Düzeni Değiştiriyorsunuz Da...?

Bu anlatacağım olay Tokat’ın bir köyünde olmuştur. Genel seçimler sırasında bir milletvekili adayı seçim propagandası için bir köye gider. Köy meydanında büyük bir kalabalık karşılar. Tanışma ve hoşbeşten sonra, kalabalığı gören aday moral bulur ve başlar konuşmaya…

               “ Köy yolunu asfalt yaptıracağım.

                Köyün içme suyu şebekesini yenileyeceğim.

                Köyünüzden geçen dereye sulama göleti yaptıracağım” der.

                Milletvekili adayı köye yapacaklarını bir bir anlatır. Köylü sessiz sedasız dinler. Aday, köylülere “bana soracağınız sorunuz varsa cevaplandırabilirim” der. Köylülerden yaşlı bir amca “benim var” der. Mikrofonu eline alır. Başlar anlatmaya:

                “Konuşmalarınızı çok beğendim. Köyüm adına yapacaklarınızdan dolayı çok teşekkür ederim Böyle güzel bir konuşma dinlediğim için çok memnun oldum.”der. Milletvekili adayı yaşlı amcanın bu övgüsüne çok sevinir. Yaşlı amca konuşmasına devam eder.

              “Milletvekillerin maaşlarında değişiklik yapıyorsunuz.

               Benzine mazota zam yapmayı biliyorsunuz.

               Teröristlere af gelmesi için yasada değişiklik yapıyorsunuz.

               Düzenin değiştirilmesine çalışıyorsunuz da düzülenin değiştirilmesine neden çalışmıyorsunuz?”der.

              Yaşlı köylünün ifade ettiği gibi teröriste af çıkarmak için yasa değiştirmeye çalışan, AB, ABD istedi diye yasalarını onların isteklerine göre düzenleyenlerin açıkladıkları “demokratik paket”ten; emekli, işçi, asgari ücretle çalışan, köylü, öğrenci, memur, gazi ve şehitler için ne çıktı, hiç bir şey …

Fakirin, fukaranın ve yetimin derdine derman olacak bir çaresi var mı? Yok.

Cari açık almış başını gidiyor. Sıcak para gelmez oldu. Üretim azaldı. Tüketim arttı. Kişi başına düşen milli gelir azalmaya başladı. Gelir dağılımı bozuldu. Fakir daha fakir ve zengin daha zengin oldu. Bankalara borçlananların sayısı artı. Hükümet bankalara söz geçiremez oldu. Bankalarla anlaşıp, bayramdan önce memurlara promosyondan alınan ücret ödenecekti; söz verdikleri halde onu bile beceremediler. Mesela; Gelir dağılımı deyince aklımıza her zaman şu örnek geliyor. Japonya’nın yıllık milli geliri 2011’de 4, 5 Trilyon dolar iken, dolar milyarderi sayısı 26 idi. Japonya’nın 2013’te milli geliri 5 Trilyon dolar iken dolar milyarder sayısı yine 26’dır. Milli geliri attığı halde dolar milyarder sayısında artış olmamıştır. Türkiye’nin 2011’de yıllık milli geliri 880 milyar dolar iken dolar milyarderi 26 iken bu gün Türkiye’nin milli geliri 896 milyar dolar ve dolar milyarderi sayısı ise 52 olmuştur. Bu çarpık gelir dağılımı halkın fakirleştiğini çok açık bir şekilde ifade etmektedir.             

              Açıklanan “Demokratik paket” kimler için ne getiriyor:

* Türk olmayan unsurlar için ayrıcalıklar.

*Teröristler için serbestlik.

*Gayri Müslimler için tazminat.

* İki dilli iki milletli bir devletin oluşum çalışması.

*Devlet ve millet fikrinin hafızalardan silinmesi.

*Üniter yapının bozulması.

*Türk’lüğün aşağılanması.

*Kürt devletinin alt yapısının hızlandırılması.

*APO’nun önerisiyle eş başkanlığın getirilmesi.

*APO’nun serbest kalması için alt yapının hazırlanması.

*Dar bölge seçim sistemiyle parti sayısının ikiye çekilmesi ve diğer partilerin yok edilmesi.

*Partilere hazine tarafından yapılan yardımın azaltılması ve eşitlik ilkesinin yok edilmesi.

*Ceza evlerinin sayısı artırılacak. Yeni adliye sarayları yapılacak.

*İfade ve düşünce özgürlüğünün zapturap altına alınması.

*Gösteri ve yürüyüşleri kanununda değişiklik yapılması.

*“Andımız”ın okullarda söylenmesinin kaldırılmasıyla Türklük bilincinin yok edilmesi.

İşte bütün bu sıraladığımız nedenler fakir ve fukaranın, asgari ücretle çalışan işçinin, emeklinin ve köylünün geçimine çare olabiliyor mu dersiniz?

Hayır... Başka?

* Farklılıklar öne çıkarılarak düşmanlıklar körükleniyor.

*Nefret suçu adı altında cezai müeyyideler getiriliyor.

 

* Daha ne getirilsin yetmez mi bunlar?