SİYASETİN SEVİYESİ BU KADAR DA MI DÜŞTÜ?

                      Kayserili siyasetçinin biri tıraş olmak için sabah erkenden berbere gider. Berber, “Buyurunuz, Efendim,” diyerek koltuğu gösterir.

                     Siyasetçi koltuğa oturur. Koltuğu sırtı aynaya gelecek şekilde çevirir.

                     Berber şaşırmıştır. Sorar:

                    “Beyefendi, neden ters oturdunuz? Sizi rahatsız eden bir şey mi var?”

                     Siyastçi, gayet rahat bir şekilde:

                     Sabah sabah, siyasetçi yüzü görmek istemem!

                     Der.

                     Halkın büyük bir kesiminin güvensizliği, sadece partileri ve liderlerini değil meclisi ve milletvekillerini de içine alıyor. Bugün söz veriyorlar ve verdikleri sözü yarın inkâr ediyorlar.Halkın karşısına yüzleri kızarmadan çıkabiliyorlar.

                    Öyle siyasetçiler geldi geçti ki unutmak mümkün değil… Tansu Çiller’in Esat’ı, Turgut Özal’ın Akbulut’u, Recep Tayyip Erdoğan’ın Kemal Unakıtan’ı, eski kültür bakanı Atilla Koç’u ve şimdilerde ise; Süleyman Soylu’yu, Numan Kurtulmuş’u, Bülent Arınç’ı unutmak kolay mıdır? Bunları bu günlerde aratmayacak o kadar milletvekili çoğaldı ki evlere şenlik.

                   Maşallah ‘hayırda yarışması’ beklenenler,yağcılıkta daha yükseğe tırmanabilmek için birbirlerini çiğneyenler başbakanın kendilerini fark edeceği umuduyla tırmandıkları yere,o reklamdaki gibi şu sloganı yazıyorlar: “Daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu!..”

                 Siyaset sahnesinde öyle kararlı ‘canlı’lar var ki Nirvana’ın kuyruğuna teneke bağlarlar alimallah!..

                 Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş bunlardan bazılarıdır. Süleyman Soylu; önceden hakaret ettiği başbakanı şimdi “Ebedi lider” ilan ediyor. Hâşâ… Peygamber yerine koyuyorlar. Hakaret ettiği videolar açığa çıkınca da; “Bunlar benim cahiliye dönemime ait” diyerek kıvırtıyorlar. Aynı kişi, başbakanın başlattığı açılım sürecini de ‘Medine sözleşmesi ve Veda Hutbesi’ne benzetmişti. Numan Kurtulmuş’un başbakana söylediği sözler ise yabana atılacak gibi değil…

                Bülent Arınç’ta: “Şeyini şey ettiğimin şeyi…”diyerek mecliste günün konusu oluyor. CHP’li kadın milletvekiline kürtaj konusunda söylediği lafların bini bir para…  

               AKP milletvekili Şamil Tayyar; yaptığı işleri “Ot toplama’ya benzeterek ilave ediyor: “Askerler çok düşünmesin, kafayı da meselelere yormasınlar diye boş zamanlarda ot yoldururlar. Bizim aslında milletvekili olarak yaptığımız da parlamentoda biraz ot yolmanın dışında fazla anlam taşımıyor!”Aslında bu söz meclis’e ve milletvekillerine, özellikle de ‘kendi durumunu’ ifşa çerçevesinde AKP milletvekillerine hakaret anlamı taşıyor.

                Öfke aklın önünde giderse düşünce de yaya kalır. Düşünemeyen insan ise sapıtır, rastgele hareket eder ve etrafa saldırır, durur. İnsanın on kere düşünüp bir kere konuşması lazımdır. ‘Eline, beline ve diline’ sahip çıkması gerekir. Yoksa bütün olumsuzluklar peşini bırakmaz ve toplumdan soyutlanır.

                Bu olumsuz davranışlara TBMM’ de son zamanlarda sıkça rastlıyoruz. Bayan milletvekilleri de, erkek milletvekilleri de bu yanlışlıkları yapıyorlar. Açılım olayları ve T.C’nin resmi dairelerin tabelalarından indirilmesi, Akil adamların davranışları, konuşmaları toplumu ve mecliste milletvekillerini de germektedir.

              CHP milletvekili Kamer Genç’in AKP milletvekili ve aynı zaman da aileden sorumlu bakanı Fatma Şahin’e söylediği sözler bir bayana söylenmesi gereken sözler değildi. Bu nedenle de Kamer Genç uyarma cezası almıştı. Kamer Genç, ben kendimi bildim bilesi mecliste milletvekilidir. Sert çıkışları ve olumsuz konuşmaları bu güne kadar çok olmuştur.

               Kamer Genç’in bu eleştirileri üzerindeki tartışmalar mecliste uzun süre devam edeceğe benziyor. Tokat da bu eleştirilerden dolayı gündeme geldi. Bu geliş hiç de Tokat için iyi olmadı. Tokat: kapanan sigara fabrikası ve işsizliğin, hayvancılığın, çiftçinin, emeklinin, Tokat-Niksar ve Ünye arasındaki yolun yapımı ile ilgili sorunların konuşulduğu gündemle gelseydi keşke. AKP Tokat milletvekili Zeyit Aslan’ın söylediği galiz küfürler öyle yabana atılacak türden değildir. Bu küfürlü sözler kültür seviyesi düşük kenar mahalle çocuklarının birbirlerine söyleyebilecekleri sözlerdir.  Gazi meclisinde ve bu kutsal çatı altında; özelliklede bayan milletvekillerinin bulunduğu bir ortamda bu küfürlerin söylenmesi bir milletvekiline hiç yakışmıyor.

              Bu iğrenç küfürleri terbiyem buna müsaade etmediği için buraya yazamıyorum. Bizi aslında şoke eden; kadın milletvekillerinin bu küfürlerden rahatsız olmadığı ve üstüne üstlük Zeyit Aslan’ı teselli etmeleridir

             Kutlu Doğum Haftasını geride bıraktığımız ve kutsal ayların gireceği bu mübarek günlerdeki gündemimiz ve konuşmalarımız bu mu olmalıydı? Kutlu doğum haftasında mübarek sözlerin çıktığı bu ağızlar, bu gibi galiz küfürleri nasıl yapar diye               düşünüyorum. Aslında üzülüyorum da!

             Siyasetçi de birbirine güvenmiyor. Çünkü: siyasetin seviyesini de düşürdüler.Adaylar halk tarafından seçilse bu duruma gelinmezdi.

             Eğer ‘el kaldırıp indirmeyi dünyanın en önemli misyonu sayacak kişiler milletvekili seçilmişse buna bir ‘minnet’ gibi bakabilirler.

             Sizin yerinize başkaları düşünecek, siz ‘efkârlanma’ zahmetinden kurtulacaksınız!

             Allah; Araf süresi,186’cı Ayet’inde ne güzel ifade ediyor:

            “Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.”