BİRBİRLERİNE KÜFREDEN VEKİLLER KENDİ MENFAATLERİ SÖZ KONUSU OLUNCA BİRLEŞEBİYORLAR!

Milli çıkarlar söz konusu olduğunda bir türlü aynı noktada buluşamayan milletvekilleri şahsi menfaatleri için bir iki dakika içinde nasıl da birleşebiliyorlar.

Ahlaksız, şerefsiz, hırsız, utanmaz, yolsuz, soytarı, satılmış, köpek, sana tükürdüğünü yalatırım, üçkağıtçı, piç kurusu, o…çocuğu, a…s…senin a…k’ gibi birbirlerine her türlü hakareti yapan vekiller, hazırladıkları ayrıcalıklı haklarını alkışlar arasında komisyonda kabul ettiler.Yakında meclise getirecekler.

Mecliste yasalaşırsa bu kanun teklifinde milletvekillerinin kendileri için padişah yetkisini aratmayacak istekleri şunlardır:

1.Milletvekillerinin “temsil niteliği bulunan programları için yapmış oldukları giderler” TBMM bütçesinden karşılanacak.

2.Bir kez seçilen milletvekili, TBMM üyeliğinin tüm haklarından ölünceye kadar faydalanacak.

3.Başkent protokol listesinde 22’ci sıradan 9 basamak yükselecek.13’üncü sıraya geçerek orgenerallerin üstünde olacak.

4.Vekillerin resmi ziyaret ve programlarında araçlarına, ambulans, itfaiye ve takipteki polis araçları gibi geçiş üstünlüğü tanınacak.

5.Halen uygulandığı gibi silah ruhsatı alabilecek. Bu ruhsatlarda süre kaydı aranmayacak. Bu belgeler için vergi ve harç alınmayacak.

6.Sadece görev sırasında kırmızı pasaport kullanan milletvekilleri ve aileleri, teklifle ömür boyu bu haktan yararlanacak.

7.Maaşlarını 3 ay peşin almaya devam edecek. Ancak, ölüm, Cumhurbaşkanı seçilme ve genel seçimler halinde önceden verilen 3 aylık ödenerek ve yolluklar geri alınmayacak.

8.Bütün bu haklardan emekli olmuş eski milletvekilleri de faydalanacak.(Yurt dışında kaçak yaşayan terör suçlusu eski milletvekilleri de)

Bu haklar ancak totaliter rejimlerde ve demokrasisi gelişmemiş geri toplumlarda vardır. Demokrasisi gelişmiş, kalkınmış ileri devletlerin milletvekillerinde bu padişah hakları mevcut değildir. Mesala; Almanya başbakanı Angele Markel 2012’de İtalya’ya basın mensupları ve sanayicilerle birlikte özel uçakla giderken uçakta yer olmadığı için eşini bir sanayici olarak götürememiş ve eşi kendi cebinden ücretini vererek başka bir uçakla İtalya’ya gitmiştir. İsveç Başbakanı toplantıya kendi bisikleti ile geliyor. Barack Obama tatil günlerinde devlet araçlarını kullanmıyor. Bu gelişmiş ülkelerde bizdeki gibi milletvekillerinin ayrıcalıklı böyle avantaları yoktur. Bizimkiler de lüks, şatafat ve israf o biçim! Allahtan korkmak ve kuldan utanmak yok. Halbuki Kurtuluş Savaşında yanılmıyorsan gözünden rahatsız olan Ali Fuat Cebesoy Almanya’ya tedaviye gidiyor. O günün parasıyla 500 Lira tedavi gideri ve yolluk tutuyor. Ankara’ya gelince kendisine bu ücret ödenmek istiyor. Kabul etmiyor. O paşa ,”Ülke yokluk içinde kıvranırken ben nasıl bu parayı alırım” diye geri çeviriyor. Atatürk’e durumu bildiriyorlar. Atatürk ısrar etse de kabul etmiyor. Hz. Ömer (r.a)’de kendi işini görürken kendi mumunu yakar, devlet işini görürken devlet mumunu yakardı.

Şu konuda onlara katılabilirim. Halkın seçtiği milletvekillerinin 22’ci sıradan 3 veya 4’cü protokol sırasında yer almalarını ve meclisteki odalarının iyileştirilmesi istekleri kabul edilebilir.

Açlık sınırının 1025 küsur, yoksulluk sınırının 3074,504 TL, asgari ücretin 773,01 TL, işsizliğin tavan yaptığı, gelir dağılımının adaletsizliği, emeklisinin açlığa terk edildiği ve yılda %6 zam verildiği, üniversite mezunlarının iş bulamadığı bir ülkede; kişisel çıkarları,kendi özlük hakları söz  konusu olunca nasıl da birleşiyorlar.Çalışanlar her şeyi devletten bekleyecekler. Ama onlar sırtlarını hazineye dayayıp bütün dünyalıklarını devletin kasasından, yani milletin cebinden sağlayacaklardır.

Ajda Pekkan, geçen günlerde TBMM’ni ziyaret etti. Meclis lokantasındaki artık yemeklerin sokak hayvanlarına verilmesi için milletvekilleriyle anlaşmış ve meclis lokantasını gezmişlerdi. Öğle yemeği yeni yenmişti. Yemeklerin yarısı yenmiş ve yarısı yenmemiş duruyor. Hiç el sürülmemiş tatlılar ve yemekler tabaklarda olduğu gibi duruyordu. Televizyondan rahatlıkla izledik. Ajda Pekkan bu durumu görünce şaşırdı. Hiçbir şey diyemedi.

          

Meclis lokantasında 20 adet yemek ile tatlı ve meyve suyunun fiyatı 14 TL. Çarşı lokantasındaki böyle bir menünün fiyatı ben diyeyim 150 ve siz deyin 200 TL.’ye yersiniz. Daha fazla eder ya!

Bu beleşe alışanlar, aynı vaziyetin devam etmesi için kendilerine özel avantajları hep birlikte hazırlayıp yangından mal kaçırırcasına sessizce hareket edebiliyorlar.

Hani sosyal adaleti kimseye bırakmayan sosyal demokratlar, muhafazakârlar ve milliyetçiler nerede… Yetim hakkı ve kul hakkı nerede kaldı. Demek ki çark her zaman aynı şekilde dönüyor. Değişen bir şey yok… Keser gibi hep bana hep bana! Bir de testere gibi bir sana bir bana olsa… Bizim İngiliz vatandaşı maliye bakanı Mehmet Şimşek; memura ve emekliye zam yapılacağı zaman fazla istendiğinde hazinenin müsait olmadığı ve enflasyon’un artacağını ikide bir söylerdi. Kendilerine yağlı-ballı ekstra özlük haklar icat ettiklerinde hiç sesi çıkmıyor. Bu davranışları resmen ikiyüzlülük ve riyakârlık değil mi? 

Hani israf haramdı. “Kendisi aç iken tok yatan bizden değildir.”diyen peygamber sevgisi nerede?

Milletvekilleri, mecliste kendilerine emeklilik düzenlemesinde de rahat nefes aldıracak düzenlemeler üzerinde de uzlaşmışlardı. Bütün toplantılarda kendilerine hakaretler ve küfürler edilirken en sessiz toplantıyı yapmışlardır.

Milletvekillerinin her yapacakları toplantı için bundan böyle onların çalışmaları ve beraber olmaları için teşvik pirimi verilmelidir. Yoksa yan yana yine gelemeyeceklerdir. Ne derler, “Menfaat kapıdan girerse şeriat bacadan çıkar. Nerede beleş oraya yerleş.”