YİNE GÜMENEK

Aslında piknik sezonu bitti sayılır. Bu konuyu bahara bırakayım diyecektim ama sarı yapraklar arasında yazdan kalma günlerde de belki piknik sezonunu son bir mangalla kapatmak isteyenler olabilir diye bir kez daha Gümenek yazısı yazmak istedim. Hem bu köşemde olsun hem de Vicdan Hareketi Derneği vasıtasıyla Gümenek’teki aksaklıklarla ilgili yazılar paylaşmıştık. Aslına bakarsanız derdimiz piknik ya da mangal dumanı tüttürmek değil, masat bu memleketin her şeyin en güzeline layık olduğunu düşündüğümüzdendir bu veryansınımız.

Gümenek’teki sorunları yazmaya kalksam herhalde birkaç hafta sürecek seri yazılar kaleme almam gerekecek. Fakat şimdilik gördüğüm ve ciddi olarak ilk sıralara koyduğum aksaklıkları söyleyeyim ki hiç olmazda baharda piknik sezonu açılınca kim bilir belki de Tokat’a yakışan bir Gümenek’le karşılaşabiliriz.

Birinci sorun Gümenek’i istila eden köpekler. Neredeyse kaba bir hesapla her piknikçiye beş köpek düşmekte. Hem de artık iyice samimi olmuş vaziyette. Bir anda yanı başınızda, sofranızın dibinde rahatlıkla sizi izleyen köpekler. Çocuklar için büyük tehlike oluşturan köpekler için ne yazık ki hiçbir tedbir alınmış değil. Görevlilerin tavsiyesi var; “Fazla yüz vermeyin.”

Diğer bir sorun; çardakların içinde bulunmayan masalar. Yani oturma yerleri var ama masa yok. Bunun mantığını ne yazık ki hiç kimse kavrayamamış.  Pardon; tek kavrayan kişi orada satış yapan kişiler. Çünkü oraya getirdikleri plâstik masaları piknikçilere beş lira karşılığında kiralıyorlar. Giriş ücreti artı masa kira ücreti; etti yarım kilo et.

Gümenek yıllar var ki doğal şoför adayı çalışma alanı olarak görev yapmakta. Orada bulunan kalabalığa aldırmadan direksiyon dersi verenler hiç eksik olmuyor. Hatta çoğu manzara da aynı. Sevgilisinin gönlünü yapmak isteyen kişiler onlara araba kullanmayı öğretmeye çalışıyorlar ama etrafta oynayan çocukları hesaba kattıkları yok.

Gümenek ile ilgili umudum şudur ki daha yapılacak çok şeyin olması. Eğer bitti, bu kadar deniyorsa o kadar sene beklememiz de boşa gitti demektir. Malumdur ki yapılan birçok şey şimdiden kullanılmaz halde. Bunda halkın bilinçsizce kullanımı da etkilidir ama acaba yapılan çalışmaların bunda etkisi yok mudur düşünmek gerek.

Umut etmek yine bize kalsın. Gümenek gün gelir ki yanı başındaki Yeşilırmak’tan nasiplenir ve ağaçların serinliği ırmak serinliği ile buluşur. Oturanların arasından geçen bir su ve suyun içinde kuğular. Hatta balık tutma alanları oluşturarak pikniğe daha farklı anlamlar yüklemek. Bunlar hayal olmasa gerek. Sivas’ta suyun bile olmadığı yerde şimdi Paşabahçe adıyla bir saklı cennet inşa edildiyse bizde doğal kaynaklar varken neden daha güzeli olmasın? Paşabahçe’nin eski halini çok iyi bilirim. 1993’te Sivas’ta iken Paşabahçe’ye pikniğe gitmeyi bırakın insanlar Paşabahçe’nin yanından geçmeyi bile istemezdi.

 

Havalar soğudu. Yapraklar da yavaş yavaş sararıyor. Yazdan kalma günleri bile arayacağız yakın bir zaman sonra. Evlerin içine, pencerelerin arkasına sığınma vakitleri geliyor. Elbet Allah izin verirse bahar gelecek yeniden. Büyük bir umutla Gümenek yoluna düşecek insanlar. Umuyoruz ki bizi bu kez hak ettiğimiz güzellikler karşılar. Karşılamasa da yapacak başka bir şey yok. Elimizdeki ile yetinmeye devam edeceğiz. Belki de elimizi kolumuzu bağlayan, bize hak görülen şeylerin altında bu hakikat yatıyor.