Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme 3. Sınıf Öğrencilerinin Sorularına Cevabımız

“Recep Yazıcıoğlu’nun Liderlik Sırları” kitabımızın Az Yayınlarından yayınlanması üzerine ülkemizde ve 1984-1989 yıları arasında Valilik yaptığı Tokat’ta kitabımızı okul kütüphaneleri, halk kütüphaneleri ve vakıf kütüphanelerine birer tane olarak armağan etmeye devam ediyorum.

Bunun yanında okullara davet aldığım zaman severek giderek öğrencilere Genç Gelişim, Süper Beyin, Beyin Gücü ve Genç Öğrenci Dergileri armağan etmenin yanında güzel soru sormanın önemini belirtmek için de güzel soru soranlara kalemler armağan etmek bana mutluluk veriyor.

Kendisi Bir Recep Yazıcıoğlu hayranı olan Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Fatih Coşkun Ertaş, 04.Kasım.2013 günü işletme bölümü 3. Sınıf öğrencilerine konuşma yapmam ve Recep Yazıcıoğlu’nu anlatmamı istemişti. Severek katıldığım bu konuşmada 40 kişilik sınıfta sadece 3 öğrencinin soru sormasını yadırgadım ve gençlerin soru sormaktan kaçınması ve özgüven eksikliklerine şaşırdım. Gönül isterdi ki, öğrencilerin çoğu soru sorsun, ben karşımda soru soran, sorgulayan insanlar göreyim. Bu arada 3 soruyu soran öğrencinin de kız olmasına şaşırdım.

Bana sorulan soruları orada cevapladım. Burada da cevaplayarak daha geniş kesimlerin faydalanması güzel olur düşüncesi ile sizlerle paylaşmak istedim.

SORU 1) Sizin, hayatınızda bu yönlü olumlu düşünmenizde etkili olan olay hangisidir?

2) Bizim olumlu düşünmemiz ve hayata pozitif bakmamız için ne yapmalıyız?

3) Ayrıca buraya geldiğiniz için teşekkür ederim. (Cemile GENÇ) 

Cevaplarım

1) Benim pozitif bakış açısı edinmeme sebep olan pozitif düşünceli insanları sevmem ve onlarla her zaman dostluk kurmaya ve bu dostluğu da geliştirmeye çalışmam. Kişisel Gelişim kitap ve dergilerini küçümsemeden onları okumam, okuduklarımı da mümkün olduğu kadar uygulamaya çalışmam. Olumsuzluklar insanı üzer, olumsuzlukları olumlu insanlar ile beraber olarak aşabilir,  olumlu düşünen insanlar ile beraber olarak aşabiliriz. Ama bu sürekli olmalı ve sabırla olacak iş. Ne yazık ki gençler sabırsız olduklarından genelde olumlu düşünen insanların, çok az olumsuz yönlerini gördükleri zaman o çok az olan olumsuzluğa bakıyorlar. Hayata olumlu bakan ve insanların olumlu yönlerini görmeyi de alışkanlık haline getiren insanlar hayatı güzel görmeyi öğrenerek faydalanır ondan.

2) Hayata pozitif bakış açısı ile bakmak öğrenilebilen bir şey. Ama ne yazık ki, gençlerin nerede ise yüzde 99’u hayata negatif bakıyorlar. Hayata pozitif bakmak istiyorsak hayata pozitif bakan insanları araştırarak onlardan faydalanmaya çalışmalıyız. Onlar ile sık sık bir araya gelerek, anlamadıklarımızı sorarak gelişebiliriz. Bu hocalarınız, akrabalarınız, komşularınız hatta size konuşma yapmaya gelen ve o güne kadar tanımadığınız ve etkilendiğiniz insan olabilir. Aynı şehirde yaşadığınız pozitif düşünen insanlar ile iletişim kurmaktan asla çekinmeden siz de onlarla iletişim kurmaya bakın.  Bir süre sonra sizin hayatınızın da pozitif olarak geliştiğini ve değiştiğini göreceksiniz. Ama gençler ne yazık ki pozitif düşünen insanlar ile her zaman iletişim kurmak yerine onlardan kaçmayı tercih ediyorlar. Bu da tabii ki gençlerin gelişmesine engel oluyor. Özgüven her işin başı yani.

3) Buraya geldiğim için bana değil de, beni davet eden, hayata olumlu ve  iyi niyetle bakan Hocanız  Prof. Dr. Fatih Coşkun Ertaş’a teşekkür etmeniz gerekir. Zira ben davet edildiğim her yere gitmeye gayret ediyorum. Çok istememe rağmen davet edilmezsem gitmem de mümkün olmuyor. Beni davet ettiği için ben de Fatih hocaya ve dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum ve her zaman ziyaretinizi bekliyorum.

SORU- Geçen hafta aynı sizin gibi duymayıp da konuşabilen fakat buna cesaret edemeyen bir adamı anlatan film izledim. Mutlaka zordur ama benim merak ettiğim sizi cesaretlendiren kimdi? Ve bizim öğrenmemiz zor olur mu? (Semanur/Samsun )

CEVAP

-Cesaret her başarının anahtarıdır. Bir alim der ki “Nice insan bilgi birikimine sahip oldukları halde cesaret edemedikleri için başaramamışlardır” denersek bir şey kaybederiz belki ama tecrübemiz olur. Denemezsek o zaman baştan kaybederiz. Cesaret bu kadar önemli yani. Güzel konuşmak, düşünmek bir şey ifade etmiyor. Cesaret ederek topluluklar önünde konuşamazsak ve insanlarla konuşmaktan kaçınırsak ne kadar yetenekli olursak olalım bir şey ifade etmiyor. Sizin seyrettiğiniz film de bunu anlatmak isteyen bir şey işte.

Gençlerin çoğu da böyledir. Hep gelişmek pozitif insan olmak istiyorlar ama pozitif insanların yanına her zaman gidecek cesareti bulamayıp hep kendileri gibi olumsuzlukları düşünen insanlar ile zaman öldürüyorlar.

Gençler genelde, özelde lise ve Üniversite öğrencileri olumlu düşünen ve her zaman pozitif insan olamayacaklarını sanıyorlar. Aslında her insanda olumlu insan olma potansiyeli doğuştan var ve bizler ailede, okulda, çevrede olumsuzlukları bilinç altından çevremizden görerek öğreniyoruz. Hep olumsuz insanlar ile otura kalka, pozitif insan olamayacağımız vehmine kapılıyoruz. Halbuki bir genç azimle hep pozitif düşünen insanlar ile dost olmaya karar verse, bunu da devam ettirse bir süre sonra her şeye olmasa da çok şeye olumlu baktığını görecektir. İnsan isterse çok şeyi başarabilir. Ben de olumsuz insandım gençlikte bir an okumanın yazmanın erdemine inanarak daha çok okumaya başladım. Bu olumlu kitaplar, dergiler okumam beni olumlu düşünen insanlara daha çok yaklaştırdı ve sonunda daha çok pozitif insan oldum.

Sizler de pozitif insanları gördüğünüz zaman bu insanlardan daha çok nasıl faydalanabilirim diye düşünerek onlarla arkadaşlık ve dostluk ilişkilerini geliştiremeye bakın derim.

SORU- Öncelikle buraya geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Size sorum şu olacak. Bizi duymamanıza rağmen bizi anlamak için dudak okumayı öğrenmişsiniz. Kelimelere anlam yüklemek zor olmalı. Şimdi siz bizi anlıyorsunuz. Ama bu kelimelere anlam yükleme aşamasında ne hissettiniz? (Güzide Gözlük)

CEVAP

-Evet asıl iş kelimelere anlam yüklemek. Ama insan pozitif düşünürse kelimelerin anlamlarını da çoğu zaman pozitif düşünmesinden dolayı anlamlarda olumlu oluyor. “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır” diyen insan bakış açımızın ne kadar önemli olduğunu anlatmış. Bakın okumayı yazmayı çok sevmeme rağmen hayatımın 40 yılını okuma yazmaya vermeme rağmen ve sayamadığım kitap, dergi, gazete okumama rağmen, her gün birkaç saatimi okumaya yazmaya ayırmama rağmen, insanlar bana bir okuyan değil işitme engelli, başkaları ile iletişim kuramayan ve işitme engelli olmasından dolayı da yanlış düşünen insan gözü ile bakmaktadır. Bunu da genelde bizlerden büyük ama genelde okumaya yazmaya önem vermeyen insanlar yapar. Buna rağmen beni engelli değil de öğrenilecek bir öğretmen, okunacak bir yazar, sevilecek bir insan gören insanlar benden faydalandığını ve onları da motive ettiğimi söylüyorlar. Demek ki bakış açımız önemli kişilere ve olaylara. Bakış açımız güzel olursa güzel düşünmeye, o insanlardan faydalanmaya, faydalandığımız zaman da hayatımıza artı değerler katmasından dolayı da hayatımızdan lezzet almaya başlıyoruz. Demek ki neyi daha çok yaparsak o işte ustalaşıyoruz. Gelişiyoruz işte.

Bu yüzden Güzide Hanım, hayatımızda kelimelere olumlu anlamlar yüklersek o zaman sesler olmasa da o kelimeleri doğru anlamaya başlarız. “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” diye Mevlana ne güzel söylemiş. Yani bizleri bir araya getiren aynı dili konuşmamızdan çok kelimelere aynı anlamı yüklememiz ve aynı duyguları paylaşmamızdan meydana geliyor.

Siz şu 40 kişilik sınıfta herkes ile değil belki 10 kişi ile konuşuyorsunuz, mecbur kalmadıkça bazıları ile konuşmuyorsunuz. Belki de bazıları ile küssünüz. Niye? Çünkü devamlı arkadaş olduğunuz insan ile aynı duyguları paylaşıyor ve seviyorsunuz. Bizim sevgi dediğimiz şey aslında duygularımızın beraber olması işte.

 

Bu konuyu daha geniş anlatabiliriz ama her şeyi tadında bırakmak lazım. Hepinize başarılar diliyorum. Beni buraya davet eden Prof. Dr. Fatih Coşkun Ertaş hocamıza da tekrar teşekkür ediyorum.