Paranın uşakları

Toplumsal ve siyasi hayatımızdaki hareketlilik, bütün canlılığıyla devam ediyor. Kimileri bu canlılığı ellerini ovuşturarak sinsi sinsi seyrederek, kimileri yangına körükle giderek katkı sağlamayı sürdürüyor. Gerçek vatanseverler, Türk Milletinin ve Devletinin bekası için uğraşanlarsa ellerini taşın altına koyarak can pahasına hayata yön vermeye devam ediyorlar.

Taksim Platformu denen ucube birlikteliğin hangi dış güçlerin uşaklığını yaptıkları ayan beyan ortaya çıkıyor. Bir ayda ülkenin borsasında on bir milyar dolardan fazla paranın el değiştirmesi, banka faizlerini % 2,5 görmek üzereyken % 7’lere fırlamış olması işin maddi boyutunun; bu işe bulaşanların kimlerin uşaklığına soyunduklarını bir daha gözler önüne serdi. Üstelik “Gezi Olayları” denen kalkışmada; ülkenin ekonomisine, siyasi otoritesine kasteden hainlere bir siyasi partinin milletvekilleriyle birlikte destek vererek, meydanlarda boy göstermesini de halkımız ibretamiz bir şekilde takip etmektedir.

Aslında böylesine bir siyasi anlayışın, Türk Siyasi hayatının bütününü zaman zaman vesayet altına alması boşuna değildir. Aynı köle düzenin, aynı faizci sistemin, aynı paraya kulluk yapan anlayışın askerlerinin davranış şeklinden başka bu kalkışma, nasıl izah edilebilir?

Bir bankanın yönetim kurulu üyeliğinden gelen, aynı bankaya ortak olan bir siyasi partinin, solcu olduğunun iddia etmesi, onun savunanların halkçı olduklarını; yoksulların, fakirlerin haklarını savunduklarını söylemesinden daha gülünç ne olabilir?

Türkiye’de çok partili bir sistem, siyasi hayata egemen olmaya başladığından günden bugüne kadar, siyaset adına bir komedi oynanıyor. Bir bankaya ortak olan partinin siyasi hayatta ne işi var? Bu çarpık yapılanmaya son vermeden bu ülkenin siyasetine gerçek manada yön vermek mümkün değildir. Paranın ve faizin uşakları siyaset yaparsa; para ve faiz tehlikeye düştüğünü, boğazına girecek zıkkımın daralacağını hissettiği, ülkenin iktidarından gittikçe uzaklaştığını hissettiği anda, ülkeyi kaosa götürmek için; paralı uşaklarıyla insanları katletmeyi, sokaklara dökmeyi, her türlü provoke eylemlerini yapmayı, yakmayı, yıkmayı, kamu malına ve halkın malına zarar vermeyi kendi varlığı açsından elbette mübah görecektir. Ve asla bu tür hain planları uygulamaktan asal vazgeçmeyeceklerdir.

Bu faizci sistemin ve paralı uşakların bilmedikleri bir şey var.

O da sağduyulu Türk Milletidir. Bu millet artık onların ifadesiyle “koyun”, “göbeğini kaşıyan” , “çoban”, “parazit” bir topluluk değildir. Kendini idare edenlerin ne idüğünü anlayacak ve ona göre karar verecek bir millettir. Köle yetiştirmek için kurulan fabrikanın bozuk malları gerçek karakterine kavuşmuş; kendi fabrikasını kurmuş, yepyeni mallar üretecek bir vasfa bürünmüştür.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in:

“Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes;

Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!” Beyiti tam da bu günler için yazılmış olsa gerek…

 

 

                                               Mehmet Emin ULU