsrafın arkasında cahilliği, cahilliğin arkasında; yoksulluk, kıskançlık, bilgisizlik, caresizlik, kavga, zulüm ve ölüm. İsraf ortadan kalkınca paylaşımcılık, ortaklık, yaratıcılık, karşılıklı saygı sevgi, insan onuruna saygı, güler yüzlü insanlar ve yaşanabilir bir dünya...

Tasarruf ederken bilgisizlikten, cimrilikten, kendimize eziyet etmekten kaçmalıyız. Bir an durup düşünelim; Evimizdeki suların akmadığını, elektriklerin yanmadığını, otomobilinizin yakıtının bittiğini ve şehrinizde olmadığını. Ne yapardınız? Önceden tedbir de almamışsınız? Kara kara düşünür, yeni tedbirler almaya başlarsınız. Peki! Bunları geniş bir zamanda alsaydık daha iyi olmaz mıydı? “Ak akçe kara gün içindir.'' sözünü boşa söylememişler atalarımız.

''Gençlikten ihtiyarlığa zaman ve zemin ayırın.'' ''Yar uçtuğu zaman tozar.'' ''Geniş zamanda ter dökmeyen, zaferde kan döker.''  ''Sakla samanı gelir zamanı''.... Birçok atasözümüz mevcuttur. Kimilerine göre zaman geçmez. Kimilerine göre zaman su gibi akıp gider. Zamanı olan insanların ne kadar da eksiklilerinin olduğunun farkına varsalar. Sanırım zamanlarının  bir dakikasını zayi etmezler. Eksiğinin farkına varan insanlar öğrenme, okuma, araştırma yaptıklarında zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmazlar.

İsraf denince ilk aklıma gelen şey aç gözlülük, bencilliktir. Gereğinden fazla alınıp, kullanmadan çöpe atılması. Yemek israflar, kağıt, kitap israfları, zaman israfı, doğa israfı, toprak israfı, ekmek israfı... Her nedense bu konularla hiç kimse gerektiği gibi ilgilenmediğini düşünüyorum. İnsana yaşam denen olgu bir kez sunuluyor. Bu hayatı saygı, sevgi, birlik ve beraberce paylaşarak yaşarsak sanırım herkes mutlu olur. İsrafında mutlu olmanın da sırrı, iyi eğitilmiş, öğretilmiş teknik donatımlı, kültürlü bireyler yetiştirmektir.

İsraf bütün dinlerde olduğu gibi, İslam dininde de haram (yasak)dır. Peygamberimizin ; (Komşun açken, sen toksan bizden değilsin.) sözünü unutmamak lazım. Ürettiğimiz ve tükettiğimiz ürünlere dikkat etmeliyiz. Bu ürünlerde kimlerin emekleri, alın terleri vardır. İçinde ülkenin öz kaynaklarının saklı olduğunu bilmeliyiz. Yanlış ve bilinçsizce harcanan israftır, İsraf da haramdır. Gereği gibi ihtiyaçlarımızı karşılamalı, bizden sonraki nesillere bu güzel ülkeyi ve yaşanabilir Dünya'yı  miras bırakmalıyız.

Sevgi yolunda israfsız yaşamak dileğiyle...