Gönülden gönüle

Stajyer öğretmenliğe başladığım okulda lise ve ortaokul öğrencileri aynı binada eğitim alıyorlardı. Bu nedenle öğretmen sayısı hayli kabarıktı. Asil öğretmenlerden Şakir Erdem’in şu sözlerini hiç unutmuyorum.

-Herkesle selamlaşacaksın, herkesle arkadaş olacaksın ama asıl arkadaşın iki ya da üçü geçmeyecek. 

Bu tespit, yaşamım süresince girdiğim her toplulukta geçerliliğini korudu. Meslek hayatımda kimler geldi, kimler geçti. Birçok arkadaşla yakın dost oldum ama değişen dönemlerde gerçek dostlarımın sayısı hiç bir zaman değişmedi.

Şöyle geriye döndüğümde, ortaokulda Necdet Yücel, öğretmen okulunda Selami Yemenici, Gazi Eğitim Enstitüsünde Aziz Mersin, Baki Gözen, Yedek Subay Okulunda Hasan Beyazıt’la yakın dostluk kurmuşum. Meslek hayatımda hiçbir arkadaşımla ters düşmedim ama yakın dostlarımın sayısı ölçüyü aşmadı. İsimler değişti, sayı aynı kaldı.

İlkokulda aşağı mahalleden Müslüm Gül ve Sadık Kaya, yukarı mahalleden Cemal Aslan’ın hâl ve hareketlerini ve giyim kuşamlarını çok beğeniyor, onlar gibi olmaya özeniyordum. İçlerinden yalnız Sadık Kaya ile yakınlık kurmuştum. Çünkü hem aynı sınıftaydık, hem de numaralarımız peş peşeydi.

Sevgi karşılıklı olmalı. Ben Müslüm ve Cemal ağabeyleri beğeniyor, onlara özeniyordum ama onların benden haberlerinin olduğunu hiç sanmıyorum. Hani Nazım’ın “Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda mı?” dediği gibi. Ama Sadık’la beraber nöbet tuttuğumuz, beraber beş taş oynadığımız, birbirimizin evine teklifsizce gidip geldiğimize göre demek ki sevgimiz karşılıklıymış.

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” Tabiri gereği kişi biraz da kendisine benzeyeni seçiyor galiba. Kafa dengi dedikleri bu olsa gerek.

******

Birisi seksenini devirmiş. Öbürü daha yeni emekli olmuş. Değişik zamanlarda soruyorlar. Genç olan:

-O, öğretmen mi ağabey, ne kadar seviyeli ve saygı değer. Tanımadığım halde çok saygı duyuyorum.

-Tabi canım, Namık Kemal İlkokulundan emekli oldu. Neredeyse ikinci emeklilik yaşı da geçti.

Yaşlısı soruyor.

-Biraz önce yanında oturan genç, öğretmen mi, Rasim bey, ne kadar beyefendi. Kanım kaynadı delikanlıya, sanki bir akrabam, bir yeğenim kadar yakınlık hissettim.

-Tabii öğretmen. Uzun yıllar ticaret lisesinde müdürlük yapmış. Yakında emekli olup buraya taşınmış. 

Uzaktan uzağa bir artisti, bir politikacıyı, bir futbolcuyu takdir eden ve sevene çok rastladım ama aynı toplulukta tanışmadıkları halde birbirini karşılıklı takdir edene ve beğenene yeni tanık oluyorum. Neşat Ertaş ustanın

“Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Gönülden gönüle yol gizli gizli” diye tarif ettiği sevgi böyle bir şey olsa gerek.

 

Ne diyelim Allah, cümle sevilenleri sevdiklerine bağışlasın…