Justin Bieber ve Kızlarımız

Bundan yaklaşık 1,5 ay önce 12 yaşındaki oğlum yanıma gelip, ‘Baba Justin Türkiye ’ye geliyormuş. Ben de gitmek istiyorum’ dediğinde başıma bunların geleceğini nereden bilebirdim ki...

*Bu arada benim gibi yüzlerce anne-baba, stat dışında ve stadı tepeden gören bir yerde çocuğunu bekliyordu.

*Havanın kararmasıyla birlikte soğuk şiddetini arttırırken, beklediğim yerde titremeye bile başladım.

Birçok anne-baba isyan eder haldeydi. Saatlerce beklenmiş, hava soğumuş ve öğlen sıcağına aldanan çocuklar şort ve tişörtlerle bekliyordu.

*İnanılmaz bir telefon trafiği yaşanıyordu konser alanı ile bekleme yeri arasında. Devamlı çocuklarını arayan ebeveynlerin önemli bir bölümü, ‘İstersen bekleme daha fazla, gel gidelim’ telkininde bulunuyordu.

*En ilginci de Bursa’dan gelen bir aileydi.

Feribotla İstanbul’a torununu getirmiş olan bir babaanne bana dönüp, ‘Kim bu berber Allah aşkına, nedir bu delilik’ diyordu.

*Saatlerce beklendikten sonra, Saat 21.10’da ekranda 10 dakikalık geri sayımı gösteren sayaç belirince çocuklar adeta çılgına döndü

 *Arada sırada çocukların çığlıkları yükselirken, bir de ne göreyim. Justin, sahneye atılan bir oyuncak yüzünden küsüp geri gitmez mi...

 *Oğlum yanıma gelince ‘neden sonunu beklemedin’ diye sordum. Aldığım yanıt ilginçti. Çok şımarıkmış...

*Justin Bieber önde, polis arkada!

Ünlü şarkıcı Justin Bieber pasaport kontrolü yaptırmadan aracına binerek kaçtı. Görüntü vermek istemeyen Justin Bieber, polisi adeta peşinden koşturdu.

*Aynı anda Justin Bieber hayranları da havalimanında ünlü sanatçıyı göremeyince ağlamaya ve bağırmaya başladılar.

*Bu kadar çok 15 yaşında kız var mı gerçekten?

*Kanadalı yıldızın aşkıyla gaza gelmiş binlerce genç!

*Yaşları 15’i aşmayan yüzlerce genç kız, içeri girebilmek için birbirini ezmek üzereydi.. Velhasıl “Çok seviyorum, çok aşığım, çok heyecanlıyım” türevi yorumlar ve çığlıklar.

*Bugün “İTÜ, İTÜ olalı böyle zulüm görmedi” başlıklı bir haber geçmiş İTÜ’lü gençler.

*Kütahya’dan gelen bir aile, “Şubattan beri istiyor, napalım. Getirdik” diyor.

*Birinin mesajı aynen şöyle: “Afferin gencler, hep böyle olun. Bir donu düşüğün peşinden ağlayın, bağrın.”

*Oktay Vural da meclisteki eleştirisinde; Justin Biber'ın de ağzına soyadı ile münasip bir biber sürülmesini istiyorum" sözleri ile eleştirdi.

*Geçtiğimiz günlerde İTÜ Stadı'nda konser veren Kanadalı dünyaca ünlü sanatçı Justin Bieber, kendisi için büyük fedakarlık yapan Türk kızlarını üzdü. Justin Bieber tek poz fotoğraf için 2.750 TL ücret aldı.

*Bieber’ın twitter hesabından İngilizce olarak, “İnanılmaz gece için tüm Türk kızlarına teşekkür ederim ama aynı şeyi ter kokuları için söyleyemeyeceğim” yazdığını, sonrasında ise panikleyip bunu sildiğini savundu.

Yukarıda basına yansıyan karelerden bazılarını okudunuz.

Dün gece İstanbul’a 2-3 yılda eski paramızla 750 trilyon servet biriktiren 19 yaşında bir çocuk geldi. İstanbul yerinden oynadı. Herhalde İstanbul Fatihi Sultan Mehmet mezardan kalkıp Edirnekapı’dan gençlere doğru yürüseydi; bu gençler o kadar sevinmezdi.

Hiç kıvırtmasın ve sloganlar peşinde de kimse koşmasın. Yıllarca anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesi üzerine yukarıda kıyametler kopartılırken aşağıda gençlerimizin çoğunun dünyasında Türklükmüş, Müslümanlıkmış, Laiklikmiş… hiçbir şey yok kardeşim. Bizimkiler çoktan dünya vatandaşı olmuşlar bile. Bir tek ilahı yok bu gençliğin. Onların 3-5 ilahı var kardeşim. Para, pop yıldızı, araba, sevgili, internet vs onların ilahı olmuş. Sağlamcı bunlar. Bir ilah ölürse öbür ilahlara sarılacaklar. Anadolu barışıymış, helalleşmekmiş, Türkiye’nin 50 milyar dolarlık yatırımlarıymış, İMF’ye 40 yıllık köleliğin sona ermesiymiş; onların umurunda değil. Büyük paralarla en iyi okullarda okurlar, en yüksek maaşla iş bulurlar, lüks içinde yaşarlar, gerisi umurlarında değil. Suriyeymiş, Myanmarmış kim takar! İşte size dünyalı gençlik. Müslüman, Türk, Arnavut, Alman yok artık. Hepsi yeşil bunlar.

Temel’in yolu Amerika’ya düşer. Bir müddet dolaştıktan sonra, uyanıklığı sayesinde kendisine bir belediyede iş bulur. Belediye otobüsüne şoför olarak işe başlar. Birkaç durakta yolcu aldıktan sonra, yola devam ederken otobüste bir kavga gürültü kopar.Temel, zank diye acı bir frenle otobüsü durdurur! Buranın mülçiye amiri penum, neden gavga ediysunuz bagayum. Yolculardan yakınmalar! Efendim beyazların öne, zencilerin arkayaya oturması gerekiyor herkes yerini bilsin. Temel! Siz uycar bir ülçenun insanlarusunuz.

Önde otursanız ne var, argada otursanuz ne var. Farzedelum siyah peyaz degülda hepunuz yeşülsunuz. Şimdi oturun bagayum yerlerunuza. Ortalık yatışır. Adamlar, sahiden de Türk doğru söylüyor der ve yerlerine otururlar. Temel eşitliği sağlamanın verdiği rahatlıkla otobüsü hareket ettirdikten sonra, zank diye frene basıp döner. Argadaşlar, az daha unutuydum. Açik yeşullar öne, goyu  yeşullar argaya otursun.

Evet, dünya gençleri aynı renki aldı. Sadece ton farkı var. O da zamanla solacak.

Gani Müjde’nin “tüm kız babaları birleşelim” diye bir bir serzenişini sizinle paylaşacağım:

“Yıllardır yaşadığım ev, dört-beş zibidi yüzünden bana ait değil artık.
Ne zaman eve gitsem benden çok onların resimleri var duvarlarda.
12 yaşındaki kızımın One Direction çılgınlığından bahsediyorum.
Bir tanesini kendisine damat bellemiş, bana da kabul ettirmeye çalışıyor.
‘Yabancı damat istemem, bak dizisi bile vardı. Olmaz’ diyorum ama dinletemiyorum.
Beş kişiler zaten.
Birini kötülesem ve başarsam bile ertesi gün bir diğerine aşık oluyor.
Şimdi Harry Styles denen zibidiye aşık. (yakışıklı da eşşoleşşek)
Her eve geldiğimde zibidinin hayat hikâyesini anlatıyor bana.
Taylor Swift denen bir başka şarkıcı kız meğer bizimkinin elinden almış çocuğu filan.
Boşver, başka bulursun diyorum ama nafile.
Geçen gün ‘Harry ile düğünümüzü nerede yapalım?’ diye sordu bana.
Kız babaları, sizlerin evinde de benzer şeylerin yaşandığını biliyorum.
Gidip dövücem serseriyi ama taa Londra’ya da bunun için gidilmez ki.
Üstelik onlar beş kişi ben tek başımayım.
Bu yüzden çağrım tüm kız babalarına.
Birleşip Londra’ya gidelim ve dövelim şu One Direction’ı.
Kızlarımızdan uzak dursunlar.
Tek yol Londra yani...”

Gençlerimiz tehlike altındaymış. Hiç zannetmem. Onlar gayet memnunlar hallerinden. Asıl tehlikede olan Türk milletinin geleceğidir. Kim nasıl tarif ederse etsin asıl tehlikede olan kimliğimizdir. Çünkü bütün kimliklerde olduğu gibi bizim kimliğimizin de DNA’sını kapitalist sistem bozmuştur. Planlanan da zaten buydu. Mutasyona uğramış, başkalaşmış bir halkın; dili de, dini de, geleceğinin teminatı olarak görülen gençleri de farklılaşacaktır. Bugün çektiğimiz çileler, baş ağrıları, kramplar bu farklılaşmanın sonucudur. Bana öyle geliyor ki biz uzatmaları oynuyoruz. Uzatma devresinde golü attık attık, yoksa bu gidişle dünya liginden elenmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Bazen düşünüyorum da sayın başbakan niye, kim için bu kadar çalışıyor, ömrünü heba ediyor? Ne gecesi belli ne de gündüzü. Yoksa gelecekle ilgili bir bildiği mi var. Biz buradan onun gördüklerini göremiyoruz. Bir bildiği varsa, gelecekle ilgili ışık görebiliyorsa bize de anlatsın da boşuna üzülmeyelim. O uzatma golünü bu millet atacak mı yoksa.

 

İsmet YALÇINKAYA