Türkiye’yi Mi Çıkarlarımızı Mı Seviyoruz?

Ünlü (!) bir yazar köşesinde;

“… Sayın Başbakan!  Geç kaldınız, çok geç.

Göstericilere ‘ayyaş“ diye,‘ çapulcu“ diye aşağılayıp küçümsediniz.

Artık geçmiş ola!

Hava döndü; ’karşı’dan esiyor yel.. Bu halk direniyor”…

Şeklinde kinini kusuyor, taksim olaylarıyla zilini takmış oynuyor!

Sözde Cumhuriyetten, demokrasiden, insan haklarından, emekten yana olan zavallı, tek beyinli insancıklar. Kalemi adaletten yana olmamış; bu milletin değerlerini aşağılamış, hor görmüş yazarcıklar. Beyinleri yok bunların, beyincikle dolaşıyorlar. Yapmaktan değil, yıkmaktan yana olan marjinaller. Dürüstlük erkekliğin şanıdır kardeşim.

Sayın yazar ve benzerleri; gezi parkında duvarlara yazılan küfürler, sloganlar niye yazınızda yok? O yazıları göstericilerin silmesi kalplerdeki pisliklerin temizlenmesi anlamına gelmez. Kin ve nefret kusan insanların gösterilerin masumiyetinden bahsetme hakkı yoktur.

Orada çevreye verilen zararlar, polis kardeşlerimize verilen zararlar, yakılan araçlar, hakarete uğrayan kadınlar… neden yazınızda yok? Neden o mabede yapılan saygısızlıktan en ufak bir bahis yazınızda yok.  Kendinizi dürüst bir yazar olarak lanse ediyorsunuz ama adaletin zerresine sahip değilsiniz. Yoksa ikinci sınıf insanlara (!) adalet gerekmez mi diyorsunuz?

Taksimde Namaz

O çimlerde namaz kılamaya çalışanlar, bir sanatçının dediği gibi “jimnastik yapanlar”,  gerçekten namaz mı kıldılar? Onların kaçı abdestli namaz kıldı, merak ediyorum. Ömürlerinde namaz kılmışlar mı? Eğer kılmış olsalardı kadınlı erkekli karışık namaz kılınamayacağının, saf tutmanın cemaatle namaz kılmada ne kadar önemli olduğunu bilirlerdi. Bu istismarı niye yazmadın? İstismarın böylesine pes arkadaş.

Bak Allah ne diyor?

 “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı ile.

-Dini yalanlayanı gördün mü?

- İşte o yetimi itip kalkar.

-Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.

-Yazıklar olsun o namaz kılanlara

-Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.

Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

-Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar” (Maun Süresi)

Sayın yazar…

Siz neyin peşindesiniz?

Gerçekten dürüst müsünüz?

Bu ülkeyi gerçekten seviyor musunuz, yoksa sever gibi mi yapıyorsunuz?

Yok sevmiyorsunuz. Eğer sevseydiniz, kalbinizin sesini dinlerdiniz.

Sayın Yazar...

Kin kusuyorsunuz siz, kin.

Maksadınız nedir acaba?

Dürüstlük bunu neresinde?

Yalan yanlış haber ve yorumlarla halkı bölmeye mi çalışmak istiyorsunuz?

PKK’dan farkınız ne acaba? Merak ediyorum.

Siz kaç kişisiniz acaba?

Siz kimden yanasınız?

Yazınızda gezi parkı göstericilerini “açık fikirli, anlayışlı, duyarlı, güler yüzlü, kimseyi dışlamayan” diye tanımlıyorsunuz. Kafanızı kuma gömmekten vazgeçin. Havasızlıktan boğulacaksınız. Yalanın, riyanın, dedikodunun, ikiyüzlülüğün bu kadarına pes doğrusu. Bunlar münafıklığın alametleridir. Ama münafıklığı sizin gibiler bilemez. Çünkü yaratanla bir ilişkiniz yok ki.

Eyy demokrat olduğunu iddia edenler?

Hiçbir yazı ve yorumlarınızda “AVMına ………….. Tayyip!...”  pankartındaki küfrü ve bunun gibi binlercesini eleştirdiniz mi? Aslında bunları gören demokratlar o gezi parkına bir daha gitmemesi gerekirdi. Ama ne gezer. Demokratlık nire, siz nire. Sizler bu ülkeye hizmet edenlerin yeminli düşmanı oldunuz arkadaş. Gezi parkında yapmaya çalıştığınız “şiddet ve terör yoluyla devlet otoritesini ortadan kaldırarak iktidarı alaşağı etmeyi amaçlayan bir darbe denemesidir”. Sizin için “Taksim bahane, yakıp yıkmak şahane”.

Siz şunu istiyorsunuz herhalde. O küçücük beyninize göre üçüncü sınıf insan olarak gördüğünüz mütedeyyin Müslümanlar eşek gibi (!) çalışsın, üretsinler. Buraya kadar bir şey yok. Ancak bu eşekler (!) zengin olmasın, inançlarını aleni bir şekilde yaşamasın, bizim gibi birinci sınıf insanların zevklerine, zenginliklerine, inançlarına karışmasınlar. Onlar çalışın biz yiyelim diyorsunuz. Böyle olmayınca da yedi düveli de arkanıza alıp saldırıyorsunuz. Sizin Atatürk’ün denize döktüklerinden ne farkınız var? Ha, bu yazdıklarımın; kandırıp da o parka götürdüklerinizle hiçbir alakası yoktur, onu da bilesiniz. Çünkü bunlar üç gün sonra gerçeği görecekler ve belki de o sevmediğiniz başbakana oy verecekler. Çünkü onlar Atatürk’ü gerçek manada anlayan vatandaşlarımızdır. 

Sizler, hiç Suriye’deki olaylar için ayağa kalktınız mı? Dünyada eline oyuncak alamadan yetim kalanlara hiç empati duydunuz mu? Onlara beş kuruş yardımda bulundunuz mu? Yetim nedir, öksüz nedir bilir misiniz? Bosna için, Suriye için, Miyammar için, Sudan için bir gösteri yaptınız mı? Hiç yardım kampanyası düzenlediniz mi? Hiç cami, cem evi yaptırma kampanyası düzenlediniz mi? Hayırseverlik nedir bilir misiniz? Siz nasıl solcusunuz, sosyal demokratsınız?

Size göre adalet nedir bilmiyorum ama Allah adildir. Adalet er geç tecelli eder. Çünkü sahibi saygı duymadığınız Allah’tır.

Gözünüze dursun. Bu zavallı adamın(!) gözünüze giremedi ama yaptıklarıyla gözünüzü kör edecektir.

Niçin bu agresiflik?

Ne oldu PKK olayı? Yoksa üzüldünüz mü?

Nerede İMF, Dünya Bankası? Yoksa üzüldünüz mü?

Nerede enflasyon? Yoksa sıkıldınız mı?

Nerede faizler? Yoksa üzüldünüz mü?

THY nereden nereye? Kıskandınız mı?

Nükleer santraller sizi üzdü mü?

Ordunuz, Milletin ordusu oldu! Üzüldünüz mü?

Üç ağaç nire, iki bucuk milyar ağaç nire. Sayabildiniz mi? 

Yeni bir boğaz açmak boğazından haram geçmeyenlerin harcı oldu. Bunu anlayabildiniz mi?

Türkiye’yi on yılda dünyaya ezberletti. Siz ne zaman okuyacaksınız?

Daha sayayım mı? 

Ankara’da halk demokrasiye olan inancını, ihtilallere karşı tepkisini gösterirken malum kanal “penguen gösterisi”, “imambayıldı yemeğinin tarifini” veriyordu. Bu ne zavallıca bir durum. Bu ne acınacak bir durum. Bu kadar gayri zeki bir protestoyu ancak kelaynaklar yapar. Siz bu yolda devam edin arkadaşlar. Siz böyle yaptıkça bu millette vatan sevgisi daha da artacak, siz daha da yalnızlaşacaksınız. Kaybeden her zaman yalancılar, hainler olacaktır. Bunu değiştiremeyeceksiniz.