DURMAYIN, KOŞUN

Yıllardır “Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri” diye bir marşın ritmine kendini kaptıranların şimdi orada burada durarak eylem yapmaları kara mizahla bile açıklanamayacak bir tezat oluşturuyor.

Ne yazık ki memlekette protesto kültürü gelişmeyince ortaya böyle abuk subuk görüntüler çıkıyor. Birileri de mal bulmuş mağribi gibi zaten bir şey yapmıyoruz, duralım da bir şey yapıyor sansınlar diyerek bulundukları her yerde durmaya başladılar. Elbette gözleri kararmış bir şekilde önüne gelene saldırmalarındansa durmaları daha evladır. En azından böylelikle memleket malına zarar vermemiş oluyorlar.

Biz koşandan, çalışandan yana olalım. Hak için koşan, hak için çalışan. Kimin yanında durduğunu bilenin yanında olalım. Yaptığımız her işte “Kime hizmet ediyorum.” sorusu beynimizde çınlasın dursun. Mesela, şu an Türkiye’deki gelişmeler kimi mutlu ediyor diye baktığımızda bile tarafımızı net bir şekilde belirleyebiliriz. Ya da Almanya’nın tam da bu zamanlarda Türkiye aleyhine kararlar almasının altında ne var diye düşünmek bile yeterlidir. Komplo teorilerine gerek yok. Almanya gibi bir ülke bile kendine hiçbir konuda ortak çıksın istemiyor.

            Durum böyleyken, meselenin ağaç olmadığını açıktan açığa haykıranlar devletin milyonlarını göz göre göre katlederken durmak mı yoksa koşmak mı gerekir?

 

YAZ DEYİP GEÇMEYİN

 

Yaz mevsimin herkes için değişik çağrışımları vardır. Bazıları için yoğun bir çalışma iken bazıları içinse yaz demek yan gelip yatmak demektir. Elbette algı meselesi. Durmak yok dediğimize göre tatilde yatmak da olmaz. Bu, aklıselim olan herkes için de böyledir.

Camiden çıkan dedelere kulak misafiri oldum. Onların gündemi de “Yaz mevsiminde ne yapılır?”dı. Biri yollardaki hummalı çalışmalara bakarak konuştu: Başkan durdu durdu, seçime az zaman kala başladı çalışmaya, iyi hesap vesselam.” dedi. Siyah sakallı dede atıldı hemen: “Ne alakası var hacı, asfalt dediğin yazın atılır, tam zamanı işte. Alt yapı bitti, şimdi geldi sıra asfalta. Her işin altında bir şeyler aramayın.” dedi.

Onlara en uzakta olan dede epey dinledikten sonra o da söze karıştı: “Asfaltı bilmem de bulvarın yolları bölündükten sonra geçen gün gördüm ambulanslar geçecek yol bulamıyor. Yolun bir tarafı park etmiş araçlarla dolu. Tek şeritten nasıl geçsin ambulans…” diyerek olayı farklı bir yöne çekti. Yollar, asfaltlar, kavşaklar derken hacı amcalar epey konuştular şehirden yana.

Yaz demek herkes için bir koşuşturmadır aslında. Dinleneceğim diyenler bile yaz gelince hummalı bir çalışmaya kaptırırlar kendilerini. Şehrin dört bir yanındaki koşuşturmaca da güzel bir telaştır, çocukları köşe bucak koşturan da aynı güzelliktir. Yaz ayları en çok da çocuklara yakışır. Onlar için durup dinlenmeden bir rüzgâra kapılmanın mevsimidir yaz.

Çocukluğumuzun yazları ile şimdiki yazlar elbette farklı ama hiç olmazsa çocuklar için bir şeyler yapmakta fayda var. Yaşadığımız şehrin bize sunduğu imkânlar dahilinde çocuklar için bir şeyler yapmak gerek. Yaz kursları çocuklar için en ideal uğraşlardan olabilir. Onlara dopdolu vakitler geçirtebilecek kurslar, etkinlikler onların tatili değerlendirmeleri anlamında da faydalı olacaktır.

 

Güzel bir yaz olsun. Gürültünün yerini sükunetin alacağı güzel günlere kavuşalım. Birlikte.