Niksar Belediyesi'nden İki Güzel Kitap : M. Hâlistin Kukul "DÂNİŞMEND GAZİ DESTANI"

Şanlı Türk târihi; okuyup, anlayıp, idrâk edenler için altın sayfalarla doludur. Cömertlikten kahramanlığa, tevâzûdan cihângîrliğe, vatan, millet, bayrak, Peygamber, Allah aşkından nezâket ve fedâkârlığa, hoşgörüden gazilik-şehitliğe uzanan her merhalede, onda, ihtişamlı numûneler bulmak mümkündür.

    Sözü; Prof. Dr. Necati Demir tarafından hazırlanan ve Niksar Belediye Başkanlığı tarafından yayınlanan "Dânişmend Gazi Destanı"na getirmek istiyorum. Arzum odur ki, 408 sayfalık bu ilmî eserin, bütün Türk târihi ve Türk edebiyâtı sevdâlıları tarafından okunması, mâzînin parlak sayfalarının şuûrlarına ve gönüllerine sindirilmesidir.

Bir emâneti ehline verirseniz, o da, gerektiği zaman, onu ehline verir. Millet; emâneti, Duran Yadigâr gibi Türk kültürü hayranı ve hizmetkârı bir Belediye Başkanı'na verdi; O da, bunu, işin ehline / erbâbına havâle etti.  Böylece; takdîre şâyan bir eser vücûde getirildi.

Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr, eseri "SUNUŞ" yazısında şöyle diyor: "Niksar bir destan başkentidir. Anadolu'da teşekkül etmiş ilk Türk destanı olan Dânişmend Gazi Destanı'nın başkenti Niksar'dır.

Niksar, iki Türk devletine başkentlik yapmıştır. Bunlardan biri Anadolu'da kurulan ilk Müslüman devletlerinden olan Dânişmedli Devleti'dir. Diğer ise, Taceddinoğulları Beyliği'dir.

Niksar, bir tarih şehridir... Tarih içersinde inşâ edilmiş kalesi, surları, türbeleri, çeşmeleri, kervansarayları, mezarlıkları, medreseleri, câmileri, kütüphâneleri, köprüleri... ile Niksar, Türk kültür hayatının önemli bir açık hava müzesidir.

( . ) Tarihin derinliklerinden gelip sonsuza doğru giden yolda Niksar, atalarından kalan miras ve bundan sonra ürettiklerini birleştirip yürümeye devam edecektir. Bir yandan kalkınmasına devam ederken, bir yandan da kültürüne sahip çıkacaktır."

    Eseri hazırlayan Prof. Dr. Necati Demir ise; ÖN SÖZ' ünde şu takdîmi yapar: " Dânişmend Gazi  Destanı..yaşadığımız coğrafyada teşekkül etmiş üç destandan ve Anadolu'da kaleme alınmış ilk yazılı eserlerden biri olması gibi seçkin özelliklere de sahiptir.

Eser, bilindiği gibi, yüzyıllarca önce yazılmıştır. Anadolu'yu vatan yaparken, hayatını ortaya koyanların torunları olarak bizler, bu sıkıntıları öğrensinler, vatanlarının kıymetini bilsinler diye kaleme alınmıştır.

     ( . ) Bu çalışma; Giriş, Dânişmend Gazi Destanı'nın Türkiye Türkçesine Aktarılışı ve Metinde Geçen Özel İsimler Dizini'nden oluşmaktadır."

Battal Gazi'nin torunlarından olan Ahmed Dânişmend Gazi ( ?- 1105 ), 1063'ten îtibâren Sultan Alparslan'ın hizmetini girmiş, birçok beyle berâber, Anadolu'da birçok fetihlerde bulunmuştur.    Kaynaklarda, O'nun; Dedesi Battal Gazi'ye benzeyen bir şahsiyete sâhip olduğu söylenir:  Dânişmend Gazi, bilgili, her yönden güvenilir, vatansever, cesur bir kumandan olduğu kadar, fazîletli, dindâr, âlim bir zattır.

Haçlılarla yaptığı mücâdeleler, vefât ettiği 1105 yılına kadar sürmüş ve bu mücâdeleler, bugünlere birer cihâd numûnesi olarak intikal etmiştir.

Dânişmend Gazi Destanı; Anadolu'nun Müslüman Türk hâkimiyetine girişini anlatan  müstesnâ destanlardan biri olarak, gerek Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr ve gerekse eseri hazırlayan Prof. Dr. Necati Demir'in ifade ettikleri gibi, Türk edebiyâtı ve Türk kültürü açısından emsâlsız bir kıymettir.

Hem böyle bir eserin, hem de onu, binbir emek ve gayretle hazırlayarak Türk kültürüne hediye edenlerin kıymetlerinin bilinmesini arzu ediyorum.

Böyle güzel bir çalışma münâsebetiyle, Prof. Dr. Necati Demir Bey ve Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr Bey'i tebrik ediyorum. Rabb'im, feyizlerini artırsın!..

                       *    *    *     *

              "  Geçmişten Günümüze

NİKSAR SİKKELERİ"

Sözlük mânâsıyla SİKKE :  " 1. Mâdenî para, 2. Akçe vb. mâdenî paralar üzerine vurulan resmî damga "  ( Bknz: Misalli Büyük Türkçe Sözlük, Kubbealtı Neşriyat,  İstanbul 2011, sy.1108 ) demektir.

"Geçmişten Günümüze Niksar Sikkeleri" adlı eser, büyük bir emek ve titiz bir çalışmayla Koray Gürleyük tarafından hazırlanmış ve Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr'ın, kültüre verdiği önemin netîcesi olarak da hizmete sunulmuştur.

Tabiîdir ki, bu kadarı söylemem yetmiyor. Zîrâ; öncü olan bu iki kültür ve hizmet adamının yanlarında, onlarla birlikte müşterek /ortaklaşa gayrette bulunanları da unutmamak gerekir. Bu müşterek tavrı, hemen, eserin başındaki "takdîmler"den anlıyoruz.

      İki samimî dost takdîmi!..

     Birincisi:  Eseri hazırlayan Koray Gürleyük.

     Yüz dört sayfalık eserinin Önsöz'ünde, Koray Gürleyük şunları söylüyor:

    " 2006 yılından itibaren kayıtlı bir kolleksiyonerim. Niksar paraları ile tanışmam 2008 yılında görev nedeniyle Erbaa'ya atanmam ile oldu. Zamanla Niksar'ın tarihi öneminin yeteri kadar bilinmediğini ve anlaşılamadığını üzülerek gördüm. Oysa ki, sikkeler üzerinde muhteşem bilgiler saklıydı. Çeşitli bilgileri içeren Niksar paralarını; bir yayın altında toplamak, bazı anekdotlarla incelemek, amatörce sorgulamalar yapmak ve istişareye açmak istedim. "

     Doğrusunu isterseniz, bu beş cümle bana çok şey anlattı / anlatıyor. " Koleksiyonerim ", diyor. Olabilirsin / olunabilir, fakat bu yetmez. Niçin? Çünkü; bâzı şeylerle karşılaşmam lâzım yâni beni, bir şeyler yapmaya sevk edebilen " sebepler " olmalı" ve bu sebeplere " merak " duyup " ilgi" gösterebilmeliyim.

    Bu da yetmez tabiî! O şeyin kadrini bilmeli ve anlamalıyım. Peki, bu, sizce yeterli mi? Cevap: Hayır!

     Peki niçin? Zîrâ; onların "üzerinde saklı bilgiler" i idrâk etmeliyim. Sâdece " saklı bilgiler " mi? Hayır! Ya ne? " Muhteşem bilgiler "i idrâk etmeliyim!

      Ve son olarak da şunu söyleyeyim: düşüncelerini, "istişâreye açmak" arzusu, hakîkî araştırmacının en önemli vasfıdır/ olmalıdır. Bana göre; işin, bir başka güzelliği de burada " saklı "dır,  yâni " istişâre "de!..

      İmâm-ı Gazâlî Hazretleri: " İstişâre eden hakîkate ulaşmaktan mahrûm olmaz " diyor.

      Peygamber Efendimiz de: "  İstişâre eden pişman olmaz " buyuruyor.

      Zâten, bu " istişâre'yi / müşterek çalışmayı, ikinci olarak da Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr Bey, eseri SUNUŞ'unda şöyle "ifşâ " ediyor. Diyor ki:

     "  (. ) Hizmet etmekten büyük mutluluk duyduğum bu şehre, " Niksar Sikkeleri " eserini kazandırmanın mutluluğu ile katkıları olan koleksiyonerler Sayın Koray Gürleyük, Necmi Yumuşakkaya, Necdet Dilek, Adnan Acı, Yaşar Çıtak ile Belediye Meclis Üyesi Müjdat Özbay, Fotoğraf Sanatçısı Cihat Taşkın, Tasarımcı Süleyman Altun ve M. Kemal Özbay'a teşekkür ediyorum."

    " Heyet" çalışması budur! Tıpkı, elimizdeki eserde olduğu gibi, böyle çalışmalardan verim alınır. Ve böylece; sâdece bir şehrin değil, bir milletin, bir coğrafyanın ve hâliyle bir vatanın tarihine kayıt düşülür. Bununla da, kuvvet bulunur.

Eserde; açıklamalı, 66 ( altmış altı ) sikke saydım. Pontus, Roma, Bizans, Dânişmend ve İlhanlı Dönemleri'ne ait bu sikkeler, ağırlıkları ve çaplarıyla, Türkçe ve İngilizce lisanlarında "  ön yüz ve arka yüz "lerindeki yazılar açıklamalı olarak sunulmuştur.

Bu güzel çalışmada emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Türk kültürünün, böyle çalışmalarla geleceğe daha güvenli ve emin adımlarla yürüyeceğine inanıyorum.

 

Ve diyorum ki:  Hepiniz sağolun, varolun!