Hasarlı trafik kazaları

Süleyman ERKAN

 

Trafik Türkiye'nin en önemli sorunlarından biridir. İnsan yaşamında tekerleklerin yaşamı ne kadar kolaylaştırdıysa, yanlış ve bilgisiz kullanmak da o kadar can ve mal zayiine uğratarak ülkemize zarar vermektedir. Terör ve ekonomik zararları anlaşma, tedbir ve cezai işlemlerle bir anlamda bastırabiliriz. Trafik her yerde. Bedenimizdeki dolaşan damarları yol, kanı da taşıtlara benzetirsek ülkenin kılcal damarlarına kadar inen yollar ve trafik olur.

Son teknolojiyle üretilen makineler tonlarca yükü, hızlı bir şekilde giderken bu taşıtların hız vermek kadar durdurmanın da bir sanat olduğunu bilmiyor muyuz?

            Her gün haberde gencimizin yaşlımızın, kadının, çocukların öldüğünü duymuyor, görmüyor muyuz? Hastanelerde trafik kazalarına rastladıkça ne düşünüyoruz?

            O an acıma, lanet ve öfkemiz bir kaç saat sonra geçer. Hayatta normal kazalara devam etmeye, hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam mı etmeliyiz?

            Trafik kazalarını önleyecek taşıtı süren insanın bilinçli ve bilgili olması gerekmez mi? Yanlışlık yapanlar devlet tarafından gerektiği gibi maddi ve manevi cezalara çarptırılması gerekmez mi? Bugünkü yasalar trafik canavarını önlemeye yeterli mi? Ne yapmalıyız, nasıl önlemeliyiz, bu canavarın önüne nasıl geçmeliyiz?

            Hasarlı trafik kazalarında karşılıklı evrakların fotokopisini çekersiniz. (Ruhsat, ehliyet, sigorta poliçesi ve resimlersiniz) servise gidersiniz hasara eksper gelir bakar, yapılır. Sigortalar karşılıklı paralarını çeker. Kaza yapanlardan haklı cezalı, haksız da sigortaya bir miktar para ödeyerek cezasını çeker.

            Trafik polisleri sadece kazada yaralı ve ölümlü olaylara müdahale edermiş. Trafik günümüz koşullarında mecliste incelenip araştırmasını akademisyenlerin yapması, halkın yaşama adapte edilecek hale getirilmesi gerekmez mi?

            Hasarlı kazalarda kaza yapanlardan suçlu bir miktar parayla kendini korurken, kazada haklı olan hem mal zararına, can korkusu ve paniğe hem de taşıtını yaptırmak için zaman kaybına uğramış olurken, haklının mağduriyetini kim giderecek? "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" Hz. Ali

            Trafik kazasını kimse isteyerek ve bilerek yapmaz deriz. Bakımsız araçlara, binenler, hız tutkunları, kendinden üstünlük görenler, yanlış sollama yapan, işaret levha ve işaretlerine uymayanlar, uykusuz ve yanlış yemek yiyenler kazalara davet etmiyorlar mı?

            Taşıt muayeneleri her yıl veya iki yılda bir muayene ediliyor. Peki sürücülerin devlet tarafından belirli bir süre içinde genel muayeneden geçiriliyor, eksikliklerini söyleyebiliyor muyuz? Yirmi yıl önce ehliyet alan bir bireyin sağlığı nasıldır diye düşünüyor muyuz? Birey yaşlandı mı? Şeker hastası mı? Kolu, bacağı sağlam mı? Gözlerde bir sorunu var mı? Sinir sistemi psikolojik sorunu var mı? Bunları sağlık kuruluşundan geçirmiyoruz, her nedense parayla satın aldığımız taşıtlara insanlardan daha fazla değer vermiş olmuyor muyuz?

            Ehliyetini alıp trafiğe çıkmayan insanlara ne demeli? Ehliyetini kullanmayanlar acaba ehliyetleri kimlik yerine mi kullanılıyor?

            Yaşam bize verilmiş en değerli hazinelerden biridir. Bu yaşamı ufacık bilgisizlik, ihmal ve dikkatsizlikle yok etmeye incitmeye kimsenin hakkı da haddi de yoktur.

            Sevdiklerimizi, çevrimizi üzmek incitmek ve zarar vermek bizlere yakışmıyor. Bizlere yakışan kurallı düzgün çalışmak üretmek ve en değerli yaşamımıza sahip çıkmaktır.

            Son günlerde hayat bilgisi dersinin başına trafik konularını koysak yeridir. Trafik karayollarında öfke değil saygı bekler. Trafik kurallara uyan sürücüler, uymayanları tatlı dille uyaran bireyler bekler. Her insanı karşımızda ki aynada kendimize bakarak davranırsak sanırım trafiği birazcık daha çözmüş oluruz.

 

            Hasarlı, hasarsız… Trafikten huzurlu evinize ulaşmanız dileğimle.