Tokat Türküleri dinlerken…

Müzik, tarihin derinliklerinden süzülerek ve beslenerek günümüzde bizimle buluşan ve insanların hayatında hep olan bir sanat dalıdır.

            Müzik, insanın iç dünyasını biçimlendiren kültürel bir öğe. Müzik, ses ve ritimle yapılan bir anlatım. Aynı zamanda dinlenme ve eğlenme ihtiyacını karşılar.

            Müzik insana güzellik ve estetik duygusu verir.

            Her müzik, insanın davranışlarında değişiklik yaratan psikolojik etkiler yapar.

            Müzik; enerji, düzenlilik ve güzellikten oluşan bir bütündür.

            Bu yazımda türkülerimizle sohbet etmek beni dinlendiriyor olmaktan öte mutlu ediyor.

            Köy doğumlu olarak biliyorum ki, hayatımızdaki her duygunun karşılığını türkülerimizde buluruz. İçimize dışa vurduğumuz ve dinleyen herkesle paylaştığımız, yaşamımızdan kesitleri bazen, acı, gamlı, kederli, hüzünlü, bazen de mutlu, memleket özlemini, hasreti, neşeyi, kavuşmayı… Hemen hepsini türkülerde nefes nefes içimize alır, dinlerken sahiden yaşıyor gibi akıntıya kapılır gideriz.

          Türküler samimidir. Gerçekçidir. Çocukluğum da ilk müzik algım türkülerle başlamıştır. Yıllarca dinlediğim türküler vardır, her yaşta farklı zevk ve mutlulukla hatırlar ve söylerim.

        Beşikte tanışmışız, ninniler ki türkü soylu, ağıt boylu, duygu yüklü sözlerle donanımlıdır. Mışıl mışıl derin uykulara onun kollarında dalmışız. Bizi sakinleştiren, içimize huzur veren bu tılsımlı türkülerdir. Türkülerle olan dostluğum günlük hayatımda birçok alanla da sağlıklı ilişki kurmamın alt yapısını oluşturmaktadır.

            Türküler bizim en değerli hazinemizdir. Bizimdir, hepimizindir.

            Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Türküler dolusu” şiirinden bir bölümü yazıma alıyorum.

            “Şairim

            Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası

            Ayak seslerinden tanırım

            Ne zaman bir köy türküsü duysam

            Şairliğimden utanırım

            Şairim

            Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum

            Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim

            Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.”

            Türklerle ilgili akademik bir yazı yazmak ne derece doğru bilmem ama bildiğim bir şey var ki ben çok iyi bir dinleyiciyim.

            19 Haziran 2013 Çarşamba günü saat 19.15 Ankara Radyosu S-1 stüdyosunda “Tokat Türküleri” Özel Konseri için TRT Radyo Dairesi Başkanı ve Ankara Radyosu Müdürü Arif Koyuncu’dan internet aracılığı ile davet alıyor ve programa katılıyorum.

            Ayfer Durak hanımefendinin başarılı sunumuyla Türk Halk Müziği Sanatçıları Tuğrul Şan, Emine Koç, Zeynep Başkan ve Sevda Gül’den Tokat Türküleri dinliyoruz. Birbirinden güzel yorumlara eşlik ediyor, Sevda Gül’ün özellikle Reşadiye yöresine ait olan parçalarında zirveyi yakalıyor, mutluluğumuzun ifadesinde zorlanıyorum.

            TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Tokat Valisi Mustafa Taşkesen’in  birer konuşma yaptıkları gecede her şey çok güzel.

            Kaval ustası Yaşar Güç’te geceye katkı sağlıyor.

            Tokat Reşadiye’li olan Arif Koyuncu ve kurum görevlilerinin emeğiyle organize edilen program çok başarılı. Hemen bütün türküleri sanatçılarla birlikte söylüyoruz. Bir ara Arif Koyuncuyu izliyorum. Çok mutlu ve haklı olarak gururlu olduğunu görüyorum. Salon tam dolu ve herkes mutlu, eller canlı, sanatçılar harika.

            Finalde sanatçılarla birlikte tüm dinleyiciler “ Hey Onbeşli Onbeşli” türküsünü söylüyoruz.

            Program sonrası ikram bölümünde Arif Beye uğruyor ve teşekkür ediyorum.

            Ankara günlerimde türkü dolu unutulmaz bir akşam yaşıyorum.

            Program sonrası arkadaşım, dostum, hemşerim Mahmut Demiryürek’le Kızılay’a kadar yürüyor ve ses tonumuzu kontrol etmeden Tokat türküleri söylüyoruz.

            “Müdür beyin yeşil kürkü

            Yeni çıktı bu türkü

            Müdür bey izin verdi de

 

            Söylenecek bu türkü de… yanıyom ben.”