Recep Yazıcıoğlu’nu Unutamamak

Recep Yazıcıoğlu’nun aramızdan ayrılmasının üzerinden tam 10 yıl geçmiş. 08 Eylül 2003 tarihinde  aramızdan sadece bedenen ayrılan Recep Yazıcıoğlu, halen milyonlarca insanın  gönlünde yaşayan ve çok az bürokrata nasip olan bir sevgi ile  anılacak. O ölse, ölümünün üzerinden on sene geçse de halen hakkında yazılar yazılmaya, kitaplar yayınlanmaya, araştırmalar yapılmaya, konferanslar düzenlenmeye devam ediyor.

Recep Yazıcıoğlu’nu tanıdığımda 17 yaşında bir lise öğrencisi ve yazı yazmaya başlayalı 5. Yıl olmuş, Tokat’taki günlük olarak yayınlanan tek yerel gazetede yazı yazan bir engelliydim. O’nun Vali olarak göreve başlaması, her Tokatlı gibi beni de ilk başta fazla etkilememişti. Tek özelliği  “Cumhuriyet tarihinde en genç yaşta Valiliğe atanan insan” olması idi. O’nun Tokat’a atanması ile halkımız ve ülkeyi yönetenler arasında “Çocuk yaşta Vali mi olurmuş?” tartışmaları da başlamıştı.

Halbuki atasözümüz “akıl yaşta değil baştadır” derdi. Başka bir büyük de “akıl yaşta değil baştadır ama aklı başa yaş getirir” diyerek tecrübenin de önemini anlatıyordu. Anlaşılan sadece yaşa odaklananlar bu Vali’nin bir de Kaymakamlık tecrübelerini bilmiyorlardı.

Vali, 36 yaşındaydı ama öncesinde 16 yıl Kaymakamlık yapmış ve 16 yıla en az 50 yıl kadar tecrübeler sığdırarak Tokat’a Vali olarak atanmıştı. Belki de hayatında ilk defa geldiği Tokat’a, bu kadar bağlanacağını, bu kadar Tokat’ı seveceğini, hatta Tokatlının da onu bu kadar seveceğini o bile tahmin edemezdi. Ama Tokat halkı şunu bugün gösterdi ki, Tokat’a hizmet eden, samimi, gerçekten halkını seven insanı Tokat insanı asla unutmaz.

Vali Yazıcıoğlu’nu  tanıdığımdan bu yana 30 yıl geçmiş. Bu 30 yıla baktığım zaman O’na yazılmış pek çok şiir, O’nu destekleyen onlarca yazı, O’nu anlatan sayısız konuşmalar yapmışım. Bu 30 senede O’nu anlattığım “Hizmetkar Lider Recep Yazıcıoğlu” kitabımız gençler tarafından ilgi gördü. Recep Yazıcıoğlu’nu pek çok Üniversite öğrencisi ve lise öğrencisi, bu kitap, şiir ve yazılar sayesinde tanıdıklarını, sevdiklerini ve anladıklarını söylemeleri bizleri de gerçekten mutlu etti.

Bu kitap gelişerek O’nun ölümünün 10. Yılında  “Recep Yazıcıoğlu’nun liderlik sırları” olarak Az yayınlarından yeniden gelişerek güncellenerek hazırlanması, bu kitaba Tokat Valisi Mustafa Taşkesen ve Rahmetli Valimizin kardeşi eski Bakan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu’nun severek önsöz yazması kitabımızı zenginleştirerek güzelleştirdi. Kitabımızın bu hali Rehmetli Valiyi gençlerin daha güzel anlayacağı ve daha çok seveceği hale getirdi.

Güzel insanları gençlere anlatmak gerçek manada insana mutluluk veriyor. Herkes zenginliği farklı yorumlar. Ben de zenginliği bilgi ve sevgi ile dolu insanları gençlere anlatmak olarak anlıyor ve algılıyorum. Bu da bizlere yaşama sevinci veriyor.

Bütün bunlara rağmen Recep Yazıcıoğlu’nu gerektiği kadar gençlere ve insanlara anlatamadığımızı düşünüyorum. Bu yüzden lisede, üniversitelerde dersler veren, il ve ilçe yöneticisi tanıdıklarımıza her fırsatta  bizleri davet ederek Recep Yazıcıoğlu’nu gençlere anlatmamız için fırsat tanımaları konusunda görüşlerimi anlatmaya çalışıyorum ve bu çalışmaya devam edeceğim. O’nu en güzel şekilde yazarak, gençlere anlatmak gençleri, bu vatana daha çok hizmet etme yolunda motive edecektir muhakkak.

Bunun yanında Recep Yazıcıoğlu’nu anlatan kitapların alınarak okullarda, liselerde, Üniversitelerde, kütüphanelerde bulunmasını sağlamak da bizim görevlerimizden olmalı. Bunun için Lise ve Üniversite yöneticilerine olduğu kadar Recep Yazıcıoğlu gibi yerel yöneticilere de büyük görevler düşmektedir. Ben şahsen bu çalışmayı yapmama rağmen sıradan bir vatandaş olarak hem mutluluk duymaktayım, hem de bu çalışmaları daha çok yapacak imkanlardan yoksun olmaktan üzüntü duymaktayım. Halbuki, bunu yapacak olan, imkan sahibi hocalar ve yöneticiler hem Recep Yazıcıoğlu’nu gençlere tanıtmanın mutluluğunu duyacak hem de onu daha iyi anlamanın büyük hazzını yaşayacaklardır. Daha önceki kitabımızı alarak çevresine hediye edenlerin, bizlere duygularını anlatmalarından bunu anlamak, bizleri de onlar kadar mutlu ve bahtiyar etti.

NLP Tekniklerinde bir madde vardır ve der ki: “Dünyada bir işi bir kişi yapıyorsa herkes yapabilir.” Bu düstur ile “ben kaymakam olacağım” diyen herkesi ben potansiyel bir Recep Yazıcıoğlu olarak algılamaktayım. Yani Recep Yazıcıoğlu’nu ne kadar iyi anlatırsak, Recep Yazıcıoğlu gibi yöneticilerimiz olacağına dair inançlarımız da o kadar artacaktır bana göre. İşte bizim kitap ve yazı yazmaktaki umudumuz ve sevincimiz de hep bu inancımızdır.

Eğitimde örnek göstermenin ve modellemenin çok önemli bir yeri vardır. “Taklit yoluyla öğrenme“ modeli gerçek manada gençlere öğrenme sağlar. Bu yüzden eğitimcilerimiz  “örnek insan” olarak gördükleri şahsiyetleri, derslerine davet ederek, hayatta olmayanları da onlar hakkında kitaplar yazmış, örnek göstermek istedikleri şahsı yakından tanımış, insanların anlatmasını sağlaması öğrencilere çok güzel öğrenme sağlar. Bunu daha önce yaşamış ve bu öğrenme yönteminin etkisini bilen bir insan olarak, gücümüz sadece bunu yazmak ve tavsiye etmeye yetiyor.

Öyle sanıyorum ki, Recep Yazıcıoğlu gibi değerli insanları bu ülkenin insanları sevmeye ve çocukları ile torunlarına anlatmaya devam edecekler. Hepimiz bunu vatan borcu olarak algılarsak bu memlekette hep güzel işler yapanları konuşur ve gençlere anlatırsak onlar da güzellikleri ve güzel insanları duyarak, öğrenerek güzellikleri onlar da başkalarına anlatacak, kötülükleri ve kötü, insanları anlatmaya ve düşünmeye zaman bulamayacaklardır. Güzellikler anlatılırsa yayılır, çirkinlikler anlatılarak önlenemez. Bunun bilincinde olarak herkes kendine “Recep Yazıcıoğlu’nu çevreme nasıl anlatabilirim?” diye sorarak, bunun cevabını bularak harekete geçmeli ki bizler de bu güzel insanları anlatmak için daha çok şevklenelim.

Bu vesile ile rahmetli Vali’yi bir kere daha rahmetle anıyorum. Mekanının cennet olmasını temenni ediyorum. Hatalarını hoş görmesini de Rabbimizden dileriz.