LEYLA İLE MECNUN “GEZİ”YOR

İnsan taraf tutar, bir fikrin ardına düşüp onu savunmak için elinden geleni yapar. Bu çok doğal bir durumdur. Çünkü insan düşünür ve kendisi için doğru olanın ardına düşmekte ve onu savunmakta sonuna kadar haklıdır. Bunun tersini yapıyorsa, rengini belli etmemek için kalabalıkların arkasına saklanıyorsa kişi, onun duruşundan ve hayata karşı tavrından ne kendine ne de çevresine bir fayda vardır.

            İnsanların fikirlerini açıklamaları, bunları savunmaları ne kadar doğalsa karşısındaki kişinin bu fikirlere karşı tavır alması da o derece doğaldır. Birlikte yaşayalım, birbirimizi sevelim, sevgi yumağı olalım.” gibi hümanist safsatalara itibar etmem. Yaptığı eylemlerle, ortaya koyduğu düşünce ile benim dirlik ve düzenimi bozmak isteyeni sevmek zorunda değilim. Ona karşı sevgisizliğimi medeni ölçülerde göstererek tavrımı net olarak ortaya koyabilirim. “bana ne” demek mümin kişiye yakışan bir tavır değildir. “Beni ilgilendirmez” demek ve hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam etmek yeniçağın pembe yüzü olsa da akıl ve izan sahibi bir kişi şahit olduğu olaylara karşı tavrını koyabilmelidir.

            Sanatçı kisvesi altında geçinen kişilerin uyuşturucu kullanacak kadar aciz olduklarına şahit olduk. “Bana ne onun kullandığı uyuşturucudan” deyip de hiçbir şey yokmuş gibi bu kişileri izleyerek, dinleyerek bunlara reyting rekorları kırdırıp kafayı bulmaları için katkı sağlamak daha mı ahlakidir düşünmek gerek.

            Leyla ile Mecnun dizisi en çok izlenen dizilerdendi. TRT için bir dönüm noktası sayılabilecek bir yapımdı. Ne zaman ki gezi olayları diye bir safsata icat edilip kendini sanatçı ilan edenler meydanlara çıkarak halkı kışkırtmaya başladı, gördük kim nerede ve nasıl geziyor, kime hizmet ediyor gördük. Ağacı, yeşili bahane edenlerin asıl amaçlarının ağaç olmadığını haykıranlara şahit olduk, hem de kapitalizmin yuvası banka reklâmlarında riyakâr yüzlerini görerek.

            Durum böyleyken, milletin vergileriyle yönetilen bir kurumun da tavrını ortaya koyması kadar doğal bir sonuç yoktur. Gezi olaylarında boy gösteren Leyla ile Mecnun ekibine “buraya kadar”  denmesi son derece doğru bir karardır. Hem devletin altına dinamit koyacaksın, huzuru bozacak eylemlere girişeceksin hem de devlet kanalında arz-ı endam etmeye devam edeceksin. Bunun düşüncesi bile ne akla ne gönle yatıyor.

            İsterse reytingleri alt üst etsinler, kanala kâr üstüne kâr ettirsinler, bulundukları nokta düşünülünce bütün bunların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Gezicilerin kimlere hizmet ettiğini, kimlerle aynı safta bulunduklarını gördük. O eylemlere katılanları sevmek zorunda değiliz. Aynı şekilde dizilerde şirinlik yapan ama fırsatını bulduğunda peygamber efendimize saldıracak kadar gözü dönen birini bırakın sevmeyi adını bile anmayı gereksiz görürüm. “O başka bu başka” diyerek bir kılıf bulmak iki yüzlüğünün değil bukalemun yüzlülüğün bir gereğidir. Benim değerlerime saldıran, benim huzurumu bozacak davranışlar sergileyenlere karşı ben de açık yüreklilikle fikrimi söyleyebilmeliyim.

            İnsan kimin yanında durduğunu iyi gözlemlemeli. En sık söylediğim cümledir bu.  Benim düşüncelerimle bir vatan haininin düşüncesi aynıysa benim kendimi sorgulamam gerekir. Neredeyim, kiminleyim demeliyim sık sık.

            Leyla ile Mecnun ekibi içlerindeki gezi ruhuyla kendilerine yakışan bir yer bulacaklardır. Çünkü şer cephesi bir tane değil ki