Başkalarını kıskanan dostluk

Sevgili dostum,

Bizler insanız. İnsan olmak demek sadece olumlu şeylere bakmak demek değildir. İnsan olmamız münasebeti ile olumsuzluklara da bakmak ve olumsuzlukları tamamen ortadan kaldıramasak da olumlu hale dönüştürmeye çalışmak da insanlık ve dostluk görevimizdir.

Sevgili dostum,

Kıskanmak demek, başkalarının sahip olduğu güzelliklerin ondan gitmesi demektir. Ben öyle düşünmüyorum. Toplum genellikle kıskanmayı başkalarının sahip olduğu güzelliklerin onlardan gitmesi olarak algılıyor. Halbuki ben derim ki, insanların sahip oldukları kötü alışkanlıkları da kıskanalım ve kötülüğünü anlatalım ki, belki o insanlar kötü alışkanlıklarını bırakarak daha güzel alışkanlıklar edinirler. İşte kötü alışkanlıkları kıskanmayı ben bu yüzden severim. Ama toplumumuz güzel şeyleri kıskanır genelde J

Sevgili dostum,

İnsanları değil, insanların alışkanlıklarını anlatarak güzellikleri teşvik etmek ve kötülüklerden alıkoymak inançlarımızın en büyüklerindendir. Buna eskiler “Emr-i bi’l ma’ruf, nehy- i anil münker” demişlerdir. Yani “iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak” bizim görevimiz budur.

Sevgili dostum,

Ama günümüzde insanlar nereden, nasıl, ne şekilde kazanıldığını yani haram yollardan para kazanıldığını, gayri meşru yollardan kazanılan paralar ile yapılan işlere bile nerede ise methiyeler düzmekteler ve amaçları onu buna takmak olan, ona buna iftira eden insanları bile eleştirmekten korkmaktalar ve çevrelerine de iyiliği emretmek yerine, kötülükler ve kötü insanlar karşısında susmasını, aksi halde başına kötü şeyler geleceklerini telkin edebilmekte ve bu korkutmayı da korkuttukları insanı sevdikleri için yaptıklarını söylemektedirler.

Sevgili dostum güzel kardeşim,

Sırf kötü işler yapan insanlardan korkmak insana yakışmaz. Kötülüklerin belki kökünü kurutamayız ama kötülüklere giden yolları gücümüz oranında kesmek zorundayız. Çevresine insanları iyi güzel şeyleri aşılayan insanları topluma ve çevremize sevdirmeye çalıştığımız kadar, tüm çabalara rağmen çevresini kötülüklere ve hayasızlıklara teşvik eden insanlardan da uzak tutmaya, onlarla bu tutumlarını terk edinceye kadar mesafeli olmalıyız. Bunu yaparken de akrabamız ya da komşu olup olmadığına bakmadan sadece insani duygularla yapmalıyız. İşte biz bunları yaptığımız için de dostluğumuz güçlü oluyor.

Sevgili dostum,

Boş işler ile uğraşan insanları adam yerine koyup, düğün, cenaze ve bayramlarda hep onları ciddiye alarak sırf komşumuz diye, akrabamız diye yanlarına giderek sohbet etmek, onları adam yerine koyduğumuzu göstermek, sonra da çocuklarımızın tam tersine güzel şeyler yapmasını beklemek bana çok ters geliyor. Sana da ters gelir biliyorum. Sonrasında güzel işler yapan, okuyan,  yazan, çevresini motive etmeye çalışan, onlara dergiler, kitaplar armağan eden insanları sırf engelli veya kadın veya fakir diyerek küçümseyecek tutum takınmamız kelimenin tam anlamı ile “iki yüzlülük“ olur ama ne yazık ki içinde yaşadığımız toplumun çoğunun tutumu bundan farklı değil. Ama biz farklı olmak  “iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan” olmak ve  “iyi insanlarla olmak, kötü insanlar akrabamız ve komşumuz olsa da tamamen ilişkilerimizi kesmesek de mesafeli olmak zorundayız. Bunu sen ve bende adımız gibi biliyor ve bu düstur ile yaşamaya gayret ediyoruz.

Sevgili dostum,

Başkalarını kıskanalım ama güzelliklerini değil, onların kötülüklerini kıskanalım. Kötü alışkanlıklarını iyi alışkanlıklarına döndürmelerine gayret edelim. Biz anlatalım. Anlamayan anlamasın varsın.

Canım dostum, güzel kardeşim,

Bizleri ciddiye alan, başkalarına faydalı olmamız için teşvik eden, bizlerle sadece laf olsun diye zaman geçirmeyen insanlar ile beraber olmanın yollarını arayalım. Amacımız boşa konuşan, boşa zaman harcayan değil, insanlara güzel değerler aşılayan, dergiler, kitaplar ve insanların faydalanacağı güzel şeyler armağan eden, güzel konuşan ve etki eden insanlar olalım. Bunun için kitaplar okuyalım. Dergiler okuyalım, bu dergi ve kitaplar ile bizi tanıştıran ve kaynaştıran dostlarımız olsun. Biz bunu zaten yapıyoruz ama bu güzellikleri paylaşacağımız yeni dostlarımız olsun. Bunun için çaba harcayalım. Bizi anlamayan olursa, çok olsa da bizi anlayacak ve bizden faydalanacak başka insanlar bulmaya ve faydalı olmaya gayret edelim.

Canım dostum,

“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” demiş gelmiş geçmiş en büyük insan. Yani oturmamız, konuşmamız, yazmamız, bakışımızda insanlara fayda esas olsun. Çok insan,  faydayı sadece maddiyat olarak algılasa da biz maneviyata bakalım. Başkalarını kendimize örnek alacaksak manevi yönü güçlü insanlara bakalım. İnsanların nereye bağlı olduklarından çok bize ve insanlığa manevi olarak ne verdiklerine bakarak bundan faydalanmaya bakalım. Yani önyargılarımızı büyük ölçüde aşmaya bakalım.

Sevgili Kardeşim,

Her şeyin maddiyat, menfaat ve çıkar ile ölçüldüğü günümüzde insanlar ne yazık ki kısa süreli çıkarlarını uzun süreli çıkarlarına tercih ediyorlar. İnsanların sevgisini kazanmak uzun süreli bir artı değerdir. Mesela ben 30 yıl önce bile bana kitap armağan eden, beni motive eden, bana güler yüz gösteren, gerçek manada sevgisini gösteren insanları unutmam da, yalandan beni sevdiğini söyleyen insanları eskiden ciddiye alsam da şimdi ciddiye bile almam. Çünkü onların yalanlarını dinliyorsak onlar da yalanlarına devam edeceklerdir. Yalanları konuşmayı seven insandan uzak kalacağız ki, onlar da kendini dinleyecek daha az insan bulsunlar. Daha az yalan konuşarak zamanla yalan konuşmayı unutsunlar. Yani insanların yalanlarını, sahtekarlıklarını kıskanalım ki, onlar da daha güzelliklere doğru yol alsınlar.

Sevgili dostum, güzel kardeşim,

Bazen olumlu düşüncelerden olumsuzluklar, olumsuzluklardan olumluluklar çıkıyor işte.  Mektubumda kıskanalım diye başlık yazdım ama yazımızın içeriğine bakınca hep güzellikler kaleme aktı. Yani olumsuzlukları bile güzellikler zamanla olumlu hale getirebilir işte. Bu da hayatın güzelliklerini gösteriyor bize.

Sevgili Kardeşim,

Kötü şeylere kıskançlıkla bakan dostluğumuzun güzelliklere de gıpta ile bakan dostluk olarak da ömür boyu devam etmesi en büyük temennimdir.

 

Muhabbetle seni kucaklıyorum.