Yine Kanlı Ramazan

“Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekâtı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister. (Ahzâb – 33)”

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. (Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki) Takvâ işte buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslüman’ın kanı, malı ve ırzı, başka Müslüman’a haramdır.” (Müslim, Birr 32. Buhârî, Edeb 57;)

Bildiğim ramazanlar içerisinde en kanlı olanı; zalimliklerin, vahşetin sınır tanımadığı bir ramazanı yaşıyoruz. Dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar on bir ayın sultanı Ramazan'a savaş, yokluk, baskı, şiddet, terör, sürgün ve işgallerin gölgesinde girmenin hüznünü yaşıyor. Samimi Müslümanların orucun zevkine varamadığı bir ramazan ayı yaşıyoruz. Hangi İslam ülkesine bakarsanız bakın hemen hemen tamamında Müslümanlar sorun yaşıyorlar.

Dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar; ya İslam düşmanları tarafından boğazlanıyor ya da Müslümanlar birbirini boğazlıyorlar. Hani kâfirlerin zalimliklerinde mübarek gün ve aylar aranmaz; hatta mübarek günlerde Müslüman kanı akıtmak onlara daha çok zevk verir. Ya bizim Müslümanlar birbirinin kanına nasıl girerler bunu anlamak mümkün değil. Bu nasıl bir Müslümanlıktır? Kadın-kız, çoluk-çocuk demeden nasıl katliam yapılır? Sen kimin canını hangi sebeple alırsın be Müslüman.  Ecdadımızın yadigârı kutsal yapıları; camileri, mescitleri, türbeleri nasıl yıkarsın? Bu nasıl bir anlayış? Bunu ne adına yapıyorsun? Allah’ın kitabında bunun yeri var mı? Bu nasıl mezhepçilik? Kur'an-ı Kerim'de mezhepçilik var mı? Peygamberimizin, dört halifenin, ashabın, Hz Hasan ve Hüseyinlerin mezheplerini bana söyleyecek bir Müslüman var mı? Kim aşırıya giderek ve uydurulan mezhepler adına ikilik yaratıyor ve aşırıya gidiyor? Bir düşünmek lazım. Tabiî ki bunları mezhepçiliğin siyasi yönüyle ilgili söylüyorum. Yoksa ibadetlerin nüanslarıyla ilgili uygulamalardaki farklılıkların mezhepçilikle alakalı olmadığını her Müslüman bilir. Allah’a yakınlığı, uzaklığı, samimi ya da gayri samimi Müslümanlığı kim ölçer veya kimin haddinedir. Onun için bu gibi sapkın düşüncelerle mezhepçilik yapmak ve bunun adına kan akıtmanın Müslümanlıkla hiçbir alakası yoktur. Bu düşünceleri hiçbir ayet ve hadisle desteklemek mümkün değildir.  

Evet, dünyada Müslümanlar kan ağlıyor. Onlar bizim gibi oruçlarını tutamıyor, namazlarını kılamıyor, ibadetlerini yapamıyorlar. Bunda kimin sucunun olup olmadığı, kimlerin sorunu olduğunun hesabının yapılacağı gün değildir. Gezi olaylarının mayası tutmuş olsaydı aynı sıkıntıları biz de yaşıyor olabilirdik.  Bu yüzden bizim gibi şimdilik rahat olan Müslümanların biraz rahatsız olma zamanlarıdır. Oruçlar, teravihler Müslümanları kurtarmaz. İftarlarda, sahurlarda çileli Müslümanları hatırlamayan oruçlular gerçek oruçlu olmazlar. O yüzden bu ay cennetten arsa alma(!) ayıdır.

Evet, Müslüman Anadolu evlatları. Zekât, fitre ve sadakalarımızı mali meleklerden(!) kaçırmayın. Çok fazla hesap yapmayın. Bu yıl daha hassas olun. Arakan, Filistin, Suriye, Mısır ve daha niceleri… Bunlar sizden yardım bekliyor. Bu ramazan yokluk ülkelerindeki Müslümanlara yardım etmek dernek okullarına, yurtlara, camilere, mescitlere yardım etmekten daha önemlidir. Yetimlere, öksüzlere, anasız babasız kalmış dünya Müslüman çocuklarına yardım etmek çok çok önemlidir. Mısırdaki Müslümanların zaferine katkıda bulunmak çok önemlidir. Ülkemizdeki çeşitli hayır işleri her zaman yapılabilir. Ama Mısır’daki Müslümanların zaferi var oluş, yok oluş savaşıdır. Aynı zamanda bize karşı açılmış bir cephedir. Mısırlı Müslümanlar bu savaşı kazanamazsa bir daha kazanamazlar ve sıra bize gelir. Müslümanlar önce hür olmalı.

Birlik ve beraberliğin çok gerekli olduğu şu günlerde hiç kimse “benim yardımımdan, çabamdan ne olur” diye düşünmemeli, birlikten kuvvet doğduğunu unutmamalı.

Hadi Allah’ı, peygamberi sevdiğini söyleyen Müslümanlar! Muhtaçların karnını sadece dua ile doyurmaya kalkmayın. Bilin ki dua tek başına bir işe yaramıyor. Duayı; Allah’ın fitre ve zekat verebilmeyi nasip etmesi için kendine yapmalısın. Hadi pamuk eller eller cebe. 

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.  (Bakara Suresi, 177. Ayet)

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır. (Ali İmran-13)

Allah’ın bir daha böyle ramazan yaşatmamasını, Müslümanların akıllarını başlarına alıp samimi Müslümanlar olması dileğiyle tüm Müslümanların Ramazan bayramlarını kutluyorum.

Allahın Müslümanlara zafer nasip etmesini diliyorum.

 

 

İsmet YALÇINKAYA