Bayramlarımızı tadında yaşamak...!

Geçtiğimiz günlerde bayramlarımızdan birini daha geride bıraktık. Hayat acımasızca devam ederken, saatlik değişen hızla da ivme kazandırıyor bu sürece.

                Ülke sorunlarının, çevre sorunlarının hatta kendi sorunlarının ayyuka çıktığı günleri yaşarken "Bayram gelmiş neyime..." diyenlerde mutlaka olacaktır.

                Tüm bunlara rağmen bayramlarımız ülke ve millet bütünlüğünün sağlandığı özellerimizdir. Kutlanmaları kaçınılmazdır. İster dini bayram, ister milli bayram olsun yaşatılmaları koşulsuz şarttır.

                İnsani duyguların temeli olan sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşımcılık, neşe, sevinç, coşku, milli onur ve gurur, muhabbet gibi olguların bir çoğu; Ana bilim dalı "AKIL" olan yüce dinin ilâhi emirleri değil midir. Bunlar olmadıkça bu bayramları tadında yaşamakta mümkün olamıyor bir türlü...

                *Bayramlarımız var ki, yukarıda saydığım onlarca güzelliğin, çeşninin harmanlandığı, canların cananlarıyla bütünleştiği, uzakların yakın edildiği, sevdaların vuslata dönüştüğü zaman dilimlerinin adıdır.

                *Bayramlarımız var ki, mazlum bir milletin yaşama haklarının ellerinden alınışına, zulüme karşı başkaldırış mücadelesinin tescillenmiş anıtları ve kanıtlarıdır. Vatan, bayrak, namus adına ülke ve millet sevdasının ortak sesidir bu bayramlar.

                Örf, adet, gelenek ve göreneklerin geleceğe taşınmasıdır, öğüttür, ders vericidir, öğreticidir bayramlar...

                Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetinin bir dönem kuşağı olarak bu bayramları doyasıya, coşkuyla yaşamanın hazzını ve mutluluğunu unutmak mümkün değil. Çocuklarıma, öğrencilerime aynı duygu ve düşünceleri aşıladığım içinde çok müsterihim.

                Üzüntüm bundan sonraki için. Bundan böyle yeni kuşak bir çok güzellikleri yaşayamayacak... Zira bu hakları ellerinden söke söke alındı... Hiç biri farkında değil.

                Dini bayramlarımız, güzel dileklerle, temennilerle, mesaj ve iletilerle, kocaman reklamlarla, mahyalarla, alo...larla başlarken tatile kaçışla yaşanıp bitiyor. Böyle olunca da her bayram bir önceki bayramı aratıp özletiyor.

                Suçlu kim..? Çok sık sorduğum bir sorudur bu...

                Medeniyetin nimeti olarak bilinen ve hücrelerimize kadar girip bizi girdabına alan teknoloji canavarları dostlukları, arkadaşlıkları, komşulukları hatta çocuklarımızı esir aldığı gibi... kutsal değerlerimizi de ipotek altında tutuyor.

                Çünkü, onun kullanım terbiyesi verilmedi, öğretilemedi, alamadık. Hepsini bir anda elimizde bulduk. Zaten amaçta buydu.

                Bir kültür ancak böyle yozlaştırılarak talan edilirdi.

                Bakmayın her evde üç otomobil, her odada televizyon, herkesin elinde cep telefonu, bilgisayarlar olduğuna. Bu birilerinin derin ve köklü kültürümüzü, onca güzelliklerimizi yok etmek için altın tepside sunduğu NİNNİ programlarından başka bir şey değildir diye düşünüyorum. Ve diyorum ki, bu medeniyetin nimetleri uygun yer ve zamanda, çağdaş bir anlayışla kullanılmadığı takdirde İMANI da, İNANCIDA boğacaktır birgün...

                O vakit koca AKİF'E ve Milli Marşımız olan İSTİKLAL MARŞIMIZA hesap verme zamanı doğacaktır...

                Çünkü koca AKİF "Allah bu millete bir daha İSTİKLAL MARŞI yazdırmasın.." sözlerini söylerken ruhundaki fırtınayı anlamamak mümkün değildir.

 

                Buradan hareketle 90 yıldır sarsılmaz bir iman ve inançla korunan CUMHURİYET, 29 EKİM'de sevgi, özlem ve coşkuyla kucaklanırken CUMHURİYET BAYRAMIMIZI TADINDA YAŞAMAK ve KUTLAMAK için o günü bekliyoruz...!"