Bir garip sorgulama

Tokat’ta bir gözlükçü. Üç genç kız harıl harıl çalışıyor. Dönerli koltukta benim gibi yaşlı bir bey kaykılmış oturuyor. Selam verdim. Çocuklara geliş amacımı söyledim. Bir sandalyeye iliştim. Başladık sohbete koltuktakiyle, ne kadar sohbet denirse. Daha doğrusu o soruyor. Ben yanıtlıyorum.

-Nereden emeklisin?

-Plevne ortaokulundan.

-Hangi köydensin?

-Küre köyünden.

-Küle mi?

-Hayr, Küre yani dünyanın şekli anlamında.

-Köyün eski adı ne idi?

-Eskisi de Küreydi, yenisi de. Düşündü taşındı. Herhalde Tokat’a bağlı böyle bir köy adı bulamamış olmalı ki. 

-Nereye bağlı bu köy?

-Alaca’ya.

-Şu Çorum’un Alacasına mı?

-Evet.

-Neden söylemiyorsun da deminden beri beni yoruyorsun be adam! 

-Sormadın ki. Ne sordunsa yanıtladım.

-Allah, Allaaah!

Bu bir şaşkınlık ifadesidir. Ancak o mu şaşırmalıydı ben mi?

Ben ona sormadım. Çünkü onun ne köyü ilgilendiriyor beni ne de mesleği. Sonuçta ben bir müşteriyim. O ise bulmuş bir dönerli koltuk, kaykılıyor. Sonraaa böyle soracaksam hiç sormayayım daha iyi. Maksat tanışmaksa daha değişik daha uygun sorular sorulabilirdi.

 

Herkesin bir konuşma tarzı var. Kime ne diyeceksin?