Okuma alışkanlığı kazanacağız…

Alanında önde olanlar, kendi yolunda sağlıklı ve bilerek yürüyenlerle bende varım demenin güzelliğini, huzurunu yaşanları ve kendinden emin olanları bilirim.

            Okuyucularımla buluştuğum bu köşemde ısrarla okuma kültürü üzerinde duruyor ve aralıklarla gündemimde tutuyorum.

             Çok sevdiğim milletimin her yaşta ve alandaki fertlerinin okuma alışkanlığı kazanması, isteyerek okuması, kültür seviyesini dünya standartlarının üzerine çıkarması için son nefesime kadar sürekli yazacağım, mevcut ve uygun ortamlarda, sohbetlerimde, salon toplantılarında bilgi ve birikimlerimi paylaşacağım.

            Bilindiği üzere başta fakülteler olmak üzere istatistik kurumları tarafından okuma seviyesi ile ilgili bilimsel araştırmalarda yapılmaktadır.

             Toplum bazında değerlendirmelerin yanında fert olarak da ele alındığında tartışmasız önem belli olmakta ve ihtiyaç olarak ifade edilen ne varsa yapılması gerekli çalışmalar da ortaya çıkmaktadır.

            Neredeyiz, ne yapabiliriz, nerden başlamalıyız ve başarıya ulaşmalıyız.

            Okuma hakkı, zihinsel ve ruhsal gelişmenin temelindeki önemli köşe taşlarıdır. Öğrenmenin önsözü, ileri de olmanın, gelişmenin ve dahi çok şeyin alt yapısıdır.

            Bildiğimiz araştırmacı, bilim adamı ve uzmanlar; okuma alanında söylenmesi gerekli sözleri söylemişler ve asırlar öncesinden bugüne seslenmişlerdir.

            Bu sözlerin birçoğu yarınlarda da nesillere aktarılmaya devam edecektir.

            Okuma anında vücudun organlarının ne kadarı dinlenme, ne kadarı hareket halindedir diye kafa yormak gerek. En önemlisi de beyin hücreleri bu eylemin neresindedir.

            Okuma esnasında hareket halinde olan hücreler tatlı bir gülümseyişle vücudun önemli bir ihtiyacını gideriyor olmanın rahatlığını yaşıyordur.

            Okuma kültürümüz, kitap okuma sayımız dünya seviyesi altında olduğunu biliyoruz.

            Üzüntü verici bir gerçek var ki oran çok düşüktür.

            Üniversite sayısı süratle çoğalan ülkemizde okuma kültürü bir türlü istenilen seviyeye ulaşmamaktadır. Bu inanılmaz derece de üzücü bir noktadır.

            Kendi kendimize geniş tahliller yapma zamanıdır ve cevaplayacağımız soruları sıralamak vaktidir.

-          Neden okumuyoruz?

-          Niçin okumalıyız?

-          Nasıl okumalıyız?

-          Neler okumalıyız?

Bu soruların cevabını bilmeli ve mutlaka gereğini yapmalıyız.

“Yaratan Rabb’inin adıyla oku…” “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu…?”

“Oku, kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren, Rabb’in en büyük kerem sahibidir.” Gibi ayetler üzerinde düşünmeli ve gereğini hemen yapmalıyız.

 “Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahreti isteyen ilme sarılsın, her ikisini isteyen yine ilme sarılsın...” “İlim Çin’de de olsa gidip öğreniniz.” Bu hadisler çoğaltabiliriz.

Okuduğunu anlama, sadece okunan metindeki bilinmeyen kelimeleri anlamlandırmak veya onların sözlükteki anlamını bulmak değildir. Anlamak, okunanı kavramaktır. Kavramanın belirtisi ise metni değerlendirebilmek, ondaki bilgiyi kendine mal edebilmek, onu yorumlayabilmektir.

*“Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkâr fenalık düşünmeye vakit bulamaz.” [ Ahmet Yesevi ]“ *Kültürün dünde, bugünde, yarında tek taşıyıcısı vardır: Kitap. ” [ Cemil Meriç ]

 

                                         01.11.2013 /Osman BAŞ