Cem‏

İnanmak, inanarak yaşamak insanlara mutluluk vermektedir. Toplumda birlik ve beraber yaşadığımız insanların inanışlarını ne kadar biliyoruz? O topluluklara ne kadar saygı gösteriyoruz? Farklı görüş ve düşünceleri inceliyor muyuz? Cem nedir? Alevilikteki yeri nedir dedim ve inceledim.

Bu konuyu sizlerle paylaşayım istedim.

Cem: Kelime anlamıyla (birlik) demektir. Aleviliğin kalbi Cem’de atar. Sırrı Cem'de yatar. Aleviliği anlamak, tanımak ve incelemenin yolu ''Cem''i anlamak, bilmekten geçer. Cem'de yapılan her hareketin, her sözün inançsal, kültürel, sosyal, toplumsal sembolik anlamları vardır. Alevilik (Bektaşilik) kişisel ibadetin yeri, zamanı, mekanı, şekli yoktur. Allah'a her yerde her zaman ibadete hazırdır ve yapılır. Genellikle işlerinin olmadığı, kış aylarını ve boş zamanlarını ibadete ayırırlar. En iyi ibadet ''kamil-i insan'' (bilgili, olgun, dürüst, saygılı insan.) olmaya çalışmaktır. Akıllı olmak, ilim, bilim yolunda emek harcamak, insanı, tabiatı ve canlıları sevmek Aleviliğin özündedir. Hacı Bektaş-i Veli şöyle der: ''Eline, diline, beline sahip ol.” “İnçinsen de incitme.” “Yetmiş iki millete aynı gözle bak.” “Kadınınızı okutunuz.” “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” “Her ne ararsan kendinde ara.” Makalat adlı eserinde buna benzer söz ve bilgilere rastlamanız mümkündür.

''La ilahe illallah, Muhammedin resulullah, Aliyyel Veliyyullah, şefahat ya Resullullah.”

Alevilik: Allah’ını, Kur-anını, Peygamberini, Ali'yi, Ehli Beytini sevmek ve saygı duymaktır.

İlkbaharda acar bizim gülümüz.

Hakka doğru gider bizim yolumuz.

On iki imam söyler dilimiz.

Allah, Muhammet, Ali diyenlerdeniz.

Ali'yel Murtaza camide (meccitte ) şehit edilmiştir. Baki Güngör dedenin  anlatımına göre de Hz. Ali efendimiz. “Kapısının önünde üç  kişinin saldırısına uğramıştır. Milcan'ın zehirli kılıcı anlına gelerek öldürülmüştür.'' der.

Pirin, rehberin, mürşitin olmadığı yerde ibadet yapılır mı? Cem Kur-an da ( isra 1, necm 5-18 ayetlerinde anlatılır.) Hz Muhammet, Mihraç dönüşü kırklar meclisine uğrar. Selmani Farisi bir üzüm tanesiyle içeriye girer. Hz. Muhammet'e ''Ey yoksulların hizmetçisi, bu üzüm tanesini bize paylaştır?'' Der. Cebrail bir tabak getirir; Hz Muhammet onun içinde  üzüm tanesini ezer. şerbet yapar. Bu şerbet, kırklardan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer. Kalkıp ''Ya Allah'' diyerek semah döner. Semah o gün, bu gündür erenler meclisinde dönülür. İlk Cem kırklar meclisinde dönülmüştür.

Semahın pirliğini yapan Hacı Bektaş-ı Veli; “Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Hakka ki bizim semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der. Anadolu insanı ile Anadolu tarihi bir bütündür. Anadolu insanı başkalarından aldığını, kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir sentez oluşturmuştur. Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu'da buluşmuştur. Karışmış, kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce, geçmişten geleceğe  ayna olmuştur. Alevi semahı bu tarihsel birliğin en canlı örneğidir. Orta Asya'nın kültür meşalesini sönmeden günümüze getiren katıksız öz be öz Türklerdir, aleviler.

Semah, birlikte barış, birlikte dostluk ve kardeşliktir. Dünyalının arayıp da bulamadığı, ulaşamadığı canlar topluluğudur. Bu topluluğa, suçlu giremez, özü kötüler dışlanır. Yol kardeşliği olmayan görülmez. Darda yakınlarına, komşusuna, mahallesine köyüne kentine sorulur. Herhangi bir suçu cezasız kalmaz. Cezasını çekmeyen Cem'e giremez. Semah seyrederken özlemleri yüreğinizde duyarsınız. Tarihçiyseniz tarih okursunuz adata. Sosyologsanız, o toplumun yaşama biçimini, felsefesini öğrenirsiniz. Bir kültür adamıysanız insanın ne olduğunu, nasıl olması gerektiğinin bilincine varırsınız. Eğer sıradan bir insansanız, Tanrı'nın insana bağışladığı güzel bir dünya bulursunuz kendinizce yüreğinizde. İşte semah böyle bir ibadettir.

Semah dönmenin ilk şartı ''abdestli'' olmaktır. Abdest zahiri (su ) ile, batinen (gönülden) alınır. Kişi semahın manevi atmosferine adapte olarak, semaha girer.

''Haşa ki semahımız oyuncak değildir.

İlahi bir aşktır, salıncak değil.

Her kim ki semahı bir oyuncak sanır.

Mümin diye namazı kılınacak değil.”

Hace  Bektaş-ı Veli.

Semah oynanmaz dönülür. Bu dönme hem kişinin kendisinde, hem de çevresi ile olan bağlantısında söz konusudur. Kişi kendi ekseni etrafında döndüğü gibi, diğer dönenlerle birlikte aynı yörüngede dönerler. Bu yörüngenin simgesel merkezinde Tanrı vardır. Bu dönü, kişiyi benliği dışına taşıyarak semada  ve zeminde olan cümle yaratılmışlarla bütünleştirerek yüce yaratıcı Allah'a ulaşmayı amaçlar. Bu dönmede kişinin hata ve günahlarından geri dönme, pişmanlık duyarak af dilemek vardır. Bu dönmede Tanrı aşkı vardır. O'na kavuşma istek ve arzusu vardır. Hz. peygamberi temsil eden (pir'e) hiç bir suretle sırt dönülmez. Sürekli yüz yüze (cemal, cemale) olurlar. Semah geneleksel (Türk çalgısı) olan saz ve nefes eşliğinde dönülür.

Kırklar semahının sözleri şöyle.

Leylan leylan leylan leylan / Mevlam, mevlam, mevlam mevlam. / Amman, amman, amman amman./

Bugün dostlar bize mehman. / Hemi mehman, hemi deman. / Sen yardım et şahı merdan.

Kırklar meydanına vardım. / Gel beri ey can dediler. / İzzeti ile selam verdim. / Gel işte meydan dediler.

Dem, dem, dem, dem Ali'ye / Demmi, demmi, dem Ali'ye / Dem Ali'ye hem uluya. / Hacı Bektaş-ı Veli'ye.

Gir semaha, bile oyna. / Silinsin açılsın ayna. / Kırk yıl kazanda dur kayna. / Daha ciğsin can dediler.

Amman, amman, amman  amman. / Sen yardım et şahı Merdan. / Yetiş cara şişin yezdan.

Şah hatayım nedir halın. / Hakka şükret kaldır elin. / Gıybetten kese gör dilin. / Her kula yeksan dediler.

Allah, Allah, Allah, Allah hay, hay. / Yürüyün, yürüyün şevk ile yürüyün. / Yürüyün, yürüyün aşk ile yürüyün. / Yürüyün, yürüyün, hak ile yürüyün.

Lalem böyle buyurdum. /Kutlu idim uyurdum. / Elimle evimi yıktım. / Tutmadım ele buyurdum.

Aslım dara bağlıdır. / Sıtkım hakka bağlıdır. / Vakitsiz gül açılmaz. / Gül zarına bağlıdır...

Semah dönülür, dualar edilir, her birey huzur içinde evinin yolunu tutar. Bu arada aklımda kalan bir duadan da bir kısmını sizlerle paylaşayım. (Akşamlar hayır ola, şerler def ola, münkür mat ola, Hızır yoldaşınız ola, Allah, darda koymaya. ALLAH, ALLAH duamız kabul ola...)

 

 

Süleyman Erkan (24-06-2013) Şişli İstanbul.