Hangisi daha galiz?

Kanal D televizyonunun 30 Nisan 2013 günü akşamı bir haberi, diğerlerin hepsini gölgede bıraktı: Efendim, üç genç sağlık ocağında küçük bir tartışma yapmış. Polis ise üçünü de önce karakola sonra mahkemeye götürmüş. Götürmüş de ne olmuş yani, mahkemenin babacan yetkilisi üçünü de serbest bırakmış.

Yine aynı habere göre olayın ayrıntısı şöyle gelişmiş: Gençler, sağlık ocağında sigara içmek istemişler. Bir hemşire kapalı alanda sigara içmenin yasak olduğunu söyleyince gençler sinirlenmiş ve hemşireyle ağız dalaşına girmişler. Ağız dalaşı da küfürsüz, sinkafsız olmaz ki… Ancak gençlerin küfürlerinin ayrıntısı verilmedi.

Hürriyet gazetesi, iktidar milletvekilimizin, bir hanım efendinin, bir annenin, bir eşin yönetimindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, sarf ettiği küfür sözcüklerinin hepsinin ilk ve son harflerini, aralarına noktalar koyarak ayrı ayrı vermiş. Bu bakımdan gençlerin küfürü mü daha sunturluydu, yoksa vekilin ki mi? Karşılaştırmalı karar vermek zor. Yetkililer gençleri serbest bırakırken belki de iki küfrü karşılaştırma olanağı bulmuş olabilirler, kim bilir? Yoksa gençleri serbest bırakırken imam - cemaat meselesini mi esas aldılar? Sonra, ağız dalaşı yapıyorsan hançerenin son perdesine kadar bağıracaksın. Küçük harflerle söylenen küfür etkisiz kalır. Böyle edeceksen hiç küfretme ondan iyi. 

Hemşire hanıma diyorum: Sen hemşire misin, kolluk kuvveti mi? Hemşireysen hemşireliğini bil. Neyine gerek de gençlerin keyfini kaçırıyorsun? Yoksa ek görevlerinden birisi de kurumun düzenini sağlamak mı? Şunun şurasında çocuklar, iki nefes çekip, kafayı bulacaklardı. Her olaya maydanoz olmanın sırası mıydı, yani…

Gürültü üzerine koridora çıkan doktor, tarafları teskin etmek için gençlere doğru ilerlemesiyle yumruğu yemesi bir olmuş. Pabucun pahalı olduğunu anlayınca yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır kuralı gereği bürosuna yönelmiş. Kaçarken de kendisini takip eden gençlerin önüne sandalyesini yuvarlamış. Sandalye gençleri oyalarken doktor, odasına girip kapısını kilitlemeyi başarmış. Hırsını alamayan delikanlılar doktorun kilitli kapısını tekmelerken işgüzarın biri, polisleri arayıvermiş. 

Tam zamanında yetişen polisler delikanlıları, önce karakola, sonra adalete teslim etmişler. İfadeleri alındıktan sonra gençler serbest bırakılmış.

İşte bu cümleden sonra haberleri izlediğim için pişman oldum. Ve… şu soruların yanıtını merak ettim:

Değişik yerlerde çarşaf çarşaf ilanlara rastlıyoruz: 

1)-Burada sigara içmenin cezası şu kadardır. İçenin yanı sıra içmesine izin veren ya da göz yuman kurum sahibi ve yetkilisinin cezaları kat kat fazladır, gibi… Anılan gençlere sigara içtikleri için ceza uygulandı mı?

2) Türk ceza kanununda, “Görev başındaki memura hakaret ya da memurun işini yapmasını engellemek suçtur” gibi hükümler olduğunu sanıyorum. Hemşire hanım ve doktor bey memurdan sayılmıyorlar mı? Bu görevlilerin maruz kaldıkları fiillerin hiç mi yaptırımı yok ki magandalar serbest bırakılıyor?

3) Sıradan vatandaşlarız. Canımızı ve malımızı devletin koruduğuna inanıyoruz. Memurunu şehir magandalarından koruyamayan devlet, bizi nasıl koruyacak? 

İlgililerin ilgisine…