ABD’nin yıkım projesine yardım edenler!

ABD Başkanı Wilson 1920’lili yıllarda ne diyor: “Boğazlara ve İstanbul’a Amerikan askerleri yerleştireceğiz. İstanbul artık Türklerin elinde kalmamalı…” Fransa Başbakanı Clamencea’da  “sizin İstanbul’u almanızdan memnuniyet duyarız! İstanbul bir Türk kenti değildir. İstanbul artık bütün bir imparatorluğun başkenti olmaktan çıkmıştır. İstanbul Boğazı ve çevresindeki bir arazi parçasını da Amerikan mandasına almalıyız.”

Wilson, “Sultan İstanbul’da kalacak ve Anadolu’da Türk’lere bırakılan yerlerin egemeni olacak. Türkiye’yi işgal edelim ama padişah sembolik olarak İstanbul’da kalsın. Hiçbir yetkisi olmasın. Papa (Vatikan) modeli uygulayalım!

İngiliz Başbakanı Loryd George bir teklifte bulunur. “Amerikalılar İstanbul’u, Fransızlar da Suriye’yi işgal edeceklerdir. Yunanlıların İzmir’i işgal etmelerine izin vermeliyiz.”

Wilson, “Yunanlılara neden derhal çıkartma yapmalarını söylemiyoruz.”der. Yunan Başbakanı Venizelos’u arar ve: “İzmir’i derhal işgal edebilirsiniz!”

İzmir’in işgalinde Rum Papaz Hristomos, Seydi köydeki bir kilise’de konuşurken “yakında Türklerin leşleriyle kuyuları dolduracağız!”18 Mayıs 1919 The NewYork.

Times Gazetesinin verdiği habere göre; “İstanbul tek bir devlet olacak!”

Chicago Tribune, “Amerikan’ın Türkiye’ye tam bir tümen işgal askeri göndereceğini açıkladı.”

İşte yukarıdaki bilgiler tarihin birkaç sayfasından derlenen bilgilerdir. Bütün bunlar ABD’nin İngilizlerle beraber Osmanlıya dayattığı Sevr projelerinden başkası değildir. Sevr projesi de zaten bir ABD projesidir.

Sevr anlaşmasının maddelerinden biri (10 Ağustos 1920): “Aynı bölgede özerk bir Kürdistan devleti kurulacak. Bu devlet bir süre sonra tam bağımsız olacak!”İşte bugün bu proje gerçekleşmektedir. “ BOP’ un eş başkanıyım, Diyarbakır Ortadoğu’nun yıldızı olabilir.”diyenler bu projenin mimarı değil mi? Kurulacak Kürdistan’ın Irak ve Suriye parçası gerçekleşti. Türkiye parçası için ise sağ olsunlar APO ile anlaşıp alt yapısını hazırlamak üzereler. Sıra yakında İran’a gelecek ve İran ayağı da kurulduktan sonra her şey tamamdır. Bağımsız Kürdistan…

1998’de The Washington Post gazetesi: “APO, silahlı Kürt bağımsızlık hareketinin lideridir.”der. On beş yıl sonra 40.000 kişinin katili APO Kürt bağımsızlık hareketinin lideri olmuş ve Türkiye Cumhuriyetine kendini kabul ettirmiştir. Avrupa da ona liderlik payesi vermektedir.

Avrupa Parlamentosunun (AP)13.12.1995’de aldığı kararlar;

1.Türk hükümetine PKK’ya ve diğer Kürt örgütlerine siyasi bir çözüm bulunması.(Bugün bu siyasi çözüm için medya ve hükümet çevreleri büyük uğraş vermektedir.)

2.Türk silahlı kuvvetlerinin doğudaki operasyonlarına son verilmesi ve Kürdistan’daki anlaşmazlığa barışçıl bir çözüm bulunması.(Silahlı kuvvetlerin doğudaki operasyonlarına son verildi ve karakollar boşaltıldı. Silahlı kuvvetlerin operasyon yapma yetkisi ellerinden alınarak ilçelerde kaymakamlara ve illerde ise valilere verildi. Boşalan yerlere ise PKK militanları ve KCK öz savunma birlikleri yerleşti.)

3.Bay Öcalan’a verilen cezanın kaldırılması.(Cezanın kaldırılması için AKP hükümeti APO’nun yeniden yargılanması için yasa çıkarmaya hazırlanmaktadır.)

4.Sakharov ödülü alan Leyla Zana’nın serbest bırakılmasını talep eder.(Leyla Zana serbest bırakıldı.)

5.T.C Hükümeti tüm Kürt örgütleri ile görüşmelere başlamalı, PKK ile masaya oturmalı.(Siyasi çevreler PKK, KCK ve diğer örgütlerle görüşmeler yapmaktadır. Bunu kamuoyu bilmekte ve iktidar da gizlememektedir. Hükümet APO’yu muhatap almakta ve PKK lideri APO’nun istekleri harfiyen uygulanmaktadır.

Yedi kişilik AP heyeti Diyarbakır’a gelip Belediye Başkanı Osman Baydemir ile görüşürler. AP heyeti Baydemir’e şunları söyler: “Bölgenize, mücadelenize, Kürdistan’a katkı sunmaya çalışıyoruz. Katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Avrupa parlamentosunda alınan bütün kararlar bugün gerçekleşmektedir. Bunu gerçekleştirenler de bugün iktidarda olanlar değil midir? ABD ve AB’liğinin çizdiği rotayı takip eden mevcut hükümet, Papa’nın heykeli önünde imzalanan AP direktiflerini aynen uygulamaktadır.

O gün Sevr maddelerini uygulayan Damat Ferit hükümeti ile bugün Avrupa birliğinin dayattığı maddeleri uygulayan mevcut iktidarın ne farkı var? Sadece zaman farkı olsa gerek!

Bugün bunu daha iyi anlıyoruz. Daha iyi görüyoruz. Bunlardan iyi ders almamız gerekirken aynı yanlışları tekrar tekrar yapıyoruz. Kendi kurduğumuz devletin altını oyarak elde edinilen kazanımlara düşman kesilip onları yok edip yıkmaya çalışıyoruz. Tarihten ders alıp kimin düşman kimin dostumuz olduğunu bir türlü öğrenemedik. Bir gün aklımız başımıza gelir ama iş işten geçmiş olur. Allah yardımcımız olsun!