Gezi Parkı‏

Gezi Parkı’nı son günlerde duymayan kalmadı. İstanbul'da Taksim’de. Neden, niçin bu olaylar bu kadar derin ve vahim bir hal aldı? Bunca yıl aynı iktidar yönetiyordu, hiç kimsenin sesi ve soluğu çıkmıyordu da birden bire ne oldu bu insanlara? Asıl sebep bir kaç ağaç mıydı? Yoksa insanların yıllardır birikmiş öfkesi miydi? Düşünüp de, söyleyemedikleri miydi yöneticilere? Yöneticiler halkın sözlerine mi kulak vermediler?

Demokrasilerde devleti yönetenler seçimle iş başına gelirler. Halk kendini yönetenleri seçer ve bir sonraki seçimde istemezlerse değiştirirler. Demokratlık herkesin bir birinin görüş ve düşüncesine saygı gösterir. Yanlış ve doğrularını karşılıklı tartışarak düzeltirler.

Gezi Parkı’ndaki birkaç eylemcinin çadırlarını yakmak, gaz ve su sıkarak dağıtmak öfkenin ve gerginliğin fitilini ateşlemiştir. 29 Mayıs belki değişik görüş ve fikirdeki insanların bir araya gelmesi oldu. “Gezi Parkı halkın, halkın kalacak!'' sesleri yükseldi. Taksim görülmedik bir savaş ve muharebe alanına döndü. Gaz, tazyikli su, orantısız güç, kaçanlara fırsat verilmemesi. Otellere, büfelere, evlere sığınanlara, yolda yakaladıklarına, şiddet, şiddet... Halkın inat ve ısrarla mücadelesi, tahrip, taş, sopa ve maddi ve manevi hasarlar.

Her kesimden ve herkesin iktidara bir öfkesi olmalı ki, bu kadar güç ve insanı bir araya getirdi. Ne olabilir di bu birikimler, bazılarını  hatırlayalım.

-Devletin fabrikalarını özelleştirmeler. Okullarda andımızın olmasa da olur demeleri. Terör olaylarının olması, şehitlere (kelle) denmesi. İnsanların aile yaşamlarına müdahale edilmesi. Suriye-Türkiye olaylarının gerginliği. Hatay Reyhanlı’da 52 vatandaşımızın ölmesi. 4+4+4 eğitiminin yeterince tartışılmadan getirilmesi. Başkanlık sisteminin öne sürülmesi. Taşeron işçi çalıştırılması, ölümlerin olması. Ücretsiz eğitim diyenlere terörist denilmesi. İşsizliğin artması. Akil adamların halkla buluşturulması. Üçüncü köprünün adının Yavuz Sultan Selim konulması. Milli hasılanın artığını söyleyen ülkede işçinin, memurun, esnafın, emeklinin maaşına yeterince zam yapılmadığı. Milli bayramlara gerekli önemin verilmediği. İki ayyaş kelimesinin kullanılması. Ucube heykellerin kaldırılması. Orman ve denizlerde yabancılara petrol arama yasası çıkması…

Ben kelimesi yerine biz kelimesi kullanılsa ne güzel olurdu. Aslında Başbakan’ın balkon konuşmasını ne de güzel beğenmiştik. Herkesin Başbakanı olması. Oy verenin de vermeyenin de. Herkes alkışlamıştı. Çoğunluğun oyunu alan bir iktidar; “ Tencere, tava, hepsi bir hava.”, “çapulcular.” demeye başladı. “Buraya AVM yaparım, cami yaparım, ağaçları sökerim.” demeye başladı. Oy vermeyen  azınlık Başbakan’ın yönettiği vatandaş değil mi? Tazyikli su, biber gazı, cop yiyenler bir anda sevgisi nefrete dönüyor, canı derdine düşüyor. Etki tepkiye dönüyor. Konuşulsa, ikna edilse daha iyi olmaz mı acaba? 5 N, 1 K formülünü uygulasalardı bu olaylar olur muydu acaba? Herkes benim gibi düşünmeli, benim gibi yaşamalı mantığı ne kadar da yanlış. Son olaylarda dünya milletlerine itibarımızın zedelendiğini, ekonomimizin sarsıldığını, borsanın düştüğünü, bir birimizi incitip kırdığımızı fark ediyor muyuz acaba? Turizmim nasıl olumsuz hale düştüğünü, bu sektörden binlerce kişinin ekmek yediğini bilmiyor muyuz acaba? Bu ülke bizim, hepimizin. Cumhuriyet, yasaların her ferde ait olduğunu bilmiyor muyuz? Polis de eylem yapanlar da bu ülkenin çocuklarıdır.

Alanlarda atılan ve yazılan pankartlardan bazıları. “Ne AKP'li ne CHP'li ne MHP'li ne BDP'li, çünkü biz halkız.”, “Hükümet istifa.”,  “faşizme karşı omuz omuza.”, “halka gaz sıktıranlar, sıktırın gidin artık.”, “iki ayyaşın torunları geliyor.”, “çapulcular burda iktidar nerde.?”, “Her yer Taksin, her yer direniş.”, “Hiç bir parti altında direnmiyoruz biz halkız.”, “Geliyoruz zincirleri kıra kıra heyy.”, “Direnişin rengi olmaz.”, “Ne mutlu Türküm diyene.”, “Mustafa Kemal'in askerleriyiz.”... Bunlar bazıları. 2013 Mayıs 29'u bir milletin birden bire bir araya gelmesi, halka sorulmadan yapılan işlere en büyük tepkisi olsa gerek. Halk her şeyin üstündedir. Halk ve hak yolunda hizmet yapan herkes bu milletin baş tacıdır. Birlik ve beraberliğimizi bozmayacak, çevreye doğaya, bizim gibi düşünmeyenlere zarar vermeden yapılan eylemler demokrasinin gereğidir.