NASİP

Nasip olursa bu düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Bir iş yaparken, bir yere giderken, büyük bir projeyle uğraşırken hep ''nasip ''kelimesini kullanırız. Yaşarken hayatımızda bazı fırsatlar doğar bizlerde nasip deriz. Bazen uzun bir mücadele verirsin, çalışır çabalarsın başaramazsın.'' Kime nasip, kime kısmet'' kendini avutursun. Gereğinden fazla hırs ve öfkeye kapılırsın hata yaparsın. Çok istersin çalışma temponu bozarsın başaramazsın. Sonunda nasip değilmiş dersin kendini avutursun. Geriye bakıp ta yaptığın işi tekrar kontrol etme, hatanın nerede olduğunu araştırmayız. Mücadeleyi bırakıp kaçmanın en güzel yolu '' nasip değilmiş.''

          Nasibi malla, mülkle, parayla, araç ve gereçlerle adlandırırız. Bir işi üretiriz çalışır çabalarız ''helalinden kazandım bu benim nasibim deriz.'' ''Nasibin varsa gelir Hint’ten Yemenden, nasibin yoksa ne gelir elden.'' Kazanmanın ve kaybetmeyi güzel bir deyimle anlatmışlar. Büyük bir öz güven ve çaba ile kazanıp biriktirdiğimiz para ve malların kime nasip olacağını bilemeyiz. Oğlum ve kızım var deriz, kazancımız bunlara kalacak deriz. Oğlumuzun ve kızımızın kiminle evleneceğini bilemeyiz. Kazancımızın kimlerin yiyeceğini hayal bile edemeyiz. Toplumun bir parçasıyız, toplum bilinçli kültürlü olursa yaşamın rahat ve düzenli olur. ''gelin ata binmişte, ya nasip demiş.'' Bence nasipli insan tertipli, düzenli, çalışkan, araştıran birey olsa gerek.

          Çocukluğumda rahmetli babamdan dinlediğim ve hala toplumda konuşulan nasiple ilgili sözleri sizlere aktarmaya çalışacağım. 1-Kör kurt:'' Köyün birinde varlıklı zengin bir ağanın koyun sürüsünü güden bir çoban varmış. Çoban koyunlarını serinde çıkartır dağ bayır yayar, karınlarını doyururmuş. Hiç bir hayvanını kurda kuşa kaptırmamış, ağasından ve çevre köyün çobanlarından takdir alıyormuş. Bir süre sonra koyunlar eksilmeye başlamış. Çoban bunun farkında ama elinden de bir şey gelmezmiş. Her iki günde, üç günde bir koyun kayboluyormuş. Ağa, çobanı çağırarak, - Nasıl oluyor da koyunlar her iki, üç günde bir kayboluyor. Çoban:--Ağam, valla elimden geleni yapıyorum bende anlamıyorum nasıl kaybolduğunu. Kurt gelse, hırsız gelse köpekler havlar. Ölse ölüsünü veya leşini buluruz. Ben bu işten, bir iş anlamadım. Ağa aklından ( bu çoban yıllardır yanımızda çalışıyor bir yanlışı ve hatasını olmadı, biz iyi bakamıyoruz. Canı istedikçe bir koyun kesip yiyor) der. Çoban da bu iş nasıl oluyor der araştırmaya başlar. Koyunlarını salar ovaya kendisi de yüksekçe bir yere çıkar seyreder koyunları. Akşam üzere bakar ki bir koyun sürüden ayrılır kayalıklara doğru gider. Çoban koyunu takip eder. Bir mağaranın önüne gider ve oraya yatar. Mağaradan bir kurt çıkar hayvanı yer. Kurttun gözleri kördür.  Çoban ''Hey Allah'ım cümle canlının nasibini veren, kör kurttun nasibini de verensin ''der. Gelir bu olayı ağaya anlatır. Kimse kimsenin nasibini yiyemez. Bazı insanlar zengin ve varlıklı olurlar ama mallarını yiyemezler. Sadece o malın sahipliğini ve korumacılığını yaparlar. Bazıları da kazandığını ağalar paşalar gibi yerler. 2-Mercimek: Köyün birinde yaşlı bir bey ölür. Hoca ve köylüler cenazeyi yıkarken ağzında bir mercimek tanesini görür hoca alır ve köylülere dönerek,(bu rahmetlinin nasibi olsaydı bu taneyi yer yutardı demek ki nasip değilmiş.) Köylülerden biri alır mercimek tanesini cebine koyar. Mevtayı defnederler. Köy meydanında toplanan köylüler, rahmetli hakkından konuşurken mercimek tanesini de bir taşın üstüne koyar incelemeye başlarlar. Rahmetli bunu pilavla yemiş, diğeri hayır çorbayla yemiş diye tartışırlarmış. Köye gelen biri topluluğa selam verir .-N e yapıyorsunuz burada der. Köylüler de şu mercimeğe bakıyoruz derler. Yabancı mercimeği ağzına alır, köylülerin şaşkınlığı içinde çiğner yutar. İçlerinden biri demek ki bu mercimek bu arkadaşın nasibiymiş der. ... ''Balı parmağı uzun yemez, nasiplisi yer. '' bu atasözü kısaca her şeyi anlatıyor olsa gerek. 3-Kırk naip: Ben yedi sekiz yaşlarındayken babam '' Oğlum bir misafir kırk nasibiyle gelir, birini yer otuz dokuzunu bırakır gider'' derdi.  Bende (baba gelen misafirler ne portakal ne elma nede bisküvi getiriyorlar. Nerde bunun nasibi derdim.) babam başımı okşar ( Oğlum bunu şimdi anlamazsın, büyüyünce anlarsın derdi.) Yıllar sonra rahmetlinin sözünü hatırladığım da, ne kadar haklı olduğuna kanaat getirdim. Bir insan bir insanın yanına geldiğinde kırk nasiple gelir. Nasip; fikir alışverişi, nasip; konuşarak sorunlarını paylaşmaktır. nasip; karşılıklı konuşarak bilmediğini öğrenmek, eksiklerimizin tamamlanması demektir. Nasip; bulunduğun ruh atmosferinden başka âleme götürmektir. Nasip; ortak noktaları iki kişinin bulup çıkarması, birlikte hareket etmesi. Nasip; çaresiz gibi gördüğün dertlerin dermanının olduğunu bilip paylaşmandır. Nasip; birlik, dirlik, beraberlik ve yardımlaşmanın kol kola olduğudur. vb… Şimdi anlıyorum ki bir araya gelen kişiler nasibiyle beraber gelirlermiş. Naip yemeden içmeden daha önemlisi fikir düşünceyi paylaşmaktır. Kısacası demokrasinin ta kendisini anlatırmış rahmetli. Öz eleştiri, yanlışı düzetme, doğruda hemfikir olmak.

             HER GÜZEL DÜŞÜNEN, ÇALIŞAN, ÜRETEN İNSANIN NASİBİ BOL OLSUN.

 

  Süleyman Erkan  13-09-2013  Erdek..