HAYATIN İÇİNDEN…

Hayatın kendi içinde ve dışında insanı mutlu eden ve üzen ne varsa nedenler hanesindeki sıfırları silmek gerek diyor dostlar.

            Sıfırlar ne kadar az olursa insan o kadar rahat olurmuş. Yapılan iş ve işlemlerin kontrol altında tutulması için görülebilir ve dahi sayılabilir kadar az olması iyiye işaret olarak kabul ediliyor.

            Araştırma yapma, tahmin etme, gözlem yapma yapılan bütün çalışmalar arasında ilişkileri karıştırma sonrasında ortaya çıkacak olumlu ne varsa yarınlara ilerleyen arkın içine su misali salmak gerek.

            Güneşin doğduğu andan battığı ana kadar geçen zaman da her şeyin güllük, gülistanlık içinde yürüdüğünü hesap edenler yanlış yapıyorlar. Her başarının kendi içinde zahmeti ve alın teri hesabı yapılırsa işler daha da iyi demektir.

            Evin içindeki rahatlığın dahi kendi seyrinde zahmeti, emeği vardır.

            Zamana ve mekâna doğru gülümseyerek yol yürüyen her hücreye selam olsun.  Yön kavramını bilenler derler ki doğru gitmek için yol düz olmalıdır.

            Güneşi; dünyanın en batı kıyısından uğurlamak, doğu noktasına merhaba deyişini izlemek için.

            Hani öğrencilere bir sonraki derse hazırlıklı gelmeleri yâda öğrendikleri dersleri pekiştirmeleri için ödev verilir. Öğretmenlerin bu çalışmaları takip etmeleri ve ders saatinde sınıfta kontrol etme, dinleme ve değerlendirme yapmalarında sistemli olmalıdırlar.

            Özellikle öğrencilerin başarılı olmalarını etkileyecek bir nokta var ki oda öğrencileri yüzde yüz tanımaları gerekmektedir. Allah her canlıyı dünya hayatını idame ettirecek özel ve gizil güçler vermiştir. Bunları ortaya çıkarmak, bulmak eğitimcilerin işidir. Tespit edilen bu alanlarda öğrencileri yetiştirmeleri ve hayata hazırlanmaları konusunda aile, okul ve toplum üçgeninde her şey eksiksiz yapılmalıdır.

            Dersten önce ve sonra çocuklar hazırlıklı olmalı, öğretmen sağlıklı ders için her türlü ortamı sağlamalı dahası yönlendirmelidir.

            Bir sonraki derse pusula ile gelmeleri konusunda uyarılan öğrencilerin yeterli bilgi ile rahat adımlarla sıralara yürüyüşleri hemen her uzman eğitimci tarafından fark edilebilir.

            Ders esnasında rahat nefesler, gülümseyen bakışlar, kendinden emin yüz ifadeleri hazır olmanın dışa yansımasıdır.

            “Neden buradayım, girmesem ne olacaktı, yeter artık” diyen bir görüntünün olmadığı derslikte öğretmen öğrenci ilişkileri de olumlu noktadadır.

            Bu ve benzer olumlu havanın devam etmesi için öğretmen her türlü tedbiri almak zorundadır. Hiçbir öğretmenin şahsi kapris, takıntı ve buna benzer davranışları sonucu kendi dersinden nefret eden bir nesil yetiştirme keyfiyetine sahip değildir.

            21. Yüzyılda yaşayacak Türk gençliği her türlü bilgi ve beceri ile donatılmalıdır. Gençlere daima güvenmişimdir. Şimdi tatil vaktidir. İyi tatiller gençler.

            Bulunduğum mekândan dışarı çıkıyorum. Sokak, cadde, mahalle, belde, ilçe, il ve uzaklar. Yaşadığım topraklardan gönül coğrafyama doğru akmak doludizgin. Ülkemin başkentinden kardeş başkentlere kanatlanıp uçmak adeta, nefes almakla eşdeğer bir mutluluğu yaşamaktır.

            Gözlerin en hassas noktasından dışarı fırlayan, mahzun ve süzgün damlalar bilirim. Adını bir türlü koyamazsınız. Mutluluktan mıdır? Üzüntüden mi? Kararsız kaldığın anların kirpiklerdeki ıslanışını izlemekten öte yapacak bir şey yoktur.

            Yas tutmayı bilen ve yüreğinin derinliklerinde her şeyi yaşamaya alışmış, oluşumları öğrenmeye çalışan “bir tarafı yanmış yüreğimsin” diyebilmenin küllenmek üzere halini bilirim.

            Bahar soylu, türkü güzelliğindeki nağmelerin sevgisi ile ses veren benden olan, bana olan, sevgi ötesi, vefa ve dostluğun karışımında haydi diyen ince ruhu kabul ediyor ve seni yüreğimde tutuyorum.

 

 

                                                                                                          19.07.2013 /Ankara