YATAN ÖKÜZ

Savaş çığlıklarının sürdüğü günümüzde medyada çıkan iki haberle ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Söz konusu haberler önemsiz gibi görülüyor ama haber değerleri olmasa yayınlamazlardı.

            1-Bir beldenin belediye başkanı, cinayete azmettirmek suçundan tutuklanmış. Bu haberi iki gazete vermiş. Birisi haberi normal ve tarafsız verirken diğeri kendine göre yorumlayarak vermiş. Şöyle ki, başkan bayanmış. Başkanın nikâh şahitliğini, mensup olduğu partinin genel başkanı yapmış. Buraya kadar normal de kısa bir haberde nikah şahitliği haberinin üç defa tekrarlanmasının amacı nedir? Bunu yazan muhabir, zanlının partisini ve de genel başkanını yıpratacağını mı sanıyor? Kimi siyasilerin de rakibinin dini inancını açıklayarak onu yıpratacağını sanmaları gibi. Bana göre ikisi de belden aşağı vuruştur. Centilmence değildir.

            2-Bir gurup öğretmen diyanete “çalışmadan alınan paranın helal mi, haram mı” olduğunu sormuşlar. Diyanet, “Parayı devlet ödüyorsa helal, özel sektör ödüyorsa haramdır” demiş. Diyanet böyle diyorsa dayandığı bir kaynak, bir madde vardır besbelli.

            Dini konularda görüş beyan etmek haddim değil ama verilen bir parayı ancak paranın sahibi helal etmelidir diye düşünüyorum. Devletin parasında tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Bunun çalışmayana, sırt üstü yatana dağıtılması haram olmalıdır. Diyelim ki bir gurup görevliyi yetkisiz kılıp bir odaya kapattık. Her birine birer masa, birer bilgisayar verdik. Onlardan iş beklemediğimiz gibi odalarına devamını bile takip etmiyoruz ama yetkiliyken aldıkları kadar ücretlerini ödüyoruz. Bu, hangi kitaba, hangi yasaya sığar? Kaba tabirdir ama “Yatan öküze yem verilmez” derler, bizim oralarda…

            Özel sektöre gelince, bildiğim kadarıyla çalışmayana zırnık koklatmaz özel sektör. Belki şöyle bir durum olabilir. Yıllardır hizmet ettiği halde emekli olamadan ağır bir kaza geçirmiş ya da onulmaz bir hastalığa yakalanarak muhtaç duruma düşmüş bir kişiye yardım edebilir. Eğer verdiği parayı gönül rızasıyla helal ederek verdiyse ona kimse bir şey diyemez. Çünkü mal kendisinindir ister verir ister vermez.

            Ama devletin malı hepimizindir. Çalışmayana ödenen parayı hepimizin helal etmemiz gerekir. Bana sorulacak olsa bu şartlarda ben hakkımı helal etmem, arkadaş. Kesinlikle...

 

            Helal eden etsin. O, onları ilgilendirir.