Ahilik -2-

Ahilik teşkilatında şu mertebeler bulunur.

1- An'anevi Ahi Evren merasimleri; senelik olup Ahi Evren'in türbesinin bulunduğu Kırşehir de yapılır.

2- Yol atası ve yol kardeşliği merasimi; Ahiliğe girmek talebinde bulunan gençlerin, birliğe kabul edilmesi mahiyetindeki bir merasim halini alır.

3- Yol sahibi olma merasimi; Çıraklık müddetini tamamlayanların, kalfalığa yükseltilmesi için yapılan merasimlerdir.

Ahi yönetmenliğine göre, Ahi'nin üç şeyi açık olmalıdır.

1- Eli açık (cömert)olmalıdır.

2- Kapısı açık(misafirperver)olmalı.

3- Sofrası açık (aç geleni tok göndermeli) olmalı.

Üç şeyi kapalı olmalı.

1- Gözü kapalı (kimsenin ayıbını görmemeli.)

2- Dili bağlı olmalı (kimseye kötü söz söylememeli.)

3- Beli bağlı olmalı (kimsenin namusuna ve şefine göz dikmemeli.)

Bu Bektaşilikte de geçerlidir.''Eline, diline beline sahip ol'' der. Ahiliğe yeni girenler hem Ahi Müridi, hem de  bir mesleğe çırak olurlardı. Kendilerine şalvar giydirip, kuşatılırdı. Kuşak kuşatmaya ''şef'' denilirdi. Kafir, münafık, gizli ilimle uğraşan, hamam tellağı, kasap, cerrah ve avcı olanlar teşkilata giremez.

Fütüvvetnamelerde, dedikodu ve iftira etmek, kibirlenmek, merhametsiz olmak, haset etmek, yalan söylemek, hıyanet etmek, kadınlara şehvetle bakmak, emanete riayet etmemek, insanların ayıbını örtmeyip, açığa vurmak, cimrilik etmek, hırsızlık etmek gibi olumsuz birçok davranış Ahilikten çıkarılma sebepleri olarak sayılmıştır. Ahi, helalından kazanmalıdır, hepsinin bir sanatı olmalıdır, yoksul ve düşkünlere yardım etmeli, cömert olmalı, alimleri sevmeli hoş tutmalıdır. Fakirleri sevmeli alçak gönüllü olmalıdır. Temiz, iyi kimselerle sohbet etmeli, hayır sahibi olup nefsine hakim olmalı, dünyada düşkün olanlarla hasbi hal etmelidir. Bunlar ahiliğin temel prensipleri olmuştur.

Ahilik yalınızca Anadolu insanının değil, bütün dünya toplumlarının da örnek alması gereken bir insanlık ve ahlak sistemidir. Ahilikte ne kişi topluma, ne de toplum kişiye ezdirilmemiştir. Ahiliğin sosyal ruhu sayesinde, devletin hiç bir tesiri olmadan; şehir esnafı ve halkı, kendi kendisini idare ediyor, en küçük bir suistimal, yolsuzluk ve ananeye aykırı harekete fırsat verilmiyordu. Toplum düzenini koruyan geliştiren de budur. Halk kendi kendini yönetiyor, sanatta ve bilimde ilerlemenin yolunu buluyordu. Yaşadığımız bu zamanda da bu gibi kuruluşlara ihtiyacımız yok mu dersiniz?

Ahilik, insanı insan, toplumları başka toplumlardan üstün yapan, hem bir yapılanma modeli hem de bir inanç ve kabuller sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. 13. Yüzyıldan bu yana Anadolu'nun her bir tarafında sevgi ve sempati odağı olmuş, bütün çağdaş, uygar milletlerin (devletlerin) benimsemesi gereken ''insan'' odaklı cihan şümul prensipler manzumesinin de adıdır aynı zamanda Ahilik...

Öyle ki hükümdar olmayan yerlerde de ve devirlerde, ahi şeyhleri onların vazifelerini icra ederlerdi. Prof. Köprülü, Ahiliğin bazı gizli mertebelerinin bulunduğunu söyler. Bilhassa Sivas, Kayseri ve Ankara bölgesinde çok gelişen ve Ankara'da bağımsız bir ahi birliği kuran teşkilat, İstanbul'un fethinden sonra kuvvet ve nüfusunu kaybetti. Yerini ve geleneklerini lonca teşkilatına bıraktı. Bu günkü yeni nesillere ahiliği anlatmak ve hatırlatmak insani görevimizdir.

“Kendi nefsine ağır geleni karşındakine uygulama.” denir.

Birlikte yaşamak dilek ve arzusuyla.

 

SÜLEYMAN ERKAN / ŞİŞLİ / İSTNBL  / 27-05-2013