DOĞA VE İNSAN

‘'Kötülüğe kötülük her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.”

'Er olmak, iyilik yapmak bilgi, sabır, yetenek, akıl, güç, cömertlik, fedakârlık, paylaşımcılık ister. Yapılan iyilikleri, güzellikleri unutmamak, örnek davranış ve kişilik geliştirmek gerekir. Yapılan tüm iyilikler kutsaldır, hayırdır, insanı yüceltir, var oluşunu sağlar. Doğaya da iyilik yapmak insanı yüceltir, rahat ve refah yaşatır. Toprak milyarlarca mikro organizmayı içinde barındırır. Toprak da canlıdır. Toprak canlıların yaşam kaynaklarından biridir. Hava, su, toprak, ateş (ısı) olmasa hiç bir canlı yaşayamaz.

Şişli'deki yabancı dil okuluna beni ziyarete gelen çok değerli TV Sunucusu Hüseyin Kelleci arkadaşımla saatlerce sohbet ettik. Konu döndü dolaştı köydeki yaşayışa geldi.

Konu doğa, insan sevgisini ilgilendirdiği için sizlerle paylaşayım dedim. Hüseyin bey şöyle anlatmaya başladı.

“Bizim sülaleye Gül Ahmet'giller derler. Gül Ahmet Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde yirmi iki yıl muhtarlık yapmış. O dönemin okumuş aydını, bilgili ve görgülü bir insanıdır. Babam Halil, Gül Ahmet'in torunudur. Köyümüz Hubyar, Sivas'la Tokat'ın yüksek dağlarına, fazla mahalleler serpilmiş bir yerleşim yeridir. Biz Karagözgil Mahallesi'nde oturuyoruz. Bizim pınarların suları Tozanlı çayının sularını  oluşturan, yüzlerce kaynaklardan bir tanesidir. Babam, evin önünden geçen çeşme suyunun önünü keserek küçük bir gölet oluşturmuş, bu suyla bahçemizi, bağımızı ve ağaçlarımızı suluyor. Bahçede her meyveden üç tane vardır. Üçler aşkına. (Allah, Muhammet, Ali..) Bu gölet aynı zamanda ördeklerin, kazların ve tavukların su içip serinledikleri yerdir. Yaban ördekleri, kazları da evcil hayvanlar gibi konaklayıp beslendikleri yerdir. Çoğu yabani hayvanlar bizden kaçmazlar, rahat hareket ederler. Gül Ahmet'lerin Halil pek insanlarla bağdaşmadığından, hayvanlarla daha samimi anlaşıyor. Evcil ve yabani hayvanlarla dost, arkadaş gibidirler. Halil babam, Perşembe günü, öğleden sonra hiç bir dünyalık iş yapmaz. Tıraşını olur, abdestini alır, yeni ve temiz elbiselerini giyer, kitap okur, dua eder. Suya tükürmez, toprağı kutsal sayar. İnsanları, hayvanları, canlıları incitmez. Cinsel ilişkiye girmez. Diğer günlerden fazla bu günü kutsal sayar. Paylaşımcı ve yardım sever olurdu. Arı kovanlarının arasında belden yukarı çıplak arıların arasında dolaşırdı. Arıları kızdırınca bazen sokarlardı.

Babam hayvanları çok sevdiğinden bahçede bir yılan yavrusuna rastlar. Alır sever, bir kaba süt koyar besler yılanı. Her üç beş günde yılan gelir sütünü içer, Halil babamla arkadaş olurlar. Kışın uyuyan yılan, havaların ısınmasıyla babamla buluşur sütünü içerdi. Bazen de bahçedeki fareleri bulur beslenirdi. Babamla yıllarca dostluklarını sürdürdüler. Yılan büyümüş kalınlaşmış, iki metreden fazla uzunluğa ulaşmış. Gören komşular korkuyor, bahçemizin yanına ve yöresine gelmiyorlardı. Bizlere ve hayvanlarımıza da bir zarar vermiyordu. Bazen yılanın ıslık çalmasını ve ses çıkardığını ilk defa duymuştum. Babam yaşlanmış yatağa düşmüştü. Bir  gün bizleri yanına çağırarak “oğlum yılanı öldürün.” dedi. Bizde yılanı her yerde aradık bulamadık. Babam bu arada ölmüştü. Yılanı aylarca aradık, süt koyduğumuz yere süt koyduk. Yılan meğerse babamla beraber ölmüştü.”

İnsan sevince olumsuzluklar olumluya, verimsizlikler verimliliğe, kıraç toprak verimliliğe, bilgisizlikler  bilime dönüşür. Doğa, insan için varsa bizler doğayı ve içindeki canlıları sevmeliyiz, korumalıyız. Eko sistemin bir halkası kopunca, başımıza ne felaketler geliyor. Canlıları sevmeliyiz. Yaşatmalı ve yaşamalıyız. Herkese güzel bir doğa sevgisi dileklerimle...

 

 

    Süleyman Erkan 31-05-2013 Şişli-İstanbul