Ahilik -1-

Ahilik bir yaşam biçimi, yaşam kültürüdür. Hiç bir ulusa sahip olmayan özellikleri Türk ulusu yüzlerce yıl önce kurmuş, yaşamış, yaşatmış. İnsanların var oluşundan bu güne bir çok yeniliklere imza atmak kolay olmamıştır.

Bir sanatı öğrenmede usta, çırak ilişkisi mutlaka vardır. Öğrenen ve öğreten ilişkisi olarak tanımlayabiliriz. Her mesleğin önce çırak, sonra kalfa, usta ve baş usta olmak üzere yükselen bir kademeleri vardır. Her döneme ait öğrenme ve öğretme yöntemleri vardır. Teknik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, öğrenme metotları da değişmekte ve gelişmektedir. Eskiden öğrenme, ustalığa ulaşma nasıl olurdu? İşte burada Ahi Evren ve Ahilik karşımıza çıkmaktadır. O halde Ahi Evren kimdir ve Ahilik neyi ifade eder?

Horasan, Maveraünnehir'deyken Fahrettin-i Razi Ahmet Yasevi ve Şihabüddin Sühverdi gibi büyük alimlerden ders alan Ahi Evran (1171-1262) Anadolu'ya gelerek Kayseri'ye yerleşmiştir. Kayseri'de debbağlık yaparak elinin emeğiyle geçinen Ahi Evran, halkı irşat vazifesine de başlamıştı. Esnafları bir çatı altında teşkilatlandırdı. Fütüvvet namelerden faydalanarak, teşkilatın bir nevi yönetmenliğini yazdı. Böylece''Ahilik Teşkilatı'' ortaya çıktı. Hocası Enhadüddün Kirmani'nin kızı olan, hanımı Fatma Bacı da kadınları yetiştirip ''Bacidiyan'' gurubunu teşkil etti ve yönetti.

Ahi, sözlük anlamı olarak, Arapça kökenli bir kelimedir. Anlamı; arkadaş, dost, cömert, yiğit, erlik anlamına gelir. Ahilik ise Anadolu'da XII. yüz yılda görülmeye başlayan, Selçuklu Devleti yıkılmaya yüz tuttuktan sonra sosyal nizamı tesiste ve Osmanlı Devletinin kuruluşunda büyük bir rolü olan teşkilattır. Aslında bu teşkilat fütünfet adını taşıyordu. Onların reisine ''kardeş'' manasına gelen ''ahi'' deniliyordu.

XIV. Yüz yıl başlarında Anadolu'da dolaşan meşhur seyyah İbn Battuta Antalya, Gölhisar, Ladik, Milas, Barcan, Konya, Niğde, Aksaray, Balıkesir, Sivas, Gürün, Erzincan, Kaysari, Erzurum, Kastamonu, Tire, Birgi, Manisa, Bursa, Gerede, Bolu, Yenice şehirlerinde gördüğü ve ahiyan-el-fityan (kardeş yiğitler) adını verdiği bu zümrelerin zaviyelerinden bahseder. Köylere kadar yayılmış olan bu teşkilatın esası, yardımlaşma ve topluluk nizamının tesisi idi. Osmanlı Devletinin kurucusu Otman bey'in kayın babası Şeyh Edibali ve Osman'ın bir çok silah arkadaşları, hatta Orhan'ın kardeşi Alaaddin Paşa da bu teşkilata mensupturlar. Şeyh Edebali Hacı Bektaş'ı Veli'nin mürididir. İlk askeri kuruluş olan yaya teşkilatında, ahilerin üniformaları taklit edilmiştir. I. Murat devrindeki yeniçeri teşkilatında dahi serpuşlar'dan ilham alınmıştır. 

''Ahiler Anadolu'da oturan Türkmen kavimlerinin her vilayete, her beldeye ve karyesinde mevcuttur. Yabancıları ağırlama, yedirme, içirmede, eşkiyaları tenkil ve imhada, zalimlere yardım eden şirretleri vat ve ifnada bunların benzeri yoktur'' demektedir. İbn Batutta. Ahiler akşama kadar kazandıklarını reislerine getirirler. Bununla yiyecek, içecek alınır. Misafirleri ağırlanırdı. Beraberce yenilirdi, içilirdi. Gecenin bir kısmı ayin ve semah ile geçirilirdi.

Ahilik ahlakının dört mühim prensibi vardır.

-Kuvvetli ve galip durumdayken affetmek.

-Hiddetliyken yumuşak davranmak.

-Düşmana iyilik etmek.

-Kendisi muhtaç iken bile başkasına vermek (yardım etmek).

Ahilik, yalnızca Anadolu insanının değil bütün Dünya toplumlarının da örnek alması gereken bir insanlık ve ahlak sistemidir.

         

         SÜLEYMAN ERKAN / ŞİŞLİ İSTANBUL.