Şeytan ve şeytanlık

''Kim kazana, kim yiye.'' Kimin kazancını kimin yediğini pek bilemeyiz ama helal kazancını harama çevirecek şeytanların olduğunu hepimiz biliriz. Alın terimiz ve emeğimizle kazandığımızı huzur ve mutluluk içinde yiyemeyiz. Bir muz için şeytan karşına çıkar helalını harama çevirir. Kendisini akıllı, zeki, uyanık, şeytan sananlar gün gelir kendileri yanıldıklarını anlarlar ama iş işten çoktan geçmiş olur.

''Onsa çuval dibi kesen fareler onardı.'' Denir ya. Şeytanca düşünenler bir an iyi, mutlu ve huzurlu olduğunu sansalar da, her zaman huzursuz ve açtırlar. Aç gözlü insan hiç bir zaman doymaz. Doymadıkça daha fazlasını ister, şeytanca ve aldatmaca işlerle uğraşır dururlar.

Her güzelliğin ve iyiliğin karşısında iyilik ve güzellik görmek isteriz. Bazen yaptığın iyiliğin karşılığında cezalandırılmış duruma düşürürler insanı. Kefil olma, borç para verme, emanet eşya vermen sonucunda cezalandırıla bilirsiniz?

''İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.'' Atasözümüz vardır. Bu atasözünden yola çıkarak herkes yardımlaşabilse, olaylara sabır ve akılla yaklaşsa, sevgi, saygı, hoşgörü ön plana çıksa, nefsine hakim olsa inanın şeytan her halde çatlar ölürdü.

Şeytan da diğer meleklerden biri. Allah'ın emirlerine karşı gelince cennetten kovulmuş. Şeytan da Allah'ın emirlerine uyanların yolunu şaşırmak, kendi saflarına çekmek için elinden gelen gayret ve çabayı gösterir. Ateşe tapan şeytan, nefsine hakim olamayan insanlarla kol kola gezer durur. Nefsine hakim olan aklını kullanan insanlara şeytan kolay kolay yaklaşamaz. Bazen kızdığımız zaman ''lanet şeytana” deriz. Öfkemizi, sinirimizi o an için bastırmış oluruz. Olacak olayları önleriz.

Günümüzde hastanelerin, hapishanelerin, adliye saraylarının, hakim ve yargıçların, küslüklerin ve kırgınlıkların bol olma sebebi şeytana bir anda uymamızdandır. Bir işte, trafikte sabırla sebat edenler her zaman menzile varmışlardır. Sabrına sahip çıkamayanlar bir anlık öfkesi için ceza evlerinde yıllarını boşa harcayıp dururlar. Kendilerini de, sevdiklerini de perişan ederler. İyi bir eğitim ve öğrenimini almayan birey, kendine ve çevresine saygısı olmaz. Kendine saygısı olmayan aç gözlü, hırslı, doyumsuzdur. Şeytana uyan, tüm kötülüklere uyan insandır. Eğitimli, bilgili, soran, sorgulayan, yardım eden, paylaşan insanlar hoş görülü, alçak gönüllü, Hızır yoldaşı olurlar. Şeytanlık yapanlar mutlu ve huzurlu olamazlar. Çünkü yetinmeyi ve paylaşmayı bilemezler.

Yaşlı insanların anlattıkları kısa fıkrayı sizlere aktarayım.

Şeytan ve kadın:

Şeytanla kadın arkadaş olmuşlar. Sohbet ederlerken, kimin akıllı olduğunu sorgulamaya kalkarlar. Şeytan “ben senden daha akıllı, zeki ve kurnazım. Aldatmadığım, kandırmadığım, tuzağıma düşmeyen insan azdır” der.

Kadın: “'Sen yanılıyorsun, ben senden daha zeki, akıllı ve de kurnazım.” der.

Şeytan “peki, seninle sözleşelim kim daha çok kan akıtacak. Bir hafta süre. Burada bu saatte buluşalım. Olur mu?'' der. Kadın da ''olur'' der. Ayrılırlar.

Şeytan zaman geçirmeden işe koyulur. Bir marangoz ustasının atölyesine gider, ayak keseriyle çalışmakta olan ustanın keserinin önüne kamga atar, keser kaysın ustanın ayağına gelsin, ayağı kesilsin diye uğraşır durur.

Kadın eve gider rahatına bakar. İkinci günü bir büyük rakı alır eve koyar. Yanına da keskin bir bıçak bırakır. Caminin kapısında cami hocasını bekler. Hoca efendi gelince; ''Hocam benim çocuk evde hasta bir zahmet okur musunuz?'' der. Hoca da ''olur gelin kızım, namazı kıldırayım bir ara uğrarım.” der. Kadın eve gelir hocayı beklemeye başlar. Belirli bir süre sonra kapı çalınır, kadın kapıyı acar. Hocayı eve buyur eder. Hoca içeri girince kapıyı arkadan kilitler. Evde bebek, yanında bıçak ve rakı durmaktadır. Hoca; bu nedir hanım kızım, ne yapmaya çalışıyorsun.” der. Kadın; “hocam ya bu rakıyı içersin, ya bebeği kesersin veya benimle yatarsın.” der. Hoca oyuna geldiğini anlar. Kurtulmak için kadına bin bir türlü dil döker ama nafile. Hiç olmazsa şu rakıyı içeyim de bu kadının şerrinden kurtulayım. Ne de olsa günah benim olur, der. Hoca rakıyı içer. Sarhoş olan hoca ne yaptığını bilemez, kadınla zina da yapar, bıçağı eline alır bebeği de keser. Kadın yarı açık sokağa fırlar. “Ümmeti müslüman yok mu? Adam öldürüyorlar. Çocuğumu öldürdü, ırzıma geçti” diye feryat eder. Kadının ve hocanın taraftarları karşı karşıya gelirler. Kıyasıya bir dövüş olur. Hocanın ve kadının tarafından ölenler ve yaralananlar olur. Sağlamlarını da güvenlik güçleri hapse atar.

Bir hafta sonunda şeytanla buluşan kadın, “yaptıklarını anlat bakalım.'' der. Şeytan “ben bir ustanın ayağını kesmeye uğraştım, beceremedim.” der. Kadın ''benim tarafımdan dört ölü altı yaralı, hocanın tarafından altı ölü, dokuz yaralı var. der. Şeytan hayretler içinde kadına bakar. Sen benden daha akıllı ve kurnazsın. Benim adım şeytan.” der...

        Elbette bu bir varsayımdır. Şeytana uyanın erkeği, kadını olmaz. Hayatta herkesle kavga edin ama asla kadınla kavga etmeyin. Sonunda yenilen ve kaybeden siz olursunuz. Aslında Dünyayı yöneten ve yön verenler kadınlardır. Yer yüzündeki tüm güzellikler ve eserler kadınındır. Tüm kötülükler de kadının eseridir. Doğuran, besleyen büyüten, eğiten hep kadınlardır. Erkeklere kadınlar acımayı, merhamet duygularını vermişlerdir. Bazılarına da öfkeyi kini, nefreti vermişlerdir.

''Şeytanla her savaşa korkusuzca varım... İnsan şeytanlaşırsa işte ondan korkarım.'' Mevlana.

Saygıdan, sevgiden, hoşgörüden yana olan barış ve huzur içinde yaşamayı arzulayan dünya insanına selam...

 

 

      Süleyman Erkan  22-09-2013 halkalı istnbl..