AKP Nasıl Türkiye’nin Partisi Olur?

Ak Parti Rahmetli Menderes’ten itibaren ezilmiş, horlanmış, aşağılanmış, dışlanmış, sömürülmüş; bu haksızlıklara baş kaldırmış ve buna karşı kendisini yetiştirmiş insanların attıkları temeller üzerine kurulmuş bir binadır. Dolayısıyla AKP Abdülhamit’ten itibaren elinden iktidarı alınan ezilmişlerin partisidir. Özellikle son elli yılın sonucudur. İki yüz yıllık bir mücadelenin vitrindeki görüntüsüdür. Dolayısıyla bu değerleri içinde barındırması gereken AKP Türkiye’nin son şansıdır. AKP başarılı olmak zorundadır. Yoksa bu millet yeniden başa dönüp o kutlu mücadeleyi yeniden vermek zorunda kalır ki yüz yıl geriye gitmiş oluruz. Belki de bu başarı bir daha yakalanamaz. Eğer başarısız olunursa AKP üyeleri buna vesile olacakları için bunun hesabını Allah’a veremezler.

AKP, Ak Partiye oy verenlerin, Ak Partiye üye olanların partisi değildir.  AKP sadece Türkiye’nin partisi de olamaz, olmamalı. AKP kamuya mal olmak zorundadır. AKP adaletin, inanç hürriyetinin, kalkınmanın, refahın, çaresizlerin, mazlumların partisidir. AKP çevrecilerin, hayvan severlerin, sporcuların … partisidir. AKP sömürülenlerin, bağımsızlığı elinden alınanların partisidir. AKP Hıristiyan âleminin çocuklarının partisidir. Çünkü AKP bu toprakların ürettiği ve doğruluğu denenerek kanıtlanmış kültür ve medeniyeti anlayıp, algılayıp tekrar yaşayıp dünyaya ihraç edecek bir partidir. Bunu anlamak ve ona göre kendini donatmak zorundadır AKP taraftar ve sempatizanları. Bunu anlamakta aciz olanlar sadece oy versinler, gerisine karışmasınlar. Çünkü bunu bizim dışımızda herkes anladı. Özellikle sömürü düzeninin aktörleri bunu anladı ve karşı atağa geçtiler.

Evet, AKP’nin çok iyi bir şefi var. Orkestra şefinin komutlarını iyi algılayacak ve onları notalara iyi yansıtacak orkestra üyeleri yoksa; şefin hareketleri bir delinin hareketlerinden ileri gidemez. O yüzden orkestra üyeleri kendilerini iyi yetiştirmeli, şeflerini iyi anlamaları ve ona göre çalmaları gerekir.

AKP’lilerin üzerine düşen sorumluluklar ve yapmaları gerekenler:

Herkes kendisini bir otokontrolden geçirmek zorundadır. Özellikle AKP’li olduğunu düşünenler. AKP rövanş almak için iktidar olan bir parti değildir. Bunu böyle düşünenler kendilerini değiştirmeli, değiştiremiyorsa partisini değiştirmeli. Rövanşist bir bakış insani ve İslami değildir.

AKP köşeyi dönme yeri değildir. Eğer dünyalık peşinde koşan varsa derhal bu anlayıştan uzaklaşmalı ya da bu partiden ayrılmalı.  Daha da önemlisi, böyleleri varsa AKP bunları budamalı ve millete deşifre etmelidir.

AKP’li belediyeler başarılı olmak zorundadır. Görevini yapmayan, yapamayan başkanlar emaneti ehline teslim etmek zorundadırlar. Eğer “öküzün kuyruğu”nu bırakmak istemeyen varsa onların davaya ihanet ettikleri kaçınılmazdır. O halde birileri bu emaneti ehline vermek üzere geri almak zorundadır.

AKP’li vatansever gençlik yaşam düzeylerini kaliteli hale getirmek zorundadır. Davasını bilmeyen, okuyup yazmayan, sadece sloganlarla işi geçiştiren bir gençlik davanın ömrünü kısaltır.

AKP’li olmak kendini ayrıcalıklı görmek anlamına gelmemeli. Müslüman’ın ayrıcalığını Allah tayin edecektir. Liderinin kendisini hizmetkâr olarak ilan ettiği bir davanın üyeleri kendilerini efendi olarak görüyorsa bunlar ihanet içindedirler.

Özellikle diyanet mensupları kendilerine çekidüzen vermek zorundadırlar. AKP ve icraatlarını dışarıdan izleyenler, İslamı tanımaya çalışanlar din görevlilerini mercek altına alıyorlar, aynalarının nasıl gösterdiğine bakıyorlar. İmamlar, din görevlileri ve din kültürü öğretmenleri kendilerine dikkat etmek zorundadır. Bu dostların öncelikle kendileri inançlarını iyi öğrenmeli ve iyi yaşamalılar. Kendilerini dini ve kültürel alanda iyi yetiştirmek zorundadırlar. Vatandaşlar camilere severek gitmeliler. Camiler eğitim yuvası haline getirilmeli. Vatandaşı camiden soğutmak kabul edilemez bir durumdur. Yedi yaşında camiden soğutulan insan ancak yetmiş yaşında bir daha camiye uğrar. Dolayısıyla görevini yapamayan din görevlileri pasif görevlere getirilmeli.

Son yıllarda işe alınan bayan ve erkek din görevlileri acilen eğitime tabi tutulmalı, eksikleri giderilmeli. Bunlar kendilerini sıradan bir memur olarak görüyor, gözleri başka bir memurlukta ise derhal başka bir mesleğe kaydırılmalıdırlar.

Kadrolaşmalara çok dikkat edilmeli. Öçlü, emaneti ehline vermek olmayan bir iktidarı; işindeki iktidarsızlar iktidardan indirir. Atamalarda ehliyet ve liyakat birinci planda olmalı. Aksi takdirde sünnet’e ve ayet’e ters düşülmüş olur. Bunun dedikodusu bile vatandaşta tedirginlik yaratır, dedikodu alır başını gider. Bu durum acilen düzeltilmeli, işi bilenler işin başına getirilsin ki çalışanlar da memnun olsun ve verimlilik artsın.

AKP taraftarı, sempatizanı, yönetici ve görevlileri başbakanı acilen doğru okumak zorundadırlar. Bu yapılmadığı takdirde Türkiye’nin çok büyük engellerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.

Gayrimeşru yollarla varlık zengini olan insanların bir an önce partiden uzaklaştırılması gerekir. Daha sonra adalete teslim edilmeli, bunların bir daha siyasete girme hakları ellerinden alınmalı. İster bürokrat, ister siyasetçi, ister bakan, ister parti kurucusu isterse iş adamı olsun.

Dışarıdan gelen saldırılara cevap verme yarışına gidilmemeli. Daha makul olunmalı. Saldıranlara aynı üslupla cevap vermek onlarla aynı seviyeye düşmektir. Bu sadece halkların senin farkını anlayamamasına ve enerjinin boşa gitmesine neden olur.

Halkı anlamanın, dinlemenin, meşverete önem vermenin adil yönetimin en önemli ayağı olduğunu unutmamak gerekir. Ebu Hüreyre radıyallahü;  "Ben, Resulullah'tan daha fazla arkadaşlarıyla meşveret eden birini görmedim." demiştir. Meşveret, hak ve hakikati ortaya çıkmasına ve mevcut şartlar içinde yapılması gerekenin isabetli şekilde yapılmasına imkân verir. Meşveret edilenlere değer verildiğini gösterir. Onların kalplerini hoşnut eder, işin beraberce yürütülmesini sağlar. Dolayısıyla toplumun bütün katmanları kalkınmanın, üretimin içine dâhil edilir

 

İsmet YALÇINKAYA