Ayda en az iki kitap okumalıyız

Son günlerde sürekli okuyorum.  Sonbaharın kışa hazırlık yaptığı günlerde bu düzenli mesai yapar gibi okuma alışkanlığımı sistemleştirmem beni mutlu ediyor. Hatta diri, donanımlı ve yazmaya hazır tutuyor.

            Kitap okumanın yararlarını tartışmak, olumlu ve olumsuz neyi varsa ortaya koymak için vakit harcamak, hazırlık yapmak ya da akademik çalışmaların tamamını bir araya getirmek için yoğun bir çalışmaya kilitlenmeye gerek yoktur.

            Artık okuma kültürünü, seviyesini ve mevcut durumumuzu tartışmasak diyorum.

            Ve bu konu da okul, aile, çevre ve yetkililerin üzerine düşen her şeyi eksiksiz yerine getirmelidir.

            Kütüphanelerimiz sadece okullu çocuklarımızın değil her yaşta insanımızın sürekli uğradığı kültür yuvaları haline getirmek içinde gerekli çalışmalar ve düzenlemeler acilen yapılmalıdır. İnsanların bu güzel mekânlara sürekli uğramalarının sağlanması şarttır.

            Çok basit tanımıyla; “Herkesin yararlanması, okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane diyoruz ama oraya belirli yaş gurubunun, dahası okullu çocukların, gençlerin gitmesi gerektiğini düşünüyor ve onaylıyoruz.”

            Elimde Cengiz Aytmatov’un “ Gün Olur Asra Bedel”, Miraslı Bekirli’nin yazdığı 1944 yılında dört yaşında bir çocuk iken Bolşevikler tarafından sürgünü gönderilen Ahıska Türklerini ve Ali Musaoğlu’nu anlatan “Sürgün”, Ahmet Gümbay Yıldız’dan “ Günahın rengi” Yusuf Dursun “Cennet Kapısı Çanakkale” romanları, Azerbaycan şairlerinden Rasim Karaca’dan “Siz Ey oradakiler” şiir kitapları çalışma masamda bana gülümsüyorlar.  Onları okuyor ve inceliyorum. En az 10 da dergi var diyebilirim. Yılın belirli ay ve günlerine takılmadan okuma alışkanlığımız ve okuyan insanlara katkımız seri bir şekilde devam etmelidir.

            Okuyucularımın bilgisi olsun ki; İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri, Ankara’da Milli Kütüphane, Millet Meclisi kütüphanesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi kütüphaneleri ülkemizin büyük kütüphaneleridir.

            Bunlardan Milli Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kurulmuş olup, bugün 620.000’nin üzerinde kitapla hizmet vermektedir. Kütüphanelerimizin tamamında yaklaşık 6 milyonun üzerinde kitap mevcuttur.

            Yaşadığımız yüzyıl, bilgi, ilerleme ve kültür alanında beslenmemizin çok önemli olduğu dönemdir. Dünya hayatında başarının anahtarı olan bilgi ve kültür için gıda kaynağımız kitaplardır.

            Dün, bugün ve sağlıklı yarınlara emin adımlarla yürümemiz için gerekli her şey kitapların yaprakları arasında bizi beklemektedir.

            Okumak, insanlara düşünce ve ufkunu geliştirip, geniş bir görüş açısı sağlayarak, olayları inceleme yeteneği kazandırır.

            Dahası, geniş kelime dağarcığı, yani düşünce kapasitesini ve kültür düzeyini artırır.

            Okumak; doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %60’ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş toplumlar, gelişme yolunda hızlı ve güvenli adımlarla yoluna devam edecektir.

            Biliyoruz ki öğrenmek bütün bir hayata yayılan bir süreçtir. İlkokula başladıktan sonra giderek gelişen öğrenim süreciyle birlikte ihtiyaç paralellinde çalışmaların disiplinli bir şekilde yürütülmelidir.

            Eğitim-Öğretim yıllarında öğretmenler öğrencilerin özel ve gizil güçlerini keşfedecek, tespit edecek ve yönlendirecek. En sağlıklı çalışma metoduyla hayat boyunca kolay öğrenmeyle başarıya rahat ulaşacaktır.

            İnsanımız her ay en az iki kitap okumalıdır. Bu yılda en az yirmi dört kitap demektir ki dünya standartları anlamı taşımaktadır.         

 

      22.10.2013 / Ankara