ASİMİLASYON

Asimilasyon kelimesini ilk duyduğumda lisedeydim. Bulgaristan’da Todor Jivkov Türklere içler acısı zulümler uyguluyordu. Müslüman köyler zorla Hıristiyan yapılıyor, insanların isimleri değiştiriliyor direnenler ise zulüm ve ölümün kol gezdiği Belene Kamplarına alınıyordu. Kaçıp da Türkiye’ye sığınabilenler kendilerini şanslı sayıyorlardı. On binlerce Müslüman Türk Türkiye’ye sığınmış hatta Naim Süleymanoğlu gibi dünya çapında sporcular bile zulümden ülkemize kaçmışlardı. O günlerde asimilasyon kelimesi zihinlerimize korkunç bir imaj olarak yerleşmişti. Azıcık akıl ve vicdan sahibi olan herkes de insanı zorla başkalaştırmak anlamına gelen asimilasyondan son derece rahatsız oluyordur.

Sonra başka başka ülkelerde ve tarihlerde asimilasyon kelimesine rastladım ya da artık bu kelime daha sık kullanılmaya başlandı.

Müslümanların hemen hemen her yerde asimilasyona tabi tutulduğuna şahit olduk. Bosna’da asimilasyondan da ileri gidilerek soykırım yapıldı. Karabağ’da, Ermenistan’da bir tane bile Müslüman Köy bırakılmadı.

Afrika’da mazlum yerli kabilelere uygulanan zulüm, kelimelerle anlatılamayacak kadar trajiktir. Amerikan yerlilerine çiçek hastalıklı battaniyeler vererek kitleler halinde öldüren bugünün  “Medeni” zihniyetleri, Fas’ta, Cezayir’de Tunus’ta hangi zulümleri uyguladılar, biliriz.  Azıcık tarih bilen, azıcık hafızasını yoklayabilen her vicdan sahibi, insanlığın bu kara lekelerini hatırlar.

Karnı tokken insan sevgisiyle dolup taşan, karnı acıktığında insan yiyecek kadar vahşileşen bu “Tek dişi kalmış canavar”ın evlatları İslam’a ve Müslüman Türklere bir sürü yakışıksız ifadeler kullanıyorlar. Dünya tarihinde asimilasyon konusunda en yeteneksiz millet Türklerdir ama şimdi Türkler asimilasyonla, soykırımla suçlanıyor. Üstelik de ünce 80 yıllık tarihimizden başlayıp adım adım 1000 yıllık tarihimize dil uzatmaya başladılar. Hatta içimizde bile bazı kıt zekâlılar Türklerin Çinlilere zulüm yaptığına kadar gittiler.

2000 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 2 yıl kadar kalmıştım. Adı Çeçen olan bir köyde, soy adları Çeçen olan halkın, babası Kürtçe bilmeyen evlatları Kürt Milliyetçisi olarak PKK’ya katılmışlardı. Yine Gürcü köyler vardı, öyleydi. Hele Türk köyler vardı ki üzerlerindeki baskıdan nefes alamıyor, Türklüklerini inkâr ediyorlardı. En son Arap köyler kalmıştı kimliklerini koruyabilen, onların da hayatları tehlikedeydi. Oysa o bölge etnik çeşitlilik açısından rengârenktir. Ama artık tek bir renk var oralarda.

1000 yıllık tarihinde tamamen Türkleşen bir kavim gösterebilir misiniz Anadolu’da. Ya da bir şehir, bir köy… Yok. Çünkü Türkler asimilasyon yapmayı beceremeyecek kadar Müslüman’dır, Vicdan sahibidir.

O kadar zulüm yapıldı diyorlar ya başka etnik gruplara, peki neden biri bile Türkleşmedi. Ben size Van’da Kürtleştirilen onlarca köy sayabilirim mesela. Gevaş’a daha 100 yıl önce göçüp de şimdi kendini Kürt zanneden Lazlar var…

Neden?

Çünkü insanlık dışı, Müslümanlık dışı bir zulüm var, baskı var!

Şimdi kalkıp da Türkleri soykırımla, asimilasyonla suçlayan karanlık niyetli çevrelere ne anlatalım. Vicdan yok ki hak versinler bize. İzan yok ki mantıken inansınlar, kalplerinde Allah korkusu yok ki hakkın, hakikatin ne olduğuna inandıralım. Onlara yapabileceğimiz fazlaca bir şey yok. Ama içimizde onların zehirlediği zihinler var. Kendi ecdadına, kendi tarihine sövülmesine göz yummaları şöyle dursun; bizzat kendileri de küfretmeye başladılar.

Endişeyle ve sabırla takip ediyoruz ki her gün yeni yeni hainler türüyor Müslüman Türklere karşı. Bugüne kadar ininden çıkamayan her lâin şimdi başını uzatıp ecdadımıza hakaret etmeye başladı.

En müreffeh zamanlarımızı Osmanlılar zamanında yaşadık diyen Yunanistan gibi; Türklere ihanetimizin cezasını çekiyoruz diyen Filistin gibi; Osmanlı sonrası her dönem kan ve gözyaşıyla sulanan Irak, Suriye gibi; Osmanlı’da baştacı edilen Millet-i Sadıka diye nitelendirilip de devletin zirvesine yerleşen ve de ihanetinin cezasını topraklarından olarak ödeyen Ermeniler, Rumlar gibi günümüzde de vicdani muvazeneyi kaybeden toplulukları büyük büyük felaketler bekliyor. Bu felaketlerin müsebbibi Türkler olmayacaktır. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi ilahi adaletin tecellisi neticesinde zalimlerin ve hainlerin yolundan gidenler bizatihi onlardan zulüm göreceklerdir.

 Bir Müslüman Türk olarak, uyarıyorum!

Gittiğiniz yol, yol değildir. Aslında İslam’ı yok etmek için bu topraklardan Türk varlığını silmeye çalıştığınızı biliyorum.

Türklerden sonra sizi zulüm bekliyor. Barış istiyorsanız, kardeşlik istiyorsanız kapımız da gönlümüz de açık. Bu ülke hepimize yetecek kadar bereketli. Eğer bir dünya devleti olmak istiyorsak bunu birlikte başarabiliriz. Müşterek medeniyetimize sunacağınız katkı varsa getirin. Bu gurur hepimizin olsun.

 Ama unutmayın Türkler hiçbir etnik grubun düşmanı değildir, siz de Türkleri düşman görmeyin, Türklere savaş açmayın.

Yoksa yazık olur size…