Dilaver Cebeci- Şiir – Gümüşhane

      Türk şiirine hizmet etmiş unutulmaz isimlerden biri de :

      “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna
            Düzlüğüne yokuşuna ölürüm
            Asırlardır kır atımı suladım
            Irmağının akışına ölürüm…” sözlerinin şairi Dilaver Cebeci’dir. Şimdiki Zaman Çekiminde Bir Mahkuma Mektup şiirini de bilmesi gerekenler ezbere bilirler. Anadolu’nun yiğit ve derin sesi Gümüşhane’nin hırçın sularında, hürriyet rüzgârlarıyla saçlarını tarayan erişilmez dağlarında kemale erene yüzde yüz Müslüman, yüzde yüz Türk kültürün bir evladıdır Dilaver Cebeci.

      Gümüşhane Belediyesi 2008’de ebedi aleme intikal eden Dilaver Cebeci’nin anısına şiir yarışması düzenlemiş. Ödül töreni ile şiir etkinliklerini üç programla bütünleştirmiş. Davetlisi olduğumuz Gümüşhane’ye doğru Trabzon üzerinden yola çıktım. Karadeniz Sahil Yolundan Sekiz- dokuz saat süren otobüs yolculuğum sabah beş sularında sona erdi. Trabzon’dan saat 6’da hareket eden GÜMÜŞVADİ minibüsüyle Değirmendere’den akan suyun kaynağına doğru yolculuk başladı.  Karadeniz’in yeşil doğası doyumsuz seyir zevkiyle Maçka’ya doğru devam ediyor.

      Sarp dağ yamaçlarına rast gele serpiştirilmiş birkaç ev birkaç eve tahsis edilmiş ama o evlere de uzak camiler. Yeşilin ortasında yükselen ince- beyaz minareler Karadenizlinin hayata bakışını da inançlarını da karakter yapısını da özetliyor: canlı, sert, mücadeleci, inançlı… Bunlardan birisi eksilse burada yaşam biter.

Değirmendere’nin şu an çok masum görünen billur suyu boyunca yol ilerliyor. Torul’a vardığımızda Manavgat Çağlayanı gibi gürül gürül bir çağlayanın ilçenin tam ortasında akıverdiğini görüyor manzaraya hayran kalıyorum.

Tüneller açılmış, yol kısalmış. Bir zamanlar kaç cana mal olmuş amansız yolların yüzüne bir sevimlilik gelmiş. Hâlâ da yol çalışmaları sürüyor. Eğer bu yollar da olmasa Gümüşhane ve ilçeleri dünyayla irtibatı kesilmiş bir bölge olurdu. Her taraf sarp dağlarlar, hırçın sularla çevrelenmiş. Her taraf bir kartpostal manzarası güzelliğinde...

Sabahın 7.30’da indiğim Gümüşhane’de değerli şair dostumuz Talat Ülker’i erken saatte rahatsız etmemek için ayak sürüyor, etrafı gözlemliyorum. Dört tarafı dağlarla kaplı, ortasından gürül gürül HARŞİT Çayı akan Gümüşhane’nin yamaçlarında nazlı nazlı dalgalanan bir bayrak “Dilaver Cebeci’nin memleketindesiniz, güvendesiniz.” diyor.

Dağ yamaçlarına hayal gücünü bile zorlayarak tırmanmış evler var. Her gün nasıl iner –çıkar insanlar buralara ya da buralarda yaşamayı gerektirecek nasıl bir gereklilik olabilir, diye düşünmeden edemiyorum.

Tarım sınırlı, hayvancılık fena değil, köme- pestil ürünleriyle canlanmaya çalışan ekonomi… Bir de rezervlerin nerdeyse tükendiği altın madeni var.

Saat 8’i geçince Talat Ülker’i aradım ve onun yönlendirmeleriyle Gümüşhane Belediyesinde buluştuk. Turan Tuğlu ve Zülfikâr Yapar Kaleli gibi ünlü simalarla sabahın ilk sohbetini yapıyoruz. Zülfikâr Yapar Kaleli ile sohbetimize telefonla Şair Dursun Elmas da katılıyor. Uzak mesafelerde aynı ritimle ve aynı hedefler uğruna atana kalpler sohbete doyar mı?

 Türkiye’nin çeşitli yerlerinden kalkıp gelmiş, bir çoğu önceden tanıdığım hatta dost kabul ettiğim şairin yanısıra ilk kez karşılaştıklarım da geldiler bir bir… Elazığ ekibi yine programa damgasını vurdu. MANAS Yayıncılık olarak Şener Bulut’un önderliğinde hazırlanan Dilaver Cebeci belgeseli ile ve de çok değerli şairlerle Gümüşhane’ye gelen Elazığ grubunda  Ahmet Tevfik Ozan, Günerkan Aydoğmuş, Hasan Özçam, Mahir Gürbüz, Mehmet Şükrü Baş, Hadi Önal, Tuncer Sönmez, Gazi Özcan; Kayseri’den katılan konuk ve yarışmacı şairler Emel Demirezen, Bekir Temur , Fazıl Ahmet Bahadır; İstanbul’dan gelen Saniye Öztürk, Ozan Taşdemir, Özcan Ünlü, Bestami Yazgan; İzmir’den katılan Hava Köseoğlu; Ankara’dan katılan ve şiir yarışmasında birincilik alan sevim Yakıcı, yarışmada ikincilik alan Nuray Alper, Ankara’dan davetli Töre Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Faruk Beyceoğlu; Gümüşhane’den katılan Osman Nebioğlu (Hışır Osman), Fehmi Yakut, Necati Yılmaz ve organizasyonu büyük bir gayretle yürüten Talat Ülker katıldılar.

Gümüşhane Valisi Dr. Yusuf Mayda’yı makamında ziyaret ettik. Kalabalık bir ekiple makamında bir süre sohbet ettiğimiz güler yüzlü ve saygıdeğer valiye Tokat’tan götürdüğümüz hediyeleri ve Tokat’ın yüz akı alan KÜMBET Dergisini takdim ettik. Televizyonlara birkaç cümleyle Tokat’ın selamını ve iyi niyet temennilerini ifade ettikten sonra Gümüşhane Beledeiye Başkanı Sn. Mustafa Canlı’yı ziyaret ettik. Yine aynı şekilde belediye başkanına daTokat hatıralarını takdim ettik.

Tarihi Süleymaniye Camiinde kılınan Cuma namazından sonra Cengiz Ergül, Ahmet Tevfik Ozan, Saniye Öztürk, Tuncer Sönmez ve ben (Mahmut Hasgül) HARŞİT Lisesinde öğrencilerle söyleşiye katıldık. Öğrencilerin dikkatlice takip etmeleri, sohbete katılmaları memnuniyet vericiydi. Harşit Lisesi öğrencilerin seviyeli soruları ve fikirleri bizleri de ziyadesiyle mutlu etti.

Akşamında Şiir dinletisi ve ödül töreni yapıldı. Elazığ Manas Yayıncılık tarafından hazırlanan Dilaver Cebeci Belgeselinden sonra Belediye Başkanı Mustafa Canlı konuştu. Salonun hınca hınç dolduğu etkinlikte dereceye giren şiirlere ödülleri takdim edildi. Daha sonra konuk şairler şiirlerinden bölümler okudular. Dilaver Cebeci’nin Eşi, oğlu, gelini (Niksarlı); kızı ve damadının hazır bulunduğu törende katılımcılara plaket sunuldu.

Ertesi gün Karaca Mağarası ve Süleymaniye harabeleri gezildikten sonra Kelkit İlçesine hareket edildi. Kelkit Irmağının kenarında güzel bir parkta sohbetler ve çay muhabbetlerinin yapıldığı birkaç saatlik moladan sonra Kelkit Kaymakamı Ozan Gazel’ın (Pazar Eski kaymakamımız) davetlisi olarak şiir dinletisine katıldık. Yine seçkin bir dinleyici topluluğu karşısında seviyeli ve oş bir program gerçekleşti.

      Daha sonra yine Kelkit sokaklarında gezdikten sonra Gümüşhane’ye döndük. Herfene Dergisinin Irmak kenarındaki yerinde sohbet ve türkü ziyafetine devam edildi.

En güzeli dostlarla beraber olmak tabii ki. İnsan aynı hassasiyetlere sahip gönül dostlarını çabuk özlüyor. Programlar ayrı bir tat, şairlerin aralarında gerçekleşen seviyeli, duygusal, nükteli, zekâ dolu sohbetler ayrı bir tat. Bu sohbetler dışarıdan görüldüğünden daha da güzel.

Vesile olanlardan Allah razı olsun.

                                         Mahmut Hasgül