MEKTUP

Eski köy işleri ve sağlık bakanı Sayın Dr. Cevdet Aykan’dan bir mektup aldım. Çok sevindim. Sevincimi okurlarımla paylaşmak istedim. Sevgiyle sunarım. R. C.

 

Dr. Cevdet Akyan 22.08.13

Sayın Canbolat,

“Aydınlığa Doğru” kitabınızı ilgi ve özel bir merakla okudum. Çocukluğunuzun anıları olan köy hayatınızın ve sonraki yıllarınızın aydınlığa doğru çabalarınızda, iyiliklerini, rastlantılar olarak yaşadığınız iyi insanlık hallerini, hayatın öngörülemeyen yönlendirmelerini güzel anlatmışsınız; Köy anılarınızın benzerleri bir nahiye müdürünün çocuğu olarak benim de çocukluk yıllarımın anıları, öğretileri oldu. “Kuşluk vakti davarın gelişini” günümüzde anlatabilecek, bunu anısı olarak bilecek sanırım azdır. Yaşananları gözlemlemede, onu yazmada, ilgiyle okunur kılabilmede özel bir beceriniz, kolaylığınız var.

Yaşananları hikâye etmede, onun içeriğini, sınırını belirlemede ve seçilen amaç da, değişik dönemlerin, toplumların seçimleri de farklı olmuştur. Yazarlar, farklı hikâyeler oluşturmuşlardır. Günümüzde bu farklılıkların neler olduğunu anlatan değişik kitaplar,incelemeler var. Bazılarını “Demokratik Süreç ve Anılar” adlı kitabımı ve ondaki üç kısa biyografiyi yazma sürecim içinde merak etmiş, getirtmiş ve okumuştum.

Kitabınıza ad olarak “Aydınlığa Doğru”yu seçmişsiniz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal 1923 yılında “Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz” der. Geçen 80 yılın olguları içinde kitabınızın ön sözünü yazan Sayın Fatih Şua Tapar’ın ifadesiyle “Ne tam köylü, ne tam kentli olan” milyonlarca vatandaşımız oluştu. Tokat’a her gelişimdeyerelliği korunması gereken değer olarak anlatan, çağdaşı da, tüketim, üretim, gelir sağlama şekli olarak yaşayan, dileyen hemşerilerimi gözlemlerim. Gençlerin Tokat dışında farklı bir hayat, umut özlemlerini ve var olan şartlardan şikâyetlerini dinlerim. Hemşerilerimin çoğunluğu Tokat’ın köylüleşmesinden, karmaşasından, umut vermemesinden şikâyet ederler. Yerelliğin işlevi olmadığı bilinir… söylenir.

Sanırım bunların yazılması, hikâyesinin oluşturulması, zamanın görevi, ihtiyacıdır.

1930’lu yıllarda Tokat’ta ortaokul öğrencisiydim.o yıllarda Tokat, Örtmeliönü’nü pek bilmezdi. Orayı, “ötekilerin yaşadığı” bir yer olarak anlatırlardı.1960-70’li yıllarda Tokat’taki siyasi hayatımda bana yöneltilen, bilinen bir eleştiri, “Alevileri tutuyorsun” şikâyeti olurdu. Alevilere Alevi oldukları için bir yakınlığım, bir ilgim olmadı. Aslında ben Aleviliğin ne olduğunu nasıl olduğunu bu gün dahi bilmiyorum. Alevi hemşerilerimle ilişkililerimde bir farklılık, yabancılık yaşamadım. Onları insan olarak tanıdım, haklarına ve farklılıklarına saygılı oldum; farklı olmalarını – bu ne ise doğal hakları saydım.

Sanırım geçmişin ve günümüzün Alevi hallerini yazmanız, Alevilerdeki değişimleri ve zamanın oluşturdukları, beraberlikleri yazmanız, hepimiz için öğreti olur. Bunun içeriğini, sınırını, amacını ve dilini bulmada sizin yeteneğiniz ve tecrübeniz uygundur. 

Yazdıklarınızda takdir, sevgiyle söz ettiğiniz eşinize, gurur duyduğunuz çocuklarınıza sevgilerimi iletirim.

 

Selam, saygılarımla.”