Yeşilime dokunma sonra!

Bir balonun fazla şişirilip patlaması gibi insanlar da patlayacak bahane arıyorlarmış. İki ağacın kesilmesi patlamanın bir habercisiymiş. “Ormanımdan bir dal kesenin başını keserim” dediği Fatih armağanı İstanbul’u, “Elinde bir Hurma fidanı varsa kıyamet kopuyor da olsa onu hemen dik” diyen Hz. Muhammed (s.a.v)’in ümmeti olduğunu iddia edenler dalların ve çimlerin yeşilini dolar yeşiline çevirmek için Gezi Park’ındaki ağaçları bir dişin kerpetenle sökülmesi gibi bir bir söküyor.

Yeni Mesaj’da Hasan Demir; “Tayyip Bey buraya kadar!”makalesinde bizim gibi düşünen insanların duygu ve düşüncelerini ne güzel ifade etmiş!

“Aslında o ağaçlar topraktan değil, İstanbullunun İstanbul’u ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin göz ve ciğerlerinden sökülüyor. Sökücüler ağaçların söküldüğü o göz ve ciğerler acımasın diye biber gazı sıkıyor. Hem de gözüne gözüne nişan alarak, alnının şakını hedefleyerek.

Mermiler gözlere ve göğüslere kuşun gibi saplanıyor. Hastaneler yüzlerce yaralı ile dolu. Hayati tehlikesi olanların sayısı bir elin parmaklarına yaklaştı. Sağcısından solcusuna, futbolcusundan sahne sanatçısına, ev kadınından emeklisine, Panzerler, ‘Yeşilime dokunma’ diyen insanların alnının tam ortasına öyle bir tazyikli su sıkıyorlar ki, yüz kilonun üzerindeki kişilerin bile ayakları yerden birkaç metre yerden kesiliyor, insanlar balkondan düşer gibi taş kaldırımların üzerine düşüyor.

Daha da çirkini, İsrail’in Gazze halkına reva gördüğünden beter bu davranışı sergileyenlerin arasında yüzleri maskeli insanlar beliriyor, polise saldırıyor, sonra eylemcilerin çadırlarını yakıyor ve saldırdıkları polise sığınıp buharlaşıyorlar.

Henüz satın alınamamış bir iki gazete ve birkaç televizyonun dışında hiç kimseden çıt çıkmıyor. İktidar şakşakçıları ‘Siyaset yapılıyor’ sütresine sığınıp mazlumu zalim zalimi mazlum gösterme yarışına giriyor. Siyaset değil amma velev ki siyaset olsun; siyaset yapmak bir hak değil ve siyaset yapmak adrese teslim ihalelerle devlet malını zimmete geçirmek, zinayı serbest bırakmak ve domuz etini kasap vitrinlerine çıkartmak gibi ayıp ve günah bir şey mi?

Söylediğiniz gibi ‘Siyaset kötü’ ise ‘en kötü olan’ şu anda siyaseten en başarılı olan kişi değil midir? Siz ne rüzgâr gülü imişsiniz böyle!

İstanbul Gezi Park’ındaki bu direniş, İstanbul’da kalmadı, onlarca ile yayıldı ve Batı basınında ‘Türk Baharı” olarak adlandırıldı. Görüntüye bakarsanız haklı gibiler…

Halk satılan maden ve topraklarının, yandaşlar zengin edilirken emekli, dul ve yetimlere olan on lira zamla yetinin demenin, ‘Açım, anam ağlıyor’ diyenlere ‘Ananı da al git’ ve kendi çiftçisine, ‘Gözünü toprak doyursun’ bedduası edebilenlerin canına ot tıkıyor.

Ve Türkiye’nin başını Suriye’de belaya sokanların, ülkesinin terör örgütlerinin cenneti, kendi halkının cehennemi haline çevirenlerin sonu yaklaşıyor.

Ben ne dersem o olur!” diye şiştikçe şişen egoya, bir yandan ‘Ben ancak Allah’a hesap veririm.” derken, diğer yandan, gözünü kırpmadan Deniz Feneri davalarını karartarak sanki Allah’a da hesap vermeyecek gibi davranan nefse siyaseten son nefestesin, ikazı yapılıyor.

Ey millet…

Anlaşıldı ki, bunlar gidici, sen de göndericisin…

Göndericiler için böyle anlar çok kritik, daha fazla uyanık olma anlarıdır.

Basiretin farları bu anlarda uzunları yakmak zorundadır.

Çünkü birileri gelir Mısır’da, Sudan’da, Libya’da olduğu gibi eylemini çalar da farkında olmazsın. ‘Kovdum’ diye bayram yaptığın gün, gönderdiklerinin iplerini ellerinde tutanlar ‘Yine ben kazamdım” diye göbek atıyor olabilir…

Sağına soluna iyi bak…

Milli olanı bul.

Milli olanı mı bileceğim?’diyorsun.

Çok kolay.

O asla taklitçi değildir.

Milli olanın dünyaca onaylanmış, ilmiliğine kimsenin itiraz etme cesaretini kendinde bulamadığı, uygulandığı ülkelerde başarısı gözle görülür, elle tutulur hale gelmiş bir, ‘Milli Ekonomi Modeli” vardır, olmalıdır.

Kim ki böyle bir modelden mahrumdur ve sadece, “Ben Tayyip’ten daha iyi yaparım’ diyerek yanına sokulmuştur, bil ki o bir ‘taklitçi’dir.

Tayyip’ten daha iyi yapacaksan’ demek ki sen ‘Tayyip’i mumla aratacak olansın’

Bu, ‘Tayyip’ten daha iyi satanım’ demektir.

Bu, ‘Ben ihaleleri Tayyip’ten daha usturuplu adrese teslim hale getiririm’ demektir.

Bu, ‘Ben Tayyip’ten daha AB’ci, ABD’ci olurum’ bu, ‘Ben İsrail’le Tayyip’ten daha iyi diyalog kurarım’ demektir.

Kötüsünden’ çeke çeke bu hallere düştüğüne göre ‘kötüyü gönderme’ gönderme zaferinden sonra ’iyisinden’ daha beterini çekip dünyanı da ahretini de cehenneme çevirmek istemezsin herhalde...

Muzaffer olasın…

 

Zaferin hayırlara vesile olur inşallah…”