CANIM ANNEM…

Güneşli bir pazar sabahı, Ayşe nine her zaman ki gibi sabah namazından sonra uyumamıştı.  Bir cüz Kur’an okuduktan sonra bahçeye çıkmış, güneşin doğdum, doğacağım dediği dakikalarda çiçeklerle sohbet etmiş. İhtiyacı olanlara su vermişti.

            Güneş görünmeye boşladığın da yeryüzündeki değişimin tadını ve lezzetin almak için ağaç kütüğünün üzerine oturdu. Sağa sola bakındı. Bahçede ki meyveleri tek tek inceledi. Yaklaşık on çeşit de meyve olan bahçenin kıyıları ve ortası çiçekler ve güllerle doluydu.  Ayşe nine için büyük olan bahçenin bakımını oğlu Kürşat yapıyor, severek ve isteyerek çok büyük emek veriyordu.

            Rahmetli ile bu evin arsasını aldığı günleri hatırladı. Ne zor yıllardı. Daldı biran sabah serinliğinde rahmetliye, oğlu ve kızlarına gitti.

            Torunu Ayşegül koşarak yanına geldi. Gözleri yarı açık, yarı kapalı idi. Boynuna sarıldı. Yanağına bir öpücük koydu. “ canim babaannem” diyerek bahçede koşmaya devam etti.

            Sabah koşusunu tamamlayıp geldiğinde” sabah kahvaltısını birlikte hazırlayalım. Bu pazar sabahı sana yardım etmek istiyorum.” Diyerek babaannesinin elinden tutup mutfağa götürdü.

            Zeytin, peynir, reçellerin dışında ne olabilir diye fikir alışverişinde bulundular. Tatil sabahı olduğu için kahvaltı uzun sürecek ve belki de öğle yemeği de yenmeyecekti.

            Ayşe Hanım torununa baktı. “Canım kızım” dedi içinden. “Sen ki Ayşe gülsün, cansın, canansın, bensin, yüreğimin en güzel yerinde bana gülümseyen.” Torunun ne istediğini biliyordu. Yanına çağırdı, yanağına bir öpücük kondurdu ve kulağına sessizce “kilerden patatesleri getir.” Dedi.

            Ayşegül adımları değişmiş, zıplama, hoplama karışık sevinçle koşar adım çıkmıştı. Evin bahçeye bakan balkonuna kahvaltıyı hazırladılar. Ayşe Hanım hem torunun hem de oğlu ve gelininin harika bir tatil sabahı kahvaltı yapmaları için her şeyi hazırlamıştı.

            O sabah anne, baba ve ablası Emriye’yi Ayşegül uyandıracaktı. Önce ablasına uğradı, şakalaştı, beş dakika sohbet etti, kahvaltı da ne olduğunu tek tek saydı.” Babaannem tost bile yaptı. Ya ne haber, sen daha uyu kızım. Kahvaltıyı babaannemle ben hazırladım.” Ablası gülümsedi. Teşekkür etti. Ayşegül anne ve babasının oda kapısına çok özel bir ses çıkaracak gibi vurdu. Tam ayrılacakken annesi kapıyı açtı. Ayşegül’ü kucağına aldı. “ Günaydın benim kızım, sonra yatakta uyanmış olan babasına koştu. Bu sabah çok güzel ve özeldi. Babaannesi ile neler yaptıklarını hızlı bir şekilde bir çırpıda anlattı.

            Ayşegül çok mutlu idi. Babaannesi ile ilk defa kahvaltı hazırlıyor ve aileyi uyandırıyordu.

            Kısa süre sonra sofrada buluşan aile, çok güzel çiçeklerle dolu balkonda kahvaltıya başladı.

            Duygularını kendi içine salarken dudakları kendi duyacağı sessizlikte dua ediyordu. “Allah’ım ailemizin mutluluğu daim olsun. Sağlığımız ve sıhhatimiz yerinde güzel günler nasip et.

            Aileyi tek tek süzdükten sonra mutlu olduğunu anladı.

            Artık her hafta sonu babaannesine yardım edecekti.”

            Annesine baktı, gülümsedi, içinden çok sevdiği annesine yazdığı şiirini okumaya başladı;

 

            CANIM ANNEM

            Sesini duyunca koşarım,

            Elimi tutunca coşarım,

            Kucağında uykularım,

            Canım annem, canım annem.

 

            Ben ağlarsam üzülürsün,

            Sen evimizin gülüsün,

            Ocağımız senle tütsün,

            Canım annem, canım annem.

 

26.07.2013 /Ankara