Bu Sene Oruç Yine Ramazana Denk Geldi

Gündemi ramazan olmayanın bayramı gelmezmiş. Böyle bir söz var mıdır bilmiyorum ama ülke gündemini düşününce bir katkıda benden olsun diye bu sözü de ben söyleyiverdim. Daha bilindik bir ifade ile de “Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmazmış.” sözünü de burada zikredebiliriz. Hani malum medya kuruluşlarımız vardır bizim. Sanki bu ülkede yaşamıyormuş gibi davranan, bu ülke insanıyla en küçük bir bağı yokmuş gibi hareket eden bu medya kuruluşlarının orucun ramazana denk gelmesini söylemesine ya da Hac mevsiminin Kurban Bayramı’na denk gelmesine şaşırmalarına ne yazık ki artık sadece gülebiliyoruz.

            Ramazanlık muhabbetler vardır tv’lerin başköşelerine kurulan. İşin ehli hocaların yanında ramazanda ortaya çıkan ve amacının ne olduğu daha işin başında belli olan medyatik kafa karıştırıcılar vardır. Klâsik sorularla karşımıza çıkarlar. “Orucu ne bozar ne bozmaz?” Bundan sonrası Allah’a emanettir artık.  Sakız çiğnemekten tutun da su içmeye kadar uzanan akla ziyan yorumlar ardı arkasına gelmeye başlar.

            Ramazanlık aşçılarımız vardır. İftar saatine yakın zamanda ekranlara çıkıp binbir çeşit hünerlerle iftar sofrası düzenler aşçılarımız. Çoğumuzun adını bile söyleyemediği yemekler iftar sofralarında arz-ı endam eder. Ramazan ruhuna ters, oruç tutmanın manevi hazzını zedeleyen yapmacık gülücüklerle hazırlarlar sofraları.

            Ve ramazan eğlenceleri. Bu iki kavram nasıl olup da yan yana gelir anlamak mümkün değil ama bizde ramazan denince hemen eğlence de hatırlatılmaya çalışılır. Reklâmlarda büyük bir coşkuyla bırakın iftar sofrasını, hiçbir zaman bizim sofralarımıza yakışmayan içeceklerle bol kahkahalı iftarlar hazırlamak da sanki ramazanın bir parçasıymış gibi gösterilmeye çalışılmakta. Meddahlar, konserler, Hacivat Karagözler ve normal zamanlara bile yakışmayan eğlencelerle ramazanı bir eğlence haline getirmeye çalışır bazıları.

            Ramazanlık hekimlerimiz var bir de. Nasıl olup da oruca dayanabileceğimizi tavsiye eden, aç kalmamak için neler yapmamız gerektiğini anlatan ramazan hekimlerimiz de elbette bizim iyiliğimiz için (!)  ekran ekran dolaşıp durmaktalar. Bunlara takviye olarak diyetisyenler de ne yersek daha kolay oruç tutacağımızı anlatıyorlar. Böylece ramazanlık inciler günden güne artarak devam ediyor.

Dostluktan, kardeşlikten, paylaşmaktan yana güzellikleri arzulayanlar ne yazık ki bu isteklerini bir başka ramazana saklayacaklar. Nasıl ki “değer” dediğimiz her şeyi cımbızla söker gibi içimizden tek tek almaya çalışıyorlar, ramazan da bunlardan biri işte. Ramazana geleneksel bir hava katmak için ellerinden geleni yapmaya çalışanlar ne yazık ki ellerindeki imkânları sonuna kadar kullanıyorlar. Ezan yerine ramazan topu, hurma yerine alkollü içecekler, doymak yerine tıka basa doymak, paylaşmak yerine sofraya bir çeşit koymak ve daha neler neler. 

 

Bu sene de oruç yine ramazana denk geldi. Neylersiniz. Hesap ortada. Orucun faziletini ve ruhunu incitmeden bereketli oruçlar tutmak nasip olsun inşallah. Boşuna aç kalmamak için, orucu sadece mideye değil de akla, göze, yüreğe de tutturmak için Allah’ın ayetleri açıktır. “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Bakara-183” Korunmak için bir kalkan olsun oruç. Kalkanınıza sımsıkı sarılmanızı diliyorum.