TATİLDE YAPILMASI GEREKENLER

Mustafa UÇURUM

 

            Rüzgârın şiddetli olmayanını severim. İnsanın saçlarını hafif hafif dalgalandıranını, uçurtmayı nazlı nazlı salındıranını severim. (Bu rüzgârın ne Gandi’nin rüzgârıyla (!) ne de Sarıgül’ün kapıldığı rüzgârla hiç ilgisi yok.) Belki de uçurtmalara olan tutkunluğum da bu yüzdendir. Bir rüzgâr başlamaya görsün, hemen araç gereçleri çıkarıp uçurtmamı yapmaya başlarım. Bu yüzden her zaman iyi rüzgârlara ihtiyacımız var. İçimizi onaracak, bizi alıp çocukluğumuza götürecek, içimizdeki bütün fenalıkları alıp dağların ardına savuracak güzel rüzgârlara ihtiyacımız var.

            Artık şu bilinmeli ki rüzgâr büyüklerin elinde. Küçükleri, geleceğin umutlarını yönlendirmek büyüklerin onlara göndereceği rüzgârda saklı. Bir çocuğun hayatında kat edeceği yolu inşa edecek büyüklerinin daha emin adımlarla hareket etmesi gerekiyor.

            Biz görmedik, biz yaşamadık, çocuklarımız bari rahat etsin gibi bir mantıkla yapılan sınırsız hoş görüler, ileriki zamanlarda ailelerin yaşayacağı sıkıntıların temelini oluşturmakta. Çocuklara çocukluklarını yaşatırken, temellerini de sağlam attırmak gerek. Her şeyi yaşasın, her şeyi tatsın gibi masum görünen yürek okşamaları, ileriki yıllarda doyumsuz gençlerin etrafımızı kuşatmasına sebep olmakta.

            Yaz tatilindeyiz. Çocuklar tatilin keyfini çıkarsın diyerek onlara sınırsız imkânlar sunmak onlara yapılacak en büyük fenalıktır. Zaten çocuklar öyle bir hale geldi ki tatil olsa bile bilgisayarın başından kalkmadan, temiz havayı teneffüs etmeden gönüllü bir hapis ortamında tatillerini yaşamaktalar. Bir anne baba eğer bilgisayarı kapatıp çocuğuyla daha fazla vakit geçirebiliyorsa, bu çok büyük adımdır. Çocuğunun elindeki bilgisayarı kapatma basiretini bile gösteremeyen bir aile büyüğünün çocuğu üzerinde ne kadar bir yaptırımı olabilir,  oda ayrı bir konu.

            “Çocuklar asi oldu, gençlik nereye gidiyor.” diyerek ver yansın edenler, bir kez olsun kendilerine baksalar sorunun kaynağını görebilecekler. Gece yarısına kadar sokakları mesken tutan bir gencin anne ya da babası; “Bırakalım, onlar genç,” diyorsa suçu ne gelişen çağdan aramalı, ne de başka yerlere derman sormalı.

            Çocuğuna tatilde her gün belli sayfa kitap okutturan, onu saçma sapan ortamlardan uzaklaştırıp kendini gösterebileceği eğlenceli kurslara yönlendiren ( ki bu kursların artık birçoğu devlet tarafından ücretsiz düzenlenmekte) onları yanlarına alıp vakit geçirebilen anne babalar en büyük zaferi kazanmışlar demektir. Bilgisayarda oyun oynamak yerine yüzme kursuna giden, elindeki gitarın tellerlini titreten gençten kimseye zarar gelmez.

            Yazları her camide kurslar açılmakta. Çocuğun bu yaşta gideceği kursta alacağı eğitim, onun geleceği için de önemli bir adımdır. “Arkamızdan Fatiha okuyacak kimsemiz yok.” diyenleri çok duymuşuzdur. Yaş ilerleyip de cenazesinin başında bir Fatiha, bir dua okuyabilenlerin çoğu, bunları çocuk yaşlarda gittikleri kuran kurslarında öğrenmişlerdir.  Malum, okullardaki Din Kültürü ve Ahlak dersleri yalnızca kültürel hale getirildiğinden cami kursları bu anlamda çok önemli bir yere sahip.

            İyi bir rüzgâra hepimizin ihtiyacı var. Çocuğuna kitap hediye eden bir büyüğü, onun için en güzel hareketi yapmış olur. Kitabın hediye edilecek bir materyal olduğunu çocuklara unutturmamak gerek. Çocuğa karne hediyesi olarak bilgisayar alınırsa, birkaç yıl sonra doyumsuz bir genç ile karşı karşıya kaldığında ne yapacağını bilemez hale gelir. İlköğretim çağında hediyesi bilgisayar olan bir çocuğun sonraki yıllardaki beklentisini varın siz düşünün.

            Yaz rüzgârı güzeldir. Sıcak eser. Hafif bir serinlik de olursa bu keyfe diyecek olmaz. Her şeyin elimizde olduğu bir zamanda, yönünü kendimizin verebildiğimiz bir zamanda, daha geç olmadan çocuklarımızı güzelliklerin koynuna beraber bırakalım. İş işten geçtikten sonra ah u figan etmenin kimseye faydası yok. Bir rüzgâr yakalar yakalamaz tutun çocuğunuzun elinden, takılın bir uçurtmanın ipine. Kurtarın çocuklarınızı bilgisayarın saldığı gerçek ve sanal radyasyondan. Acele edin, rüzgâr geçmeden.