Üç Ağaçla Bahar Gelir Mi?

Hiç boşuna uğraşmayın marjinal kafalar! Üç ağaçla bahar gelmez, devrim olmaz! Devrimi; ezilen, haksızlığa uğrayan, inançları yok sayılan insanlar gerçekleştirir. Çalışan, üreten adaleti ve kalkınmayı öncelik haline getiren ve bu uğurda çalışanlara karşı devrim gerçekleştirilemez. Dünyada en köklü medeniyeti oluşturmuş, son ekmel dinin bayrağını en uzun süre ve duru bir şekilde dalgalandıran ve halkının %90’ı yaşamından memnun olan bir ülkede devrim olmaz. Olsa olsa ihtilal olur. Bu da tarihe karıştı. Bu millet yılanın deliğinden tekrar ısırılamaz.

Ey 3-5 ağacı bahane edip bu ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışan odunlar! Maksadınız ne sizin? Devletin malına zarar vermeyle yoluna girmiş ve hızlanan bu treni niye durdurmak istiyorsunuz?

Neden bu ülkenin yoluna taş koymaya çalışıyorsunuz? Bu ülke insanının demokratik yolla iktidarını teslim ettiği insanlara neden katlanamıyorsunuz? Sandıktan çıkana eyvallah dememek bu ülkenin en az % 50’sine saygısızlıktır, küfür etmektir. Kim ne derse desin; demokrasiyi içine sindiremeyenler gayrimeşru yollara başvururlar. Bu gün Taksim’de, Ankara’da, İzmir’de … toplum huzurunu bozarak, sağa sola zarar vererek milli serveti yok edenler demokrasi düşmanlarıdır. Orada temiz temiz protestosunu yapanlara sözümüz yok.

Üç beş kelaynak; marjinal grupları, işsizleri, agresif gençliği sokağa dökmüştür. Gayrimeşru yollarla seçim kazanmanın peşinde olanlar devleti meşgul ediyorlar. Kardeşim şu aynaya bir bakın bakayım, bu iktidarın yaptığının onda birini yapabilir misiniz siz? Bizim kültürümüzde “emaneti ehline ver” diye bir deyim vardır. Siz kendinizi emanete ehil olarak görebiliyor musunuz? Eğer ehil görüyor ve emanete sahip çıkmaya çalışıyorsanız bu işte bir yanlışlık olmalı. Yoksa gözlüksüz mü bakıyorsunuz aynaya? Zira bu millet size emaneti vermedi.

İşinize geldiğinde demokrasi, gelmezse anarşi. Eğer takiyye yapmadan demokrasiye gerçekten inanıyorsanız buyurun sandığa. Kimse kimseye silah zoruyla oy verdirmiyor. Şu anda bir araya geldiniz, ortak bir hedef için birleştiniz. İktidarın dışında %50 oy boşlukta. Biraz daha gayret edin ve sandıktan tavşanı çıkarın! O zaman size helal olsun. Eğer kafanız basmıyorsa buyurun size akıl. Ancak ne olur bu ülkeyi daha fazla meşgul etmeyin. Gölge etmeyin yeter. Ne kadar susar, ne kadar uslu durursanız bu ülke o ölçüde kalkınacak, siz de rahat edeceksiniz. Bırakın ………..’leri (!), rahatınıza bakın. Zira onlar ……… gibi (!) çalışıyorlar. Akıllı olun, enayilik yapmayın.

Evet, üç-beş ağaçla devrim olmaz. Olsa olsa ………olur. Burası Arap dünyası değil. Burası eski Türkiye de değil. Boşuna uğraşmayın. Gerçekten dürüst olmayan insanların yürümesiyle sokaklar aşınmayacaktır!

Evet, polislerimiz orantısız güç kullanmış olabilir. Ama kime göre? 160 polisin yaralandığı yerde orantısız güçten bahsetmenin ne derece haklılık payı var, bilemiyorum. Ancak bizde bir laf var. “söyleyene değil, söyletene bakacaksın”. Siz hiç empati yaptınız mı? Polisin yerine kendinizi koyun ve öyle düşünün. Siz olsaydınız ne yapardınız? Onlar insan değil mi? Bu ülkenin malını, namusunu korumayacaklar mı? Onların aileleri, çoluk çocukları yok mu? Onlar da etten kemikten yaratılmadı mı? Onları ruhsuz mu sanıyorsunuz? Onlar da evlerine gidip, çoluk çocuklarıyla zaman geçirmeyecekler mi? Onlar da ana, onlar da babadır. Eğer bu ülkenin vatandaşı isen birinci görevin memurun işini kolaylaştırmak değil mi? Yanlış yapanları adalete havale etmek değil mi? Al resmi iznini, topla milyonlarca göstericiyi. Meşru yollardan istediğin kadar gösteri yap. Toparlan, sekiz-on ay sonra al İstanbul Belediye başkanlığını. Kafana göre Taksimi düzenle. İşte İzmir AKP’nin değil. AKP İzmir için sokağa döküldü mü? Çalış, vatandaşı ikna et, helali hoş olsun.

Sosyal medyadan bu kuru kalabalıkların halini, vatandaşın pürmelalini izledim. Görüntüler her şeyi ortaya koyuyor. Maksadın ağaç, çevre, AKM falan olmadığını aklıselim herkes anlar. Gerçekten maksat bağcıyı dövmekmiş. İçki şişeleri, envay çeşit bayraklar. Atatürk ile APO’nun posterlerinin yan yana oluşu, başbakana küfreden flamalar… Bir avuç çapulcunun organize ettiği ve bazı duyguları istismar ederek saf (temiz) vatandaşları işin içerisine çektiği bir iktidar insani özelliklerini kaybetmiş kuru kalabalıklar… Nüfusun yüzde birini oluşturan bir kesim, yüzde doksan dokuzunu meşgul ediyor. Allah ıslah etsin.

Bir memlekette namuslu insanlar da en az namussuzlar kadar cesur olmadan o memlekete kurtuluş yoktur. (İsmet İnönü) Yani bu memlekette namuslu insanların sesi en az namussuzlar kadar çıkmalı. Ama meşru yoldan.

Son söz: Bu gün millete siyaseten önderlik yapanlar, bu ülkenin sanatçıları, spor kulüplerinin başkanları, basın, iş dünyası. Bu ülkeyi sevip sevmediğinizi, taşın altına elinizi koyup koymadığınızı göstermenin zamanıdır. Evet, bu aşırılıkları kınadığınızı deklere etmelisiniz. Eğer taraftarlarınız, sempatizanlarınız varsa bu göstericilerin içinde onlara çağrıda bulunun ve bu ortamdan ayrılmalarını isteyin. Bakalım kimler ortada kalıyor.

Evet, bu ülke başbakanın ülkesi değil. Üç beş çapulcunun ülkesi hiç değil. Onun için özellikle ana muhalefet, buyurun tarafınızı belirleyin. Demokrasiden, gerçek hak ve hürriyetlerden mi yanasınız, yoksa…

 

İsmet YALÇINKAYA