Mazeret Üretmeyi Unutan Üniversiteli

Değerli Üniversiteli dostum,

Uzun zaman olmuş sana mektup yazmayalı. Sana mektup yazmayı özlemişim yani. Dersen ki, bana yazıyorsun ama okumuyorum. Olsun ben yazarak görevimi yapayım. Varsın sen okuma görevini ihmal et. Okumak zorunda değilsin. Sana yazdıklarımı bakarsın okumayı seven başka öğrenci okur ve ibret alır. Ben de işte o umutla sana yazmaya devam ediyorum. Yazma hevesim, yeteneğim, arzum varsa ben yazarım. İsteyen okur, isteyen okumaz. Okumayanın işine de karışamayız ki.

Değerli Üniversiteli dostum,

O kadar Üniversiteli ve liseli gençler ile muhatap oluyorum ki, maşallah hepsi bir mazeret üretim merkezi olmuş. Hiç hataları yok. Hep çok yoğunlar, çok işleri var. Çok meşguller. Sanırsın ki bu gençlik dünyanın en meşgul, en çalışkan ve en bilgili gençliği. Tabii gençlerimiz meşgul ve gerçek manada ilim öğrenen insanlar olacaklar, gelişecekler ama onlardan çoğunun meşgul oldukları şeyler, okumak, öğrenmek ve gelişmek dışında meşgul oldukları şeyler. Çok Üniversiteli de bu uğraşların boş olduklarını okurken anlamıyorlar. Anladıkları zaman da iş işten geçmiş oluyor. Sonu pişmanlıklar. Onları uyaran o yollardan geçmiş bizlerden de kaçıyorlar. Sen hariç. O yüzden ben de sana anlatıyorum.

Değerli Üniversiteli dostum,

Bana diyeceksin ki, hocam sen gençliği mi küçümsüyorsun? Yok, ben gençleri neye küçümseyim ki? Onların oluşturduğu tabloyu anlatıyorum.

Mazeretin pek çok anlamı var. Ben burada bir şeyden kaçınmak için ileri sürülen bahane,  sebep olarak algılıyorum. Gençler nerede ise vurdumduymazlıklarına, tecrübeli insanlardan faydalanmamalarına, okulda, dershanede dersi dinlemeyerek gereken önemi vermedikleri için de okulu kazanamadıkları zaman mazeretleri çok oluyor ama kendilerine “ben ne yaptım da kazanamadım” diye sormuyorlar. Başarıda da başarısızlıkta da insanın payının büyük olduğunu unutuyorlar her zaman.

Değerli Üniversiteli dostum,

Bahane üretme daha genç yaşta hastalık halini alırsa ilerde hayatını da etkiler insanın. Bu hastalık bulaşıcı hal alırsa ilerde çocuklarını ve torunlarına da geçerse gelecek nesillere ne kadar zarar verdiğimizi anlar insan. Bu yüzden sen ve gençler mümkün olduğu kadar mazeret üretme hastalıklarımızdan kurtulmaya bakmalıyız.

“Bunu nasıl yapacağız” dersen,  işte benim bu mektubu yazma sebebim de budur.

Değerli Üniversiteli dostum,

“Üzüm üzüme baka baka kararır” diye bir atasözümüz var biliyorsun. Bu atasözü insanların huylarının taklit ve öğrenme yolu ile arkadaşlarına geçtiğini gösteriyor. Dikkat edersen insanların çoğunun anne ve babalarının ahlaki yapılarına çok yakın kişilik geliştirdiklerini, arkadaş ve akraba çevresini değiştiren bazı insanların çok değişime uğradığına da şahit oluyoruz. Yani insan kiminle oturup kalktığına dikkat ederse hayatı da ona göre şekilleniyor işte.

Değerli Üniversiteli dostum,

İşte mazeret üreten insanlar kimler? Bunlardan çevremizde ne kadar var bir bakalım. Eğer mazeret üreten çevremizde çok insan varsa yavaş yavaş onlardan uzaklaşmaya bakalım ve mazeret üretmeyen ve azimli insanlar ile daha çok, hayata olumlu bakan, umutlu ve sevgi dolu insanlar ile daha çok vakit geçirelim ki, hayatımızın da olumluya doğru gittiğine şahit olalım. Bu insanların yaşlarına, konumlarına,  toplumun onları nasıl gördüklerine değil, onlardan gerçek manada faydalanıp faydalanamadıklarımıza bakarak, onların yanında iken mutlu olup olmadığımıza bakarak faydalanalım. Biz kendimiz için yaşıyorsak kendi doğrularımız hayatımıza yön veren liderler olmalı.

Değerli Üniversite öğrencisi dostum,

“Bir nefes çekmekten ne çıkar”, “Bir yudum içmekten insan ölmez”, “Erkek adam bunu yapar.” gibi sözleri sen bir yerlerden hatırlıyorsun değil mi? İşte mazeret üreten insanlar olmamız da aynen böyle. Hiç mazeret üreten insan değilken, Üniversitede, mazeret üreten insanlar ile fazla haşır neşir olursan belki de zirvelere çıkacak adamken, çukurlara düşen adam olursun.

Değerli Üniversiteli dostum,

Hapishaneler ve hastaneler “Arkadaş kurbanı oldum, keşke onu arkadaş seçmeseydim” diyenler ile doludur. Bunu unutma. Bazen sen bile hayretle çevrendeki gençlere bakarak “Bunlar ile arkadaş olan ben miyim? Bunlar mı benim arkadaşlarım“ diyerek hayret edersin. Sana yaklaşan ve olumlu ve pozitif yaşamını sana aşılamaya çalışan insanları ise yanlış yorumlayarak onlardan kaçarsan, belki de fırsatları kaçırdığının farkına bile varamazsın.

Değerli Üniversiteli genç kardeşim,

“Her şeyi ben bilirim “ mantığı sadece gençleri değil, aynı zamanda siyasetçileri, yazarları, sanatçıları da mahveder. Eğer yanlarında birçok arkadaşları varsa onların asılsız övgülerini gerçek sanarak belki de kendisini gerçek manada seven insanları yanlarından uzaklaştırabilirler. Bir büyük insan der ki “Senden faydalanmak için sende olmayan hasletleri abartarak anlatan insan, sana düşman olduğu zaman da sende olmayan hasletler ile seni kötüler.” Bunu ben her zaman rehber edindim ve çevremin ne dediğine bakmadan yaşlı insanlardan da genç insanlardan da faydalanmasını her zaman bilerek bugünlere geldim. Senin de bundan ibret almanı isterim tabii ki.

Sevgili Üniversiteli genç kardeşim,

Mazeretimiz hiç mi olamaz? diye bana sorabilirsin. Mazeret olur tabii ki. Ama insanın gerçek manada mazeretini muhatabı çok zaman anlar. Çünkü bedenimiz bizim samimiyetimizi her zaman açıkça ortaya koyar. Bizler fizyonomi adı verilen “yüz okuma sanatı” hakkındaki yazıları okuyarak insanların kişilikleri hakkında fikir sahibi olduk. Bazen bunu bilgimizi uygulamaya çalıştığımız zaman çevremizdeki insanlar hayret eder ve belki de bizi kahin gibi görerek uzaklaşırJ Şaka bir yana bu yüz okuma sanatını bence az çok Üniversitelilerde öğrenmeli.

Sevgili Üniversiteli genç dostum,

Bahane üretmenin bir hastalık haline dönüşmeden kendini bir sorgula ve faydalanacağım insanların yanına gitmek için neden bahane üretmekteyim? diye kendine bir sor ve bahane üretmemeye kendi kendine karar ver. O zaman hayatın güzelliklerinin farkına varacak ve hayatı anlamlı ve güzel bulacaksın. Çok insanın hayatı anlamsız ve boş bulmasının sebebi hayatı anlamamaları ve anlamak için de çaba harcamamaları veya anlamak için ısrarcı olmamalarında yatıyor bence. Olumlu insanlar ile uzun vadeli arkadaşlıklar kuran her insan bence zamanla mutlaka olumlu düşünmeye başlar.

Muhabbetle seni kucaklıyorum. Hayatta başarıların hep seninle olmasını temenni ederim.