BABALAR, ÇOCUK OLUN BİRAZ

Mustafa UÇURUM

 

Çocukluğa özlem duymak zaman ilerledikçe büyüklerin en sık yaptığı nostaljik faaliyetlerin başında gelir. Her fırsatta “ben çocukken” diye başlayan cümleler kuranlar, “bizim çocukluğumuzda” diye özlem dolu cümleler sıralayanlar aslında kendi çocukluklarını özlerken bir yandan da bugünün çocuklarıyla kendi çocukluklarını karşılaştırmış oluyorlar.

 

Eskinin çocuklarıyla günümüzün çocukları farklı; kabul. Fakat düşünecek olursak eskiyle günümüz arasında hangi benzerlikler kaldı ki çocuklar aynı kalsın. Topyekûn bir değişim yaşıyoruz. Sadece biz değil, dünya da hızla değişiyor. “benim zamanımda şu yoktu, bu yoktu” gibi cümleler ancak işleri biraz daha çıkmaza sokar.

 

Teravih namazına geleneksel bir hava ile yaklaşır çocuklar. Onlar için önemli olan akşam evden çıkmak, camiye gitmek, arkadaşlarıyla birlikte caminin son safında durup gülerek, birbirleriyle uğraşarak teravihi kılmaktır. Tâ ki bir yaşlı amca çıkıp da çocukları camiden kovana kadar. Cami adabıdır, namazda gerekli olan sükûnettir amenna. Fakat gençlerin, çocukların camiye gelmeleri için yolların gözlendiği bir zamanda onları camiden kovalamak pek de akıl kârı değil.

 

Eskiyle yeni karşılaştırmasına girmeden biraz daha hoşgörülü olunca kimse bir şey kaybetmez. Yaz Kuran Kurslarına bakıyorum da ilk günler tıklım tıklım dolu olan camiler zaman geçtikçe tenhalaşmaya başlıyor. Yaz tatili olması, çocukların kurstan çok oyunu düşünmeleri kurslara olan ilginin zamanla azalmasına sebeptir. Fakat üslup sorununu da düşünmek gerek. Okullarda bile öğrenci-öğretmen ilişkileri diken üstünde bir pozisyona gelmişken çocuklara bir şeyler öğretirken biraz daha hassas davranmaktan kimse bir şey kaybetmez.

 

Hoşgörülü olmayı taviz vermek olarak değerlendirmemek gerek. Çocuklara, onların dünyasına yaklaşarak daha faydalı olunabilir. Çocuklarıyla vakit geçiren babaları daha sık görmeye başladık. Çocuklarının ellerinden tutarak parka, bahçeye gelen babalar onlarla vakit geçirerek onlara daha yakın olmayı tercih eder oldular. İşi, yoğunluğu, koşuşturmayı bahane edip de çocuğunu ancak uyurken gören babalara ise sözüm yok.

 

Şu bir gerçek ki biz çocuklarımıza yakın durmazsak, onlarla çocuklaşmazsak gün gelecek ve başkaları çocuklarımızı yanına çekecek. Çocuklarımız bizden adım adım uzaklaşırken işten, güçten vakit bulamamanın üzüntüsünü yaşamanın da bir faydası olmayacak.

 

Tatiller çocuklarla vakit geçirmek için bir fırsattır. Tatili sadece yan gelip yatma olarak algılayan zihinler ve bedenler ellerinden kayıp giden çocukları için ver yansın edecek vakitleri daha sonra bulamayabilirler. Birlikte eğlenmek de bir sanattır. Ortak paydalarda buluşmak, aynı anda mutlu olunabilecek işler yapmak, bir günün küçük bir dilimini çocuklarına ayırmak o kadar da zor olmasa gerek.   

 

Tatil geçiyor. Ramazan içimize güzelliklerini sunarak uzaklaşıyor artık. Babalar tutsun çocuklarının elinden ve birkaç kez de olsa onlarla birlikte camiye gitsin, birlikte huzura durmanın hazzını yaşasın. Bir topun peşinden birlikte koşsun, imkân oldukça birlikte kulaç atsın serin sularda. Babaların arada bir çocuklarıyla çocuk olmasından kimseye bir zarar gelmez, babalar da otoritelerini kaybetmez. Telaşa gerek yok.