Takdir Etmesini Bilen Yönetici

Değerli genç yönetici dostum,

Sana tecrübelerimi anlattığım zaman, sanki karşımda yüzlerce, binlerce geleceğin yöneticisi varmış da onlara sesli mektubumu anlatıyormuşum gibi bir his duyuyor ve bu heyecanla sana mektuplarımı yazıyorum. Atalarımız ne demiş “Kızım sana söylerim, gelinim sen anla” aslında sana yazdığım şeyi her insan okumalı ve kendine pay çıkarmalı.

Bugünkü mektup konumu da “takdir etme” üzerine yazacağım. Gerçek takdirin insana neler kazandıracağını anlatacağım sana. Umarım sana, okuyana ve okutturana faydalı olur.

Sevgili genç yönetici dostum,

“Takdir etme” kısaca karşımızdaki insanı, muhatabımızı beğenmek, bir ileri anlamı da onun değerini anlamak ve bunu söylemek. Beğendiğimizi söylemek kolay iş ama beğendiğimizi söylediğimiz insana bunu inandırmak ve onu anlamak en zor iş. Ama her işin en zor olanı da en anlamlı olanıdır. Bunu sen de biliyorsun. Ağızdan çıkan söz yürekten gelmezse inandırıcı olmuyor işte.

Sevgili yönetici dostum,

Ben seni takdir ediyorum. Bunu söylüyorum. Bu takdir etmemin ilk aşaması. Bundan sonra seni takdir ettiğimi sözle söyledikten sonra bu mektuplar ile yazıya döküyorum. Bununla da kalmayarak gerçek takdir, karşımızdaki insanın işi olmayacaksa, düşüncesi yanlışsa onu da gerçek manada söylemekten geçiyor. Bunu ben de sana yapmaya çalışıyorum. Bazılarının engelli bir dostuma söylediği gibi “sen engellisin, o yüzden yanlış düşünüyorsun” diyerek kafadaki engeli ortaya dökmüyor ve “dostum sen genç yönetici olduğun için havalısın, göklerde uçuyorsun, o yüzden yanlış düşünüyorsun” da demiyorum. Çünkü insan hata yapar, yanlış düşünebilir. Yanlış düşünmek kişiden kişiye değişir. Ben sana doğrularımı anlatırım, gerisi sana kalmış. Anlattıklarımı değerlendirecek bilgi, akıl ve tecrübe sende var buna inandığım için sadece sana tecrübemi ve bilgimi anlatıyorum. Senin de bunu bilmeni, anlamanı takdir ediyorum.

Sevgili dostum, genç yönetici kardeşim,

Takdir etmesini bilen yönetici, yönetimi altındakileri tüm insanları, kıskançlık ve haset duygularından arınarak takdir etmesini bilmeli. İyi iş yapanı gücü oranında ödüllendirerek, mesela her insan iyi iş yapar, bunu kadın gibi, engelli gibi, yaşlı gibi toplumda güçsüz sanılan insanların yapması daha çok takdir görmesi gereken iştir. Bu yüzden sen öncelikle bunları takdir edeceksin ki, mutluluğun artsın. Bu güçsüz sanılan engelli, kadın, yaşlı gibi, aslında vefa duygusu güçlü insanlardır. Bu yüzden senin gerçek manada takdirini onların anlayacağına inanıyorum. Ama sen öncelikle bu kesim olmak üzere başarılı işler yapan herkesi ödüllendirmeye, kötü işler yapanı da iyi işler yapacak seviyeye getirecek konuşma ve eğitimler yapmaya bakacaksın ki, o zaman senin adil yöneticiliğin senden seneler sonra da övgü ile dillerden dillere anlatılsın, yazılsın, kitap olsun, film olsun, dizi olsun. Seni görmeyen bile kitaplar ile filmler ile seni sevsin… Recep Yazıcıoğlu’nun iz bıraktığı gibi…

Değerli dostum, sevgili yönetici kardeşim,

Anadolu’nun bir ilinde Tarih Profesörü öğrencilere “Cumhuriyet Tarihinde bu ilde görev yapan valilerin özgeçmiş ve yaptıkları hizmetleri anlatan bir tez hazırlayın“ diye tez konusu vermiş. Bu öğrenci grubu da heyecanla, çok kaynak buluruz diyerek önce Üniversitenin Kütüphanesine koşmuşlar. Bakmışlar ki sadece bir vali hakkında birkaç tane kitap var. Burada kaynak az diyerek bu sefer, İl Halk Kütüphanesine gitmişler. Görmüşler ki gene başka valiler hakkında sadece resimleri, görev yılları var iken o takdir etmesini bilen yönetici vali hakkında 5 veya 6 kaynak ile karşılaşmışlar.  O vali hakkında çok kaynak var iken, başkaları hakkında olmamasına hayret etmekle beraber görmüşler ki, O vali halkını sevmiş, takdir etmiş ve iz bırakmış. O’nun hakkında kitaplar yazanlar da o validen takdir ve sevgi gören insanlar imiş. Hatta o vali hakkında kitap yazan birinin engelli olmasına da şaşırmışlar. Yani takdir etmesini bilmiyorsan bir yönetici olarak, kimi takdir edeceğini de fark edemiyorsan unutulacaksın. Bir resmin kalacak geride. Ramiz dayının dediği gibi “Kimi ölür toprağa, kimi ölür yüreğe gömülür yeğen.”

Sevgili yönetici dostum,

Takdir ettiğin insana, takdir ettiğini söylemen yetmez. Onu dinlemen, güzel fikirlerini anlaman ve bu güzel fikirler senin aklına gelmiyorsa, beğendiğin takdir ettiğin fikirlerin güzelliğini takdir etmeden hemen harekete geçmen sana artı değer kazandırır. Mesela birisi gelip sana, şurada yaşlı ve muhtaç bir sanatkâr var “ dediği zaman. Sen “Ya nerede benim aklıma gelmedi. Hemen gel ziyarete gidelim, gönlünü alalım” diyerek hemen harekete geçebilmelisin. Sen yardımcı olamıyorsan yardımcı olacak insanlar ile irtibata geçerek, takdir ettiğini söylediğin insanlara yardımcı olmalarını sağlayarak onları motive edebilmelisin.

Sevgili dostum, genç yönetici kardeşim,

Edebiyatla uğraşan gençler ile özellikle ilgilenmeni ve onları takdir etmeni tavsiye ederim. Olur ki, onlardan iyi edebiyatçılar çıkar da ilerde anılarını yazdıkları zaman gerçek manada onları takdir ettiğini unutmaz ve seni yeni nesillere anlatan anılar, kitaplar, şiirler yazarak seni motive ederler. Ama onları sadece “ben seni takdir ediyorum” diyerek kalmayarak yeni eserler ortaya koydukları zaman onları desteklemen, o eserlerin başkalarının da farkına varmalarını sağlaman, gençler ile o eserleri buluşturman sana artı değerler katar.

Sevgili dostum, genç yönetici kardeşim,

“Vermeden istemek Allah’a mahsus” derler. Yani insan karşısındaki insandan bir beklentide bulunacak iken önce kendisine sorsun ”Ben ondan bir şey isteyeceğim, ama ona zamanında ben ne verdim. Yöneticiydim. Güçlüydüm, ona yardım edebilecek konumdaydım ama acaba ben ona ne verdim?” diye sorabilmeli. Ama çok zaman gördüğüm zaman yöneticilerin hepsi olmasa da çoğu yardım etmedikleri, hatta başkalarının da yardım etmesini engelledikleri insanlar için sıkıştıkları zaman  “Ona en büyük yardımı ben yaptım” diyebilecek kadar seviyesizleşebilmekte, kapılarına kendisini takdir etmeye gelmek isteyenlere “Gelmesin” diyecek kadar basitleşebilmekteler. Bu yüzden senin o tür yönetici olmamandan dolayı gurur duymaktayım ve takdir etmesini bilen ve herkese yardım eden güçlü ve merhametli bir yönetici olacağına inancım artmaktadır.

Değerli genç yönetici dostum,

 

Hayat boyunca takdir etmesini bilen, insanlara gücü oranında hatta imkanları da zorlayarak “en iyi takdiri nasıl yapabilirim, yönetimim altındaki insanları nasıl memnun edebilirim ki onlar da benim görevimi bıraktığım zaman bile beni sevgi ile ansınlar. Geride derin izler bırakan yönetici olayım “ diye kafa yormaya devam etmeni ve düşünmeni tavsiye ederim. Bunu da yapacağına inancımın çok yüksek olduğunu da belirterek sana sevgi ve saygılarımın yanında en üstün başarı dileklerimi sunuyorum.