Eğitim ve Öğretim

Son zamanlarda sesimizin çıktığı kadar savaş naraları atmaya başladık. Fikirlerimize, görüşlerimize, düşünce ve inançlarımıza ters gelecek, karşı çıkanları yok etmeye başladık. ''Gerekmedikçe savaş cinayettir''  ''Yurtta sulh, cihanda sulh.'' diyen ulu önderin sözlerini unutmuş görünmekteyiz. Bir milletin susturulması, sindirilmesi yok edilmesi için savaşa topa, tüfeğe, atoma hiç de gerek olmasa gerek. Eğitim  kalitesini düşürmek, dilini değiştirmek o milletin(ulusun) zaman içinde yok olmasına  yeterde  artar bile.

         Anneler, babalar çocuğunu dünya ya getirir.  Yedirirler, içilirler korur ve kollarlar. Asıl görevleri olan eğitimini de ihmal etmezler. İlk eğitim ve öğretimini baba ve annenin yanında alırlar. Acıkınca, altı ıslanınca, hasta olunca sorununu anlatmak için ağlarlar. Kısa bir süre içinde emekler, yürür, kelimeleri söylemeye çalışırlar. Aile kurallarına göre nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağını öğrenirler.

    Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan her Türk vatandaşı ilköğretime kaydolması ve okuması zorunludur. Çocuğunu okula vermeyen ailelere yasal zorunluluğu vardır. Önce anaokuluna sonra ilköğretime. Eylül ayının ilk haftalarında ilköğretim haftasını kutlarız. Okulların bahçelerinin önünde toplanan öğrenci ve velilerin önünde bir kaç özlü söz, birkaç şiir bazen ufakta olsa etkinlikler. Haftanın anlam ve önemi bitmiştir. Evlatlarını  iyi bir eğitim ve öğretimden geçirmeye çalışan veliler . Vatana millete yararlı bir birey yetiştirme duygu ve düşünce içindedirler. Okuluna yeni başlayan öğrencilerin heyecanı, yeni öğrencileriyle tanışan öğretmenlerin heyecanı birbirine karışır. Yıllar geçtikçe okuyan öğrencilerin üzerinden devlet elini yavaş yavaş çekmeye başlar. Paran varsa  en iyi eğitim var, paran yoksa biraz düşünmen lazım der gibi.

         '' EĞİTİMDİR Kİ BİR MİLLETİ YA ÖZĞÜR, BAGIMSIZ ŞANLI YÜKSEK  BİR TOPLULUK HALİNDE YAŞATIR. YA DA ESARET VE SEFALETE TERK EDER...'' Kemal Atatürk. Eğer sefalet içinde yaşamak istemiyorsak başta ilköğretim haftası olmak üzere, okuyan öğrencilere, okutan velilere sahip çıkmalıyız devletçe, milletçe. Sosyal devletin temel görevlerinden biridir eğitim. Sonra bireyin sağlığını, iş bulma ve çalışmasını, güvenliğini(iç ve dış tehlikelere karşı) sağlam ve sağlıklı konutlar sağlamalıdır. Bu ve benzeri görevleri aksatıyor ve yapmıyorsa; halkına sevgi ve saygıyı eşit vermiyorsa görevini aksatıyor demektir.

         Birde bu toplumun asıl kahramanları vardır. Onlarda öğretmenlerdir. Günümüzde öğretmenleri bir memur, işçi gibi algılayanlar var. Bunlar büyük bir yanılgı içindedirler. Öğretmenler açlık sınırına yakın maaşıyla ailesini geçindiren, çocuklarını büyüten, okutan, toplumda yer alıp yaşamaya çalışan devlet memurlarıdır. Aslında toplumun mimarları olan öğretmenlerin ellerinden cumhurbaşkanı, başbakanı, milletvekili, doktoru, savcısı yargıçları, subayı, memuru, işçisi, köylüsü vb kim varsa elinden geçmiştir. Sonunda parası kadar değerlendirilen, zaman içinde unutulan insanlar haline getirtiliyor öğretmenlerimizi. Cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıllarda dünya öğretmenlerinin üstünde  maaş alıyordu öğretmenler. Saygınlıkları bir cumhurbaşkanı, başbakan, vekil kadardı. Toplumun  rehberi kılavuzuydu .''BİR MİLLET İRFAN ORDUSUNA SAHİP ÇIKMADIKCA, MUHAREBE MEYDANLARINDA NE KADAR PARLAK ZAFERLER EDE EDERLERSE ETSİN, O  ZAFERİN KALICI SONUÇLAR VERMESİ ANCAK İRFAN ORDUSUNA  BAĞLIDIR.'' Atatürk. Bir milletin sevgi, barış ve bilim, ilim elçileridir öğretmenler. Hani toplumda kullanılan güzel bir söz vardır ya'' Sen Allah'a nasıl bakarsan Allah'ta sana öyle bakar.'' Toplum ve yöneticiler olarak öğretmenlik mesleğine daha özen göstermeliyiz. Para için çalıştırılan öğretmenler, öğretmene sahip çıkmayan toplum ilerde ancak hurafelerle, bilimden yoksun, kültürünü tanımayan cahil toplumlar oluşur. Bilim-ilim-sanatın ışığında gitmedikçe, dünya milletleriyle yarışamayız. Gün ve zaman gelir, bilim ve ilimle başka milletler ilerledikçe, benliğimizi, birliğimizi ve dilimizi kaybederiz. Dil olmayınca millet ve vatan kavramı kalmaz. Bizler öyle bir eğitim ve öğretime kavuşmalıyız ki ülkenin adı dünya olmalı, ırkımın adı insanlık, yaşama biçimim herkese örnek sevgi, saygı, hoşgörü olmalı.

        Eğitim ve öğretim bir süreç işidir. Dünya'nın ilk kuruluşundan bu yana nesilden nesille bu güne kadar bilgileri, tecrübeleri, gelenek ve görenekleri aktararak geliyorsa bir öğreten ve öğrenen sayesinde olmuştur. ''Birileri bu gün gölgede oturuyorsa, uzun zaman önce birileri ağaç diktiği içindir.''( Warren Buffet)  Birilerinin hizmet edip emek vermiş eserlerine bizlerde insanlık olarak bizlerde emek verip katkıda bulunmalıyız, bir sonraki nesillere aktarmalıyız.

         ''Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı da öğretmendir.''   ''Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir.'' Atatürk.  İyi bir birey  ve toplum yetiştirmek  istiyorsak, iyi eğitilmiş öğretmenler yetiştirmeliyiz. Onlara gereken saygıyı ve sevgiyi eksik etmemeliyiz. Biliyoruz ki öğrenmenin yaşı ve sınırı yoktur. Öğretmenlik mesleği peygamberlik mesleğidir. Bizlere hizmet edenlere arkamızı dönmemeliyiz. ''Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.'' Hz Ali.  O zaman eğitime gereğinden fazla  önem verilmelidir. İlköğretimin önemini aklımızdan çıkarmamalıyız.   (DÜNYA DA HER ŞEYE KIYMET BİCİLEBİLİR AMA ÖĞRETMENİN ESERİNE KIYMET BİÇİLEMEZ.) Socrates Öğretmenin eseri öğrencisidir. Devlet ve millet olarak öğretmenin eseri olan tüm meslek ve yaşayan insanlara sahip çıkmalıyız.

             Bir bilim adamı uzun bir araştırma yapmış. Ölen bir insanın en son aklında kimler kalıyor diye. Nefesini verecek insanın aklın da şu iki şey kalırmış. Birisi annesi, diğeri öğretmeniymiş. Bu iki değerli varlığa sahip çıkmalıyız.  ''Düşünme olmaksızın öğrenme emek kaybıdır.

            Öğrenme olmaksızın düşünme ise tehlikelidir.'' Confucius.  Tüm okuyan, okumaya gönül veren, yardımcı olan insanların ilköğretim haftasını canı gönülden kutlu olsun.    

 

 

 09-09-2013    Süleyman Erkan..