KURTULUŞ

Hangi yana baksam öbür yandasın

İçimde umudum, şah damarımda kanımsın

Zamanı mekânı doldurur amansız bir nehir

Geçmişim geleceğim, ebedim ezelim sensin

Kevn ü mekânı dolduran sensin

 

Denenmek hep benim yolum, deneyen sensin

Bazen şaşkın bir ördek, bazen uysal bir koyunum

Gecelerim firuze renk

Kâbuslarla yorgunum

Vurgunluğum kanatsız bir bulut

Yorgunluğum dilsiz bir bülbül

Nasıl ulaşırım nurlu sabaha

 

Aşkına âşık oldum, girdim türlü belâya

Çırpındıkça battım çıkılmaz batağa

Kızgın lavlar kondu altın tabağa

Ne zaman uzanırım ben o salaha

 

Kaç kez varmak istedim

Şeyda gönülle köle gibi sana

Yollarımda yılanlar pusu kurmuş beklemekte

Kılavuzlarım bile düşüp kalmış hendekte

Ne zaman kavuşurum o nurlu vahaya

 

Koş diyorsun

Susuzluğa sonsuzluğa dipsiz ummanlara

Nice baş koydum dumanlı dağlara

Perdesiz düştüm yedi iklim dört köşeye

Ne benim kaldı, ne bendim, ne nefsim, nefesim

Bir “hay” diyen sesim…

Bir de senle çırpınan tenden kafesim

Ne zaman çıkacağım o kutlu sahraya

Ey sevgilim, maşukum!...

Bir kez döndür yüzün bana

Bir kez seslen Kıtmir’ine, bir daha, bir daha!...

 

Hiç şikâyetim olmaz, inan sana

Yalvarıyorum

Yok, mu başka acıların gönder hepsini bu cana

Pervane olurum, canlar canına

Söyle neyin olayım söyle

Kapında kulun,

Kullarının her birine bir köle

Dönerim sarkaçlar gibi eteğine tutunur da

Ne olur, öldürme beni aşksız öldürme

Sensizlikten deli-divaneye döndürme

Ey Aşkım, Mabudum!...

Varlığım, yokluğum senle kaim…

Sen daim, bense sana muti bir faniyim…

 

Evvelinde sen varsın, ahirinde sen varsın…

Evreni sen sarar, ruhları sen kavrarsın

Çöz artık içimdeki düğümleri nurunla çöz

Aksın Kevser’le bu kulundan bir çift söz…

 

Ey sultanlar sultanı

Al bu canı cananı

Kurban olayım sana Mahşer sabahı

Bu kelbine çok görme, o gün salahı…

                                                           MEHMET EMİN ULU -MECNUN’DAN

                                                                       15.08.2004 (Saat: 23.53)